15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü kapsamında uzmanlar, hastalığın erken dönemde sessiz ilerleyebileceğine dikkat çekerek düzenli kontrollerin önemini vurguluyor.
Prostat kanseri erken evrede belirti vermeyebilir
Erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olan prostat kanseri, erken evrelerde herhangi bir belirtiye neden olmadan ilerleyebiliyor. Eylül ayının Prostat Kanseri Farkındalık Ayı olması, prostat sağlığı konusunda farkındalık oluşturulması ve gerekli kontrollerin ihmal edilmemesi açısından önem taşıyor.

Acıbadem Taksim Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Kaya, prostat kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek, şikayetlerin ortaya çıkmasını beklemeden yaş ve kişisel risk faktörlerine göre tarama konusunda doktorla görüşülmesi gerektiğini belirtiyor.
“Prostat kanserinde en önemli noktalardan biri, hastalığın erken dönemde sessiz ilerleyebilmesi olduğundan dolayı, şikayetlerin ortaya çıkmasını beklemeden, yaşınız ve kişisel risk faktörleriniz doğrultusunda doktorunuzla prostat kanseri taraması hakkında konuşmanız büyük önem taşır”
Hangi belirtilere dikkat edilmeli?
Prostat kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir. Bununla birlikte sık idrara çıkma, özellikle geceleri idrara kalkma, idrar yapmaya başlamada zorlanma, idrar akımının zayıflaması veya kesintili olması, idrar yaparken yanma, idrarda kan görülmesi, ağrı ya da rahatsızlık gibi şikayetler ortaya çıkabilir.
Bu belirtilerden biri veya birkaçı görüldüğünde üroloji uzmanına başvurulması öneriliyor. Belirti bulunmaması ise prostat kanserinin kesin olarak olmadığı anlamına gelmiyor. Bu nedenle şikayet olmasa da yaş ve kişisel risk faktörleri doğrultusunda düzenli muayene önem taşıyor.
PSA yüksekliği tek başına tanı koydurmaz
PSA, prostat kanseri değerlendirmesinde önemli bir belirteç olarak kullanılıyor. Ancak PSA düzeyinin yüksek olması her zaman kanser anlamına gelmiyor. Prostatın iyi huylu büyümesi, prostat iltihabı ve başka nedenler de PSA değerini yükseltebiliyor.
Öte yandan düşük PSA değeri de prostat kanserini kesin olarak dışlamıyor. Bu nedenle PSA sonucu; hastanın yaşı, aile öyküsü, prostat muayenesi, önceki PSA değerleri ve gerektiğinde MR bulguları ile birlikte değerlendiriliyor.
Muayene ve görüntüleme tanıya katkı sağlıyor
Prostat kanseri şüphesinin değerlendirilmesinde, doktor tarafından yapılan parmakla rektal muayeneden de yararlanılabiliyor. Bu muayene ile prostatın boyutu, kıvamı ve yüzeyindeki şüpheli değişiklikler değerlendirilebiliyor.
Gerekli görülen hastalarda prostatın ayrıntılı MR görüntülemesi de tanı sürecine katkı sağlıyor. PSA, muayene veya görüntüleme sonuçlarında şüpheli bulgular saptanması halinde kesin tanı için prostat biyopsisi yapılabiliyor. Uygun hastalarda MR bulguları eşliğinde hedefli biyopsi ve transperineal biyopsi gibi modern yöntemlerden de yararlanılabiliyor.
Tedavi hastaya göre belirleniyor
Prof. Dr. Engin Kaya, prostat kanseri tanısı konulduğunda öncelikle hastalığın evresi ve risk grubunun belirlendiğini ifade ediyor. Tedavi kararında PSA düzeyi, biyopsi sonucu, Gleason skoru / Grade Group, kanserin evresi, MR ve diğer görüntüleme bulguları, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, beklentileri ve yaşam kalitesinin birlikte değerlendirildiğini belirtiyor.
“Her prostat kanseri aynı değildir. Bu nedenle tedavi kararı her hasta için kişiselleştirilmelidir.”
Cerrahide ve fokal tedavilerde modern seçenekler
Cerrahi tedavi gereken hastalarda robotik ve laparoskopik cerrahi, prostat kanserinin tedavisinde kullanılan modern yöntemler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Kaya, bazı hastalarda yalnızca kanserli bölgeyi hedefleyen fokal tedavilerden de yararlanılabildiğini belirtiyor.
“Robotik ve laparoskopik cerrahi, prostat kanserinin cerrahi tedavisinde kullanılan modern yöntemlerdir. Bazı hastalarda ise yalnızca kanserli bölgeyi hedefleyen HIFU (ses dalgalarıyla tedavi), kriyoablasyon (dondurarak tedavi) ve IRE (elektrik dalgalarıyla tedavi) gibi fokal tedavilerden yararlanılabilmektedir. Tedavi seçimi hastalığın özelliklerine göre belirlenir” diyor.




