Görme kaybı her zaman gözlerden kaynaklanmıyor. Beyindeki görme merkezlerinde meydana gelen hasarlar, kişinin çevresini algılamasını zorlaştırırken gerçekte var olmayan görüntüler görmesine de neden olabiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, özellikle inme sonrasında ortaya çıkan görme alanı kayıplarının günlük yaşamı ve bağımsız hareket etme becerisini olumsuz etkileyebildiğini belirtti.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, inme ve farklı nörolojik hastalıkların neden olduğu görme sorunları hakkında açıklamalarda bulundu.
Görme işlemi beyinde gerçekleşiyor
Gözlerin çevreden aldığı görüntüleri beynin arka kısmındaki görme merkezine ilettiğini belirten Dr. Şalçini, görmenin yalnızca gözlerle sınırlı olmadığını vurguladı.
Şalçini, “Gözlerimiz adeta birer kamera gibi çalışarak çevreden aldıkları görüntüleri beynimizin arka kısmındaki görme merkezine iletirler. Beynimiz bu sinyalleri işleyerek anlamlı görüntülere dönüştürür ve neye baktığımızı net olarak anlamamızı sağlar.” dedi.
Beyindeki görsel işleme merkezlerinde meydana gelen hasarların, gözler sağlıklı olsa bile kişinin görüntüleri doğru algılamasını engelleyebileceğini ifade eden Şalçini, bu durumun ciddi görme kayıplarına yol açabileceğini kaydetti.
İnme sonrasında görme alanı kaybı yaşanabiliyor
İnme geçiren kişilerde gözün fiziksel yapısı sağlam olsa bile görme alanının bir bölümünde kayıp meydana gelebiliyor. Beyindeki görme yollarını veya görsel korteksi besleyen damarlarda oluşan tıkanıklıkların bu bölgelere zarar verebildiğini belirten Dr. Şalçini, hastaların sağ veya sol taraflarındaki belirli alanları göremeyebildiğini anlattı.
Bu durumda sorun gözden değil, beynin gözden gelen sinyalleri işleyememesinden kaynaklanıyor.
Hastalar görmedikleri alanın farkına varmayabiliyor
İnme sonrasında ortaya çıkan görme alanı kayıpları, hastaların hareket kabiliyetini de olumsuz etkileyebiliyor. Görmedikleri taraftaki eşyalara çarpabilen kişiler, düşme ve ev içi kaza riskiyle karşı karşıya kalabiliyor.
Dr. Şalçini, bazı hastaların görme alanlarındaki eksikliği fark etmediklerini belirterek şu örneği verdi:
“Örneğin tabaklarındaki yemeğin sadece görebildikleri yarısını tüketirler.”
Bu durumun daha ileri bir örneğinin Anton Sendromu olduğunu aktaran Şalçini, sendrom gelişen kişilerin beyindeki hasar nedeniyle tamamen kör olsalar bile kör olduklarını reddedebildiklerini ve gördüklerini iddia edebildiklerini söyledi.
Beyin, olmayan görüntüler oluşturabiliyor
Beyindeki görsel işleme merkezlerinin zarar görmesi, kişilerin gerçekte bulunmayan nesneleri, insanları veya geometrik şekilleri görmesine neden olabiliyor. Görsel halüsinasyon olarak adlandırılan bu durum, özellikle görme kaybı yaşanan alanlarda ortaya çıkabiliyor.
Dr. Şalçini, beynin yeterli görsel uyarı alamadığında hafıza ve hayal gücünden yararlanarak eksik alanları görüntülerle doldurmaya çalışabildiğini belirtti. Bu görüntülerin bazı hastalar tarafından gerçek olmadığı bilinse bile canlı ve net algılanabildiğini, dolayısıyla şaşkınlık veya korkuya yol açabildiğini ifade etti.
Görsel halüsinasyonlar her zaman psikolojik değil
Görsel halüsinasyonların her zaman psikiyatrik bir hastalığın belirtisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Şalçini, inme, Parkinson hastalığı, Alzheimer ve şiddetli migren gibi nörolojik durumların da bu tür görüntülere neden olabileceğini söyledi.
Özellikle ileri yaşlarda göz hastalıklarına bağlı görme kayıpları sonrasında görülebilen Charles Bonnet Sendromu'na dikkat çeken Şalçini, bu kişilerin zihinsel sağlıklarının yerinde olabileceğini ve gördüklerinin gerçek olmadığını anlayabileceklerini belirtti.
Şalçini, görsel halüsinasyon yaşayan kişilerin doğrudan psikiyatrik bir hastalıkla ilişkilendirilmesi yerine ayrıntılı nörolojik muayeneden geçirilmesinin önemini vurguladı.
Erken rehabilitasyon günlük yaşamı kolaylaştırabilir
İnme sonrasında yaşanan görme alanı kayıplarında erken değerlendirme ve rehabilitasyonun önemine değinen Dr. Şalçini, beynin sağlam kalan hücrelerini kullanarak yeni sinirsel yollar oluşturabildiğini ve kaybedilen işlevleri yeniden öğrenebildiğini ifade etti.
Özel göz egzersizleri ve stratejik eğitimlerin, hastaların sağlam kalan görme alanlarını daha etkili kullanmalarına ve göremedikleri noktaların farkına varmalarına yardımcı olabildiğini belirten Şalçini, şöyle konuştu:
“Bu eğitimler sonucunda hastalar çevrelerini dikkatlice taramayı öğrenerek çarpmaları, düşmeleri ve ev içi kazaları çok büyük oranda azaltabilirler. Böylece erken müdahale ve düzenli uzman rehabilitasyonu, hastanın tekrar bağımsızlaşmasına ve yaşam kalitesinin çok daha hızlı bir şekilde yükselmesine doğrudan katkıda bulunur.”




