İlaç bırakılınca kilo geri alınabilir
İlaç tedavisinin sona ermesinin ardından kilo geri alımının görülebileceğini belirten Kahraman, bilimsel çalışmalara göre tedavinin bırakılmasından bir yıl sonra hastaların verdikleri kilonun yaklaşık üçte ikisini geri alabildiğini ifade etti.
Metabolizmanın kaybedilen kiloyu yeniden kazanma eğiliminde olduğunu belirten Kahraman, sık kilo alıp verme döngüsünün, sonraki kilo verme süreçlerini daha zor hale getirebildiğini söyledi.
Verilen kiloların korunabilmesi için ilaç tedavisinin ardından da fiziksel aktivite, yeterli su tüketimi ve düzenli uyku gibi alışkanlıkların sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
Tedavinin maliyeti 240 bin liraya ulaşabiliyor
Zayıflama ilaçlarının kullanım süresinin kişiden kişiye değişebildiğini belirten Kahraman, klinik araştırmalarda tedavi süresinin 68 ila 72 haftaya kadar uzayabildiğini aktardı.
İlacın aylık maliyetinin yaklaşık 20 bin lira olduğunu belirten Kahraman, yıllık maliyetin ortalama 240 bin liraya ulaşabildiğini ifade etti.
Tedavinin ilerleyen dönemlerinde haftalık kullanım yerine 10 günde bir veya iki haftada bir uygulanan idame dozlarının tercih edilebildiğini belirten Kahraman, ilacın etkisinin genellikle ilk 1-2 günde daha yüksek olduğunu ve beşinci günden itibaren azalmaya başladığını söyledi.
Diyabet hastalarında doz ayarı önemli
Diyabet hastalarının da bu ilaçları kullanabildiğini belirten Kahraman, ancak mevcut insülin veya ağızdan alınan diyabet ilaçlarıyla birlikte kullanımda dozların mutlaka doktor tarafından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Doz ayarlamasının doğru yapılmaması durumunda kan şekerinin aşırı düşebileceğini belirten Kahraman, hipogliseminin bayılma, kalp krizi ve inme gibi ciddi sonuçlara yol açabileceği konusunda uyardı.
Kahraman, zayıflama ilaçlarının doğrudan yağ yakmadığını belirterek, temel etkilerinin iştahı azaltmak ve tokluk hissini artırarak kişinin beslenme düzenini sürdürmesini kolaylaştırmak olduğunu ifade etti.
Kas kaybına karşı direnç egzersizi
Hızlı kilo verme sürecinde yalnızca yağ dokusunun değil, kas dokusunun da kaybedilebileceğine dikkat çeken Kahraman, ciddi kas kaybının sarkopeniye ve yüzde çökmeye neden olabileceğini belirtti.
Kas kaybının önüne geçmek için yalnızca yürüyüş veya günlük adım sayısının yeterli olmadığını söyleyen Kahraman, haftada 2-3 gün direnç veya ağırlık egzersizlerinin programa eklenmesi gerektiğini ifade etti.
Bu egzersizlerin fizyoterapist veya uzman eğitmen eşliğinde yapılmasının önemine de dikkat çekildi.
Sağlıklı tabak nasıl olmalı?
Beslenme düzeninde yalnızca kalori hesabına odaklanmak yerine tüketilen gıdaların içeriğinin dikkate alınması gerektiğini belirten Kahraman, dengeli bir öğün için tabak modellemesi önerdi.
Buna göre tabağın yarısında salata, kabuklu meyveler ile renkli veya yeşil sebzeler gibi lif kaynaklarının bulunması gerekiyor. Öğüne lifli besinlerle başlamanın bağırsakların çalışmasına katkı sağladığı, tokluk hissini artırdığı ve kan şekerinin hızlı yükselmesini önlemeye yardımcı olduğu belirtildi.
Tabağın dörtte birlik bölümünde et, tavuk, balık, köfte, yumurta veya peynir gibi protein kaynaklarının; diğer dörtte birlik bölümünde ise tam tahıllı ekmek, çavdar ekmeği, bulgur, kinoa veya karabuğday gibi sağlıklı karbonhidratların yer alması önerildi.
Pirinç tercih edenlerin ise basmati, yasemin veya kepekli pirinç seçeneklerini değerlendirebileceği belirtildi.


