Ekmek seçiminde içeriğe dikkat

Beyaz ekmek yerine tam buğday veya karakılçık buğdayı ekmeğinin tercih edilebileceğini belirten Kahraman, ancak ekmeğin yalnızca türünün değil, nereden alındığının ve içeriğinin de önemli olduğunu ifade etti.

Bazı fırınlarda ekmek üretiminde kepek tozu veya ilave şeker gibi katkıların kullanılabildiğine dikkat çeken Kahraman, bu tür ürünlerin kan şekerinde hızlı yükselmelere neden olabileceğini söyledi. Özellikle diyabet hastalarının, ayak yarası gibi sorunlarla mücadele ettikleri dönemlerde beslenme konusunda daha dikkatli olmaları gerektiği belirtildi.

Paketli ekmek tercih edenlerin ise ürün etiketlerini okuyarak ilave şeker içerip içermediğini kontrol etmesi gerektiği vurgulandı.

Diyabetik yaralarda protein önemli

Diyabet hastalarında yara iyileşmesinin beslenmeyle yakından ilişkili olduğunu belirten Kahraman, kaliteli protein ve aminoasit kaynaklarının iyileşme sürecinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.

Yara iyileşmesi için yeterli protein alımının yanı sıra kan şekerinin de kontrol altında tutulması gerektiğini belirten Kahraman, yüksek kan şekeri seviyelerinin yaraların iyileşmesini zorlaştırdığını ifade etti.

Bu nedenle beslenme planında hem kaliteli protein kaynaklarına hem de kan şekerini dengede tutacak doğru karbonhidrat seçimlerine dikkat edilmesi gerektiği aktarıldı.

Obezite cerrahisi tek başına kalıcı çözüm değil

Obezite cerrahisi veya zayıflama ilaçlarının tek başına kalıcı çözüm olarak görülmemesi gerektiğini belirten Kahraman, beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesinin önemine dikkat çekti.

Ameliyattan 5-7 yıl sonra eski yeme alışkanlıklarına dönen bazı kişilerin yeniden kilo alabildiğini belirten Kahraman, bazı hastaların ameliyat öncesindeki kilolarına geri dönebildiğini veya daha fazla kilo alabildiğini ifade etti.

Benzer şekilde, ilaç veya ameliyatla düşürülen üç aylık kan şekeri ortalaması olarak bilinen A1C değerinin de eski beslenme düzenine dönülmesi halinde yeniden yükselebileceği belirtildi.

'Amaç ömür boyu diyet yapmak değil'

Diyetisyenlerin amacının kişileri hayatları boyunca kısıtlayıcı diyetlerde tutmak olmadığını belirten Kahraman, asıl hedefin sağlıklı ve sürdürülebilir bir beslenme alışkanlığı kazandırmak olduğunu söyledi.

Kahraman, kişinin doyduğunu hissettiği noktada yemek yemeyi bırakması gerektiğini belirterek, “Mide çöp kutusu değildir” anlayışıyla hareket edilmesinin önemine dikkat çekti.

Tabağın tamamen bitirilmesi veya başkasının kalan yemeğinin tüketilmesi gibi alışkanlıklardan vazgeçilmesi gerektiğini belirten Kahraman, öğünlerin yaklaşık yüzde 70-80 tokluk seviyesinde sonlandırılmasını önerdi.

Boyun fıtığında güç ve denge kaybına dikkat!
Boyun fıtığında güç ve denge kaybına dikkat!
İçeriği Görüntüle

Sağlıklı beslenme her bütçeye uygun olabilir

Sağlıklı beslenmenin yalnızca pahalı ürünlerden oluşmadığını belirten Kahraman, her sosyoekonomik düzeye uygun dengeli beslenme modellerinin oluşturulabileceğini ifade etti.

Kahraman, kişinin ekonomik koşulları ve yaşam biçimi dikkate alınarak ulaşılabilir besinlerle sağlıklı bir tabak hazırlanabileceğini söyledi.

Aşırı kısıtlayıcı diyetlere dikkat

Aşırı kısıtlayıcı diyetlerin uzun vadede sürdürülebilir olmadığını belirten Kahraman, yoğun kısıtlamaların bir süre sonra yeme ataklarına ve kontrolsüz beslenme dönemlerine yol açabileceğini ifade etti.

Bu nedenle sağlıklı beslenmenin kısa süreli bir diyet programı olarak değil, kişinin günlük yaşamına uyarlanabilen ve uzun vadede sürdürülebilen bir alışkanlık olarak ele alınması gerektiği vurgulandı.

Muhabir: Batuhan Vuruşkanlar