Türkiye’de günlük yaşamın önemli bir parçası olan çay, çoğu zaman demlendikten hemen sonra tüketiliyor. Benzer şekilde kahve ve bitki çayları da yüksek sıcaklıkta içilebiliyor. Ancak ağzı yakacak kadar sıcak içeceklerin sık ve uzun süre tüketilmesi, yalnızca dil ve damakta değil, yemek borusunda da termal tahrişe neden olabiliyor.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, çok sıcak içecek tüketiminde asıl dikkat edilmesi gerekenin içeceğin türünden çok sıcaklığı olduğunu belirtti. Günlük hayatta sıradan görülen bu alışkanlığın yemek borusu sağlığı açısından önem taşıdığını ifade eden Genç, yüksek ısıya tekrarlayan maruziyete karşı uyarıda bulundu.

Yemek borusu yüksek ısıya maruz kalabiliyor

Çok Sıcak Çay Içenler Dikkat! (3)

Yemek borusu, yiyecek ve içecekleri ağızdan mideye taşıyan kas yapısında bir organ. İç yüzeyi hassas bir mukoza tabakasıyla kaplı olan yemek borusu, çok sıcak yiyecek ve içeceklerin geçişi sırasında yüksek ısıyla doğrudan temas edebiliyor.

Doç. Dr. Halil Genç, tek seferlik sıcak içecek tüketimiyle yıllar boyunca sürdürülen alışkanlığın aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bir kez sıcak bir içecek tüketildiğinde oluşabilecek geçici tahriş ile bunun yıllar boyunca tekrarlanan bir alışkanlık haline gelmesi aynı şekilde değerlendirilmemelidir. Çok sıcak içeceklerin sürekli tüketilmesi, yemek borusu mukozasının tekrar tekrar yüksek ısıya maruz kalmasına neden olabilir. Burada üzerinde durduğumuz konu çayın ya da kahvenin kendisi değil, içeceğin tüketildiği sıcaklıktır.”

Sıcaklığa alışmak koruma sağlamıyor

Çok Sıcak Çay Içenler Dikkat! (1)

Çok sıcak içeceklere karşı tolerans kişiden kişiye değişebiliyor. Uzun süredir çayını yüksek sıcaklıkta tüketen kişiler, başkalarının rahatsız olacağı sıcaklıkları normal karşılayabiliyor. Ancak sıcaklığa alışılması, yemek borusunun yüksek ısıdan etkilenmediği anlamına gelmiyor.

Doç. Dr. Genç, bu konuda şu değerlendirmede bulundu:

“Kişinin çok sıcak içeceklere alışmış olması, yüksek sıcaklığın yemek borusu üzerindeki etkisini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle ‘Ben yıllardır böyle içiyorum, artık sıcak gelmiyor’ düşüncesi doğru bir ölçüt değildir. İçeceğin ağızda belirgin bir yanma hissi oluşturmayacak sıcaklığa gelmesini beklemek daha uygun bir yaklaşım olacaktır.”

Bardak sayısından çok tüketim şekli önemli

Çok sıcak içecek tüketimi söz konusu olduğunda gündeme gelen “Günde kaç bardak çay veya kahve içilebilir?” sorusunun tek başına yeterli bir ölçüt olmadığını belirten Doç. Dr. Genç, tüketim alışkanlığının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Genç, içeceğin sıcaklığının yanı sıra ne kadar hızlı tüketildiği ve bu alışkanlığın ne kadar süredir devam ettiğinin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı:

“Bir kişinin günde kaç bardak çay/kahve içtiği tek başına yeterli bir bilgi değildir. İçeceğin ne kadar sıcak olduğu, ne kadar hızlı tüketildiği ve bu alışkanlığın ne kadar süredir devam ettiği de önemlidir. Bu nedenle ‘şu sayının üzerindeki her bardak zararlıdır’ şeklinde genelleme yapmak doğru olmaz.”

65°C üzerindeki içecekler için uyarı

Yüksek sıcaklığa tekrarlayan şekilde maruz kalmak, yemek borusunun iç yüzeyinde termal tahrişe yol açabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü bünyesindeki Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 65°C’nin üzerindeki sıcaklıklarda tüketilen içecekleri “çok sıcak” olarak tanımlıyor.

Bu değerlendirme, belirli bir içecek türünden ziyade yüksek sıcaklığa maruz kalma üzerinden yapılıyor. Ancak çok sıcak içecek tüketimi, tek başına yemek borusu kanserine neden olduğu şeklinde yorumlanmamalı. Yemek borusu kanseri, farklı risk faktörlerinin birlikte rol oynayabildiği çok faktörlü bir hastalık olarak değerlendiriliyor.

Doç. Dr. Genç, amaçlarının çay veya kahve tüketimini tamamen bırakmak olmadığını belirterek şöyle konuştu:

“Bu bilgi ‘sıcak içecek içmeyin’ şeklinde yorumlanmamalı. Günlük alışkanlıklarda yapılabilecek değişiklik oldukça basit. İçeceği kaynar halde tüketmek yerine bir miktar soğumasını beklemek gerekiyor. Amaç sevilen bir içeceği hayatımızdan çıkarmak değil, çok yüksek sıcaklıkta tüketme alışkanlığını değiştirmektir.”

Alerjik çocuklarda ağız ve diş sağlığına dikkat
Alerjik çocuklarda ağız ve diş sağlığına dikkat
İçeriği Görüntüle

Reflü şikâyetleri göz ardı edilmemeli

Yemek borusu sağlığını etkileyebilen durumlar yalnızca sıcak içeceklerle sınırlı değil. Gastroözofageal reflüde mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması, mukozada tahrişe ve çeşitli şikâyetlere neden olabiliyor.

Reflüsü bulunan kişilerde çok sıcak içecek tüketiminin hastalığı her durumda ağırlaştırdığı yönünde kesin bir genelleme yapılamayacağını belirten Doç. Dr. Genç, mevcut yemek borusu şikâyetlerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.

“Uzun süredir devam eden mide yanması ve ağıza acı su gelmesi gibi reflü yakınmaları bulunan kişilerin belirtilerini yalnızca beslenme alışkanlıklarına bağlamaması gerekir. Şikâyetlerin karakterinin değişmesi veya yeni belirtilerin ortaya çıkması durumunda değerlendirme önem taşır.”

Yutma güçlüğü ilerliyorsa değerlendirme gerekli

Yemek borusuyla ilişkili hastalıklar farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Katı gıdaları yutarken takılma hissi, giderek artan yutma güçlüğü, yutma sırasında ağrı, açıklanamayan kilo kaybı veya uzun süredir devam eden göğüs arkasında yanma gibi şikâyetlerin göz ardı edilmemesi gerekiyor.

Doç. Dr. Halil Genç, özellikle süreklilik gösteren veya giderek artan yutma güçlüğünün değerlendirilmesi gerektiğini belirtti:

“Yutma güçlüğü özellikle üzerinde durduğumuz belirtilerden biridir. Kişi daha önce rahatlıkla tüketebileceği katı gıdaların takıldığını hissetmeye başladıysa veya yutma problemi giderek belirginleşiyorsa bunun nedeninin değerlendirilmesi gerekir. Her yutma güçlüğü ciddi bir hastalık anlamına gelmez; ancak süreklilik gösteren veya ilerleyen yakınmaların araştırılması önemlidir.”

Çayı bırakmak değil, sıcaklığı azaltmak

Çay ve kahve tüketiminde amaç, içecekleri tamamen hayatından çıkarmak değil, yüksek sıcaklığa bağlı gereksiz maruziyeti azaltmak. İçeceklerin hazırlandıktan sonra bir süre bekletilmesi, ilk yudumda ağız ve boğazda yanma oluşturacak sıcaklıkta tüketilmemesi ve çok sıcak içme alışkanlığından kaçınılması, günlük yaşamda uygulanabilecek basit önlemler arasında yer alıyor.

Doç. Dr. Halil Genç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Çay kültürümüzün önemli bir parçası ve burada çayın kendisini zararlı ilan etmek doğru değil. Dikkat çekmek istediğimiz nokta, içeceğin sıcaklığı. Özellikle sürekli olarak ağzı yakacak derecede sıcak içmek yerine biraz beklemek, günlük hayatta kolaylıkla uygulanabilecek bir davranış değişikliğidir. Yemek borusu sağlığı açısından küçük görünen alışkanlıkların uzun yıllar boyunca tekrarlandığını unutmamak gerekir.”

Kaynak: Basın Bülteni