Uzmanlar, influenza sürecinde yalnızca ilaç tedavisinin değil, doğru beslenmenin de iyileşme süresini doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor. Yeterli sıvı alımı, protein desteği ve bağışıklığı destekleyen gıdalar, hastalık döneminde tabloyu hafifletebiliyor.
Dünya genelindeki veriler, 10 yaş altındaki çocuklarda influenza virüsünün, solunum yolu hastalıklarına bağlı hastane yatışlarının yaklaşık yüzde 15’ini oluşturduğunu gösteriyor. Yüksek ateş, halsizlik, kuru öksürük, boğaz ve kas ağrıları ise küçük çocuklarda daha ağır seyredebildiği için ailelerde kaygıyı artırıyor.
Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, grip sürecinde beslenmenin rolünü şu sözlerle vurguluyor:
“Yeterli sıvı alımı ve doğru beslenme, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına, şikayetlerin hafiflemesine ve komplikasyonların azalmasına yardımcı olur. Hastalık döneminde vücudu dinlendirmek için iyi bir uyku, bol sıvı ve yeterli protein ile bağırsak mikrobiyotasını destekleyen gıdaların alınması son derece değerlidir”
Prof. Dr. Çeltik, çocukların bu dönemde zorlanmadan, az ve sık aralıklarla, sıvı ağırlıklı beslenmesi gerektiğini belirtiyor ve şu ifadeleri kullanıyor:
“C vitamini, çinko ve probiyotikler mucizevi sonuçlar yaratmazlar ama vücudun doğru çalışmasına destek olurlar. C vitamininden zengin gıdaların yanı sıra mikrop öldürücü ve bağışıklığı destekleyici etkileri nedeniyle sarımsak ile soğan içeren yemeklerin tüketilmesi, üzerlerine antiviral özelliği olan karabiber serpilmesi önemlidir. C vitamininden zengin limon da çorbaların ve salataların üzerine sıkılıp kolayca tüketilebildiği için avantaj sağlar”
C vitamini destek sağlar, yüksek doz şart değil

C vitamini, bağışıklık hücrelerinin işlevini desteklemesi ve kolajen üretimine katkı sağlaması nedeniyle grip döneminde öne çıkıyor. Ancak uzmanlar yüksek doz takviyelerin ekstra fayda sağlamadığını, doğal kaynakların tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Prof. Dr. Coşkun Çeltik bu konuda şunları söylüyor:
“C vitamini grip virüsünü azaltmaz ve bağışıklığı güçlendirmez. Ancak, akut hastalık döneminde şikayetlerin daha hızlı hafiflemelerine yardımcı olabilir”
Portakal, mandalina, limon, biber, avokado, kivi ve kuşburnu C vitamini açısından zengin besinler arasında yer alıyor. Meyvenin kendisinin tüketilmesi önerilirken, meyve suyu verilecekse günlük iki bardak sınırının aşılmaması gerektiği belirtiliyor.
Çinko ve omega-3 süreci destekliyor
Çinko içeren besinler, birçok enzimin çalışmasında rol aldığı için enfeksiyonla mücadelede destek sağlıyor. Hindi, tavuk, kıyma, yoğurt, kuruyemişler, kabak çekirdeği ve nohut çinko açısından öne çıkan gıdalar arasında bulunuyor.
Omega-3 yağ asitleri ise vücuttaki enflamasyonu azaltarak bağışıklık hücrelerini destekliyor. Somon, sardalye, uskumru ve hamsi gibi balıkların haftada 1–2 kez tüketilmesi öneriliyor. Balıkların kızartma yerine fırında pişirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Probiyotik ve protein dengesi önemli
Fermente süt ürünleri bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık yanıtına dolaylı katkı sağlayabiliyor. Kefir ve yoğurt öne çıkarken, tüketim miktarının günde 1–2 öğün ve en fazla bir su bardağı kadar olması öneriliyor. Bazı çocuklarda gaz ve sindirim sorunlarına yol açabileceği için dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor.
Protein ise enfeksiyon sürecinde doku onarımı ve antikor üretimi için kritik rol oynuyor. Uzmanlar; yumurta, lor peyniri, tavuk, hindi eti, çorba çeşitleri ve balığın uygun seçenekler olduğunu belirtiyor. Protein kaynaklarının pirinç, yulaf, patates, muz ve elma gibi besinlerle desteklenmesi öneriliyor.
Sağlıklı yağ ve doğru pişirme yöntemi uyarısı
Zeytinyağı başta olmak üzere sağlıklı yağlar bağışıklık hücrelerinin çalışmasına katkı sağlıyor. Ancak zeytinyağının kızartma amacıyla kullanılmaması gerektiğine dikkat çekiliyor.
Prof. Dr. Coşkun Çeltik bu konuda şu uyarıyı yapıyor:
“Çünkü, zeytinyağı çabuk yanar ve bunun sonucunda birçok toksik madde açığa çıkararak hücrelere zarar verebilir. Dolayısıyla, zeytinyağının yemeği ocaktan indirmeye yakın ilave edilmesi önemlidir”
Gripte sıvı alımı kritik eşikte
Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle çocuklarda sıvı kaybı artabiliyor. Bu durum halsizlik, baş ağrısı ve bulantıyı tetikleyebiliyor. Su başta olmak üzere ayran, elma suyu, limonata ve çorbalar sıvı desteği sağlayabiliyor. Sıvıların az az ve sık aralıklarla verilmesi öneriliyor.
Prof. Dr. Coşkun Çeltik şu ifadeleri kullanıyor:
“Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle sıvı kaybı artar. Bu da halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir. Ağırlıklı olarak su olmak üzere, belli ölçülerde ayran, elma suyu ve limonata gibi içecekler ile çorbalar sıvı eksikliğini tamamlayabilir. Bulantıyı tetiklememek için sıvıların yavaş, az az ve sık alınması gerekir. Bazen ılık, ballı ve limonlu ıhlamur çayı da solunum sorunlarının azaltılması için iyi bir alternatif olabilir. Ancak sıvı alımı çok azsa ve kusma başladıysa bir sağlık kurumuna başvurulması elzemdir.”
İşlenmiş gıdalara ara, “anne yemeklerine” devam
Uzmanlar grip döneminde paketli ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmasını öneriyor. Yağ, şeker ve katkı maddesi oranı yüksek bu ürünlerin mideyi rahatsız edebileceği ve iştahı azaltabileceği belirtiliyor.
Prof. Dr. Coşkun Çeltik, ev yemeklerinin önemini şu sözlerle özetliyor:
“Özellikle yüksek şekerli içecekler ve yiyecekler kısa süreli enerji verseler de ani insülin yükselmesine sebep olup, kan şekeri dengesizliğine ve beslenmenin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca reflü ve kusmaya da neden olabilir. Dolayısıyla, anne yemekleri dediğimiz sulu, temiz ve sevgi yüklü yemekler çocuklar için son derece önemlidir”




