Tıp literatürüne göre, dünya genelinde bu aşamada uzuv kaybı yaşayan hasta sayısı yalnızca 60. Türkiye’de ise 10 kişi bu durumu yaşadı ve son vaka Diyarbakır’da kayıtlara geçti.
Kolon kanseri tanısı ve tedavi süreci
Diyarbakır’da yaşayan hasta, 3 yıl önce kolon kanseri teşhisi aldı. İleri evrede olan kanseri nedeniyle kemoterapiye başladı ve ardından kolon ameliyatı oldu. Ameliyat sonrası radyoterapi ve kemoterapi tedavisine devam edildi. Tedavi sürecinde penisinde tespit edilen kitle nedeniyle, tüm tedavilere rağmen durum ilerledi ve hasta ciddi ağrı yaşamaya başladı.
Uzuv kaybı kararı
Memorial Diyarbakır Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, vakayı şu sözlerle aktardı:
“Hastada penisinde ağrı başlıyor ve hasta ilerleyen süreçte idrar yapamamaya kadar bir duruma geliyor. Biz, bu hastanın tedavi değişikliğine gitmemizi ilk başta organ korumaya yönünde bir stratejimiz oldu. Daha sonra hastada kemoterapi değişikliği yapılsa da bir çare bulunamıyor. Hasta bize geldiğinde psikolojisi bozulmuştu. 10 aydır yatarak uyuyamıyordu. Kesintisiz 2 saat uyku uyuyamadığını ifade ediyordu. Ne kadar ağrı kesici alsa da ağrıları devam ediyordu. Aile hayatı bozulmuştu, iş hayatı bozulmuştu, çocuklara ilgilenemiyordu.”
Tüm tedaviler yetersiz kaldıktan sonra hasta ile yapılan ortak değerlendirme sonucunda penisin alınmasına karar verildi. Doç. Dr. Kılınç, ameliyat sonrası süreci şöyle anlattı:
“Şu an hastanın bir organ kaybı, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. 'Hocam artık uyuyabiliyorum, uzanabiliyorum, psikolojim daha da iyi oldu' dedi.”
Kolon kanseri farkındalığı
Doç. Dr. Kılınç, vaka üzerinden kolon kanseri farkındalığına dikkat çekti:
“Kolon kanseri artık genç yaşlarda görülmeye başladı. Erken tanı bizim için önemli. Erken tanı olmazsa bu hastalığın nerelere gittiğini, ne gibi sonuçlar olduğunu ve organ kaybı, uzuv kaybına kadar gidebileceğini gördük. Bizim değinmek istediğimiz, kolon kanserinin farkındalığı, erken yaşta, erken tedavi, erken tanı bizim için önemli olduğunu, halkı bilinçlendirme yoluna gitmek istedik.”
Nadir görülen bir vaka
Vakaların 10’u Türkiye’de yaşanırken, dünya genelinde 60 vaka kayıtlara geçmiş durumda. Doç. Dr. Kılınç, bölgedeki yüksek kanser görülme sıklığını beslenme alışkanlıklarıyla ilişkilendirdi:
“Yeme alışkanlığımız özellikle bizim ülkemizde fazla. Çünkü bizde daha çok et tüketimi, yanmış ve kızartılmış et tüketimi olduğu için, yani işlenmiş et tüketimi fazla olduğu için özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kolon kanseri çok fazla görünmeye başladı. Halkın bilinçlenmesi için önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yaşadığımız coğrafyada çok sık görüldüğünü ifade ettik. Bu coğrafyada insanlar için eğer aile öykümüz var ve 40 yaşını geçmişse mutlaka yılda bir sefer kolon kanseri tarama testine girmemiz gerekiyor. İlk önce bu dahiliye bölümleri ve gastroenteroloji bölümlerimize başvurmamız gerekiyor. Tarama yapılması çok önemli, özellikle aile öykümüz varsa.”





