Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi ve Birleşmiş Milletler (BM) Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan, New York İklim Haftası'nın açılış etkinliğine katıldı. Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmada iklim değişikliği, tüketim alışkanlıkları ve Sıfır Atık hareketine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Sıfır Atık Vakfı'nın ana sponsorları arasında yer aldığı etkinliğe katılan Emine Erdoğan'ı, etkinlik alanına gelişinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Climate Group CEO'su Helen Clarkson, Yönetim Kurulu Kıdemli Üyesi Emma Cox ve diğer yetkililer karşıladı.

“Doğayla ilişkimizi yeniden ölçü ve adalet üzerine kurmalıyız”
Konuşmasına Türk halkının sevgi ve saygılarını ileterek başlayan Emine Erdoğan, etkinliği düzenleyenlere misafirperverlikleri için teşekkür etti.

New York İklim Haftası'nın dünya için sorumluluk üstlenen insanları bir araya getiren önemli bir buluşma olduğunu belirten Emine Erdoğan, iklim değişikliğinin insan faaliyetlerinin yeryüzünde bıraktığı ağır yükün en görünür sonuçlarından biri olduğunu söyledi.

Fosil yakıtlar, sanayi süreçleri ve yüksek emisyonların yanı sıra tüketim talebinin de sorgulanması gerektiğini ifade eden Emine Erdoğan, şöyle konuştu:
“İklim değişikliği, insan faaliyetlerinin yeryüzünde bıraktığı ağır yükün en görünür sonuçlarından biridir. Elbette fosil yakıtların, sanayi süreçlerinin ve yüksek emisyonların bu krizdeki payını biliyoruz. Fakat kendimize şu soruyu da sormalıyız; Bizi böylesine büyük bir krizle karşı karşıya getiren yalnızca fosil yakıtlar mıdır? Dev sanayiler midir? Yoksa bütün bunları sürekli daha fazlasını üretmeye zorlayan, sınır tanımayan bir tüketim talebi midir?”
Emine Erdoğan, iklim değişikliğinin insanın manevi iklimindeki değişimin de sonucu olduğuna işaret ederek, 1950'lerden bu yana dünyada üretilen yaklaşık 9,2 milyar ton plastiğin 7 milyar tonunun atığa dönüştüğünü belirtti.

Çevresel maliyetlerin tüketimden en az pay alan toplumların, kırılgan coğrafyaların ve gelecek nesillerin omuzlarına bırakıldığını söyleyen Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Öyleyse işe atıklarımızla birlikte alışkanlıklarımızdaki aşırılıkları azaltarak, sistemlerle birlikte zihniyetimizi de değiştirerek başlamalıyız. Doğayla ilişkimizi yeniden ölçü ve adalet üzerine kurmalıyız.”
“Sıfır Atık, emanet bilincinin gündelik hayata tercüme edilmesidir”
Sıfır Atık hareketinin bu anlayıştan doğduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, projenin tüketim ve israfın hayatın olağan bir parçası haline geldiği bir dönemde sınırları ve sorumluluğu hatırlatan ahlaki bir duruş olarak ortaya çıktığını söyledi.
Doğayı sınırsız bir kaynak deposu olarak görmek ile insanlara emanet edilmiş bir varlık olarak görmek arasında temel bir zihniyet farkı bulunduğunu belirten Emine Erdoğan, “Sıfır Atık, bu emanet bilincinin, gündelik hayata tercüme edilmesidir” dedi.
2017 yılında Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde başlatılan sıfır atık uygulamalarının kısa sürede okullara, hastanelere, belediyelere, kamu kurumlarına ve hanelere yayıldığını aktaran Emine Erdoğan, o dönem yüzde 13 olan geri kazanım oranının bugün yüzde 37'nin üzerine çıktığını ifade etti.
Emine Erdoğan, dönüşümün rakamlarla ifade edilen sonuçlarının yanı sıra insanların değişimin yalnızca muhatabı değil, öznesi olabileceğini görmesinin de önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Sıfır Atık hareketi, iklim krizi karşısında bireyi çaresiz bir gözlemci olmaktan çıkarıp çözümün baş aktörü haline getirmiştir. Küçük görünen davranış değişikliklerinin, yaygınlaştığında toplumsal bir kültüre; doğru politikalarla desteklendiğinde ise kalıcı bir sisteme dönüşebildiğini kanıtlamıştır.”
“Ortak sorumluluğumuz”
Bu yaklaşımın devletlerin ve şirketlerin sorumluluğunu azaltmayacağını, aksine bu sorumluluğu büyütüp tarif edeceğini belirten Emine Erdoğan; insanların doğru tercihler yapmasını kolaylaştıracak altyapının kurulması, ürünlerin daha uzun ömürlü, onarılabilir ve yeniden kullanılabilir şekilde tasarlanması ve döngüsel üretimi mümkün kılacak teknolojilerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Emine Erdoğan, uluslararası iş birliğinin önemine de değinerek, Sıfır Atık hareketinin yerelden küresele uzanan yolculuğunun önem taşıdığını ifade etti.
“Hiçbir hedef, tek başına yeterli; hiçbir teknoloji, tek başına çözüm olmayacaktır”
BM Genel Kurulu'na 2022 yılında sundukları Sıfır Atık kararının geniş bir uluslararası destekle kabul edildiğini hatırlatan Emine Erdoğan, 30 Mart'ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edildiğini ve başkanlığını yürüttüğü BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu'nun kurulduğunu belirtti.
Emine Erdoğan, Kasım ayında Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31'de Sıfır Atık yaklaşımının iklim eyleminin güçlü araçlarından biri olarak ele alınmasını önemsediklerini söyledi.
New York İklim Haftası'nın açılışında Sıfır Atık konusunun ele alınmasının küresel sahiplenmenin göstergelerinden biri olduğunu belirten Emine Erdoğan, şöyle konuştu:
“Ben bu konuşmayı yaparken New York'ta onlarca ton atık üretildi. İstanbul'da da, dünyanın pek çok şehrinde de durum farklı değil. Şu bir gerçek ki geleceğin çözümlerini konuşurken bugünün sorunlarını üreten alışkanlıklarımızı sürdürdüğümüz müddetçe hiçbir hedef, tek başına yeterli; hiçbir teknoloji, tek başına çözüm olamayacaktır. Bu buluşmanın gerçek değerini de burada söylediklerimizden çok buradan ayrıldıktan sonra neyi farklı yapacağımız belirleyecektir. New York İklim Haftası'nın, yeni fikirlerle birlikte yeni alışkanlıklara, ortak sorumluluklarla birlikte ortak eyleme vesile olmasını diliyorum.”
Emine Erdoğan, konuşmasının ardından çağdaş ebru sanatçısı Garip Ay'ın canlı performansını izledi. Ay ile sohbet eden Emine Erdoğan, ebru çalışmasının başına geçerek performansa katkıda bulundu.
Programa gazete ve televizyonların genel yayın yönetmenleri ile çok sayıda davetli katıldı.






