Çocukluk çağı kanserlerinde uygulanan kemoterapi ve özellikle baş-boyun bölgesine yönelik radyoterapi, ağız ve diş sağlığında çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Ağız yaraları, kuruluk, enfeksiyon ve diş eti problemlerinin tedavi sürecini etkileyebileceğine dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, kanser tedavisi öncesinde ve sırasında ağız bakımının önemini vurguladı.

Çocukluk Çağı Kanserleri Farkındalık Ayı (Altın Eylül) kapsamında açıklamalarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, kemoterapi ve radyoterapinin çocukların ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkileri ile koruyucu ağız bakımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kemoterapi ve radyoterapi ağız sağlığını etkileyebiliyor

Çocukluk çağı kanserlerinde kemoterapi ve özellikle baş-boyun bölgesine uygulanan radyoterapinin ağız ve dişleri doğrudan etkileyebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Şen, ağız mukozasında kızarıklık, hassasiyet ve yaraların sık karşılaşılan sorunlar arasında olduğunu söyledi.

Dr. Öğr. Üyesi Şen, “En sık karşılaşılan sorunlardan biri ağız mukozasında kızarıklık, hassasiyet ve yaraların oluşmasıdır. Bu durum ‘oral mukozit’ olarak adlandırılır ve ciddi ağrıya, yemek yemekte ve hatta bazen konuşmakta güçlüğe neden olabilir.” dedi.

Ağız kuruluğu, tat değişiklikleri, diş hassasiyeti, diş çürüklerinde artış, diş eti sorunları ile mantar veya viral enfeksiyonların da görülebileceğini ifade eden Şen, baş-boyun bölgesine radyoterapi uygulanan çocuklarda tükürük bezlerinin etkilenebileceğini belirtti.

“Baş-boyun bölgesine radyoterapi uygulanan çocuklarda ayrıca tükürük bezleri etkilenebileceği için kalıcı ağız kuruluğu gelişebilir ve çene hareketlerini kısıtlayan trismus ortaya çıkabilir. Uzun dönemde, özellikle tedavi küçük yaşlarda uygulanmışsa, dişlerin gelişimi de etkilenebilir. Dişlerde şekil ve boyut bozuklukları, mine gelişim problemleri, bazı dişlerin hiç gelişmemesi ve çene-yüz gelişiminde değişiklikler görülebilir.” şeklinde konuştu.

14 günden uzun süren ağız lezyonlarına dikkat

Ağız yaralarının kızarıklık, hassasiyet ve yanma ile başlayabileceğini belirten Şen, zamanla ağrılı ülserlere dönüşebileceğini söyledi. Bu süreçte çocukların yemek yemekten, içmekten veya dişlerini fırçalamaktan kaçınabileceğini aktardı.

Özellikle küçük çocuklarda ağrının sözlü olarak ifade edilmeyebileceğine dikkat çeken Şen, iştahsızlık, ağlayarak yemek yeme ve ağız bakımına direnç gösterilmesinin önemli belirtiler olabileceğini ifade etti.

Şen, “Çocuk sıvı veya besin alamıyorsa, ağız yaraları hızla artıyorsa, belirgin kanama varsa veya ağızda enfeksiyon düşündüren değişiklikler ortaya çıkıyorsa gecikmeden hekimiyle iletişime geçmesi önemli. Ayrıca tedavi sırasında bağışıklık sistemi baskılandığı için enfeksiyonların belirtileri her zaman belirgin olmayabilir. İyileşmeyen veya 14 günden uzun süren ağız lezyonları da mutlaka değerlendirilmeli.” uyarısında bulundu.

Diş eti sorunları tek başına tedavinin yan etkisi olarak görülmemeli

Diş eti çekilmesinin kanser tedavisinin en tipik ve doğrudan sonuçlarından biri olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Şen, tedavi döneminde ağız sağlığının bozulması, ağız kuruluğu, beslenme değişiklikleri ve ağız bakımının aksamasının diş eti dokularını olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

Şen, “Ancak tedavi döneminde ağız sağlığının bozulması, ağız kuruluğu, beslenme değişiklikleri ve ağız bakımının aksaması diş eti dokularını olumsuz etkileyebilir. Ağız içinde ağrı ve mukozit nedeniyle çocuk dişlerini yeterince fırçalayamayabilir. Bu durum ağızda bakteri birikimini artırabilir. Öte yandan yanlış veya travmatik fırçalama da diş eti dokularına zarar verebilir. Dolayısıyla diş eti değişikliklerini yalnızca ‘kanser tedavisinin yan etkisi’ olarak değerlendirmek doğru değildir; tedavinin kendisi ile ağız bakımındaki değişiklikler birlikte değerlendirilmelidir.”

Uzun yaşamak için günlük alışkanlıklara dikkat
Uzun yaşamak için günlük alışkanlıklara dikkat
İçeriği Görüntüle

Tedavi öncesinde enfeksiyon odakları belirlenmeli

Kemoterapi öncesinde mevcut çürük, diş eti hastalığı veya enfeksiyonların tedavi edilmesinin önemine işaret eden Şen, bunun temel nedeninin kemoterapi sırasında bağışıklık sisteminin baskılanması olduğunu belirtti.

İdeal yaklaşımın, kanser tedavisi başlamadan önce ağızda mevcut veya ileride sorun oluşturabilecek enfeksiyon odaklarının ortadan kaldırılması olduğunu kaydeden Şen, “Bunun temel nedeni, kemoterapi sırasında çocuğun bağışıklık sisteminin baskılanmasıdır. Normal şartlarda kontrol altında olan bir diş enfeksiyonu, bağışıklık sistemi zayıfladığında çok daha ciddi hale gelebilir ve tedavinin seyrini olumsuz etkileyebilir.” dedi.

Şen, “İdeal yaklaşım, kanser tedavisi başlamadan önce ağızda mevcut veya ileride sorun yaratabilecek enfeksiyon odaklarını ortadan kaldırmak. Öncelik; diş kaynaklı enfeksiyonlar, ileri diş çürükleri, ciddi periodontal problemler, prognozu kötü dişler ve ağız dokularını sürekli tahriş eden durumların tedavisidir. Buradaki amaç dişleri tedavi ederek kanser tedavisini geciktirmek değil. Tam tersine, **onkoloji tedavisini gereksiz yere geciktirmeden, gelecekte ciddi enfeksiyon oluşturabilecek riskleri mümkün olduğunca önceden ortadan kaldırmaktır.” diye konuştu.

Ağız bakımı travmadan uzak şekilde sürdürülmeli

Çocuk onkoloji hastalarında ağız bakımının temel amacının ağız içini mümkün olduğunca temiz ve travmadan uzak tutmak olduğunu belirten Şen, genel durumun izin verdiği sürece yumuşak kıllı diş fırçasıyla düzenli temizlik yapılması gerektiğini söyledi.

Şen, “Temel yaklaşım, ağız içini mümkün olduğunca temiz ve travmadan uzak tutmaktır. Çocuk, genel durumu izin verdiği sürece yumuşak kıllı bir diş fırçasıyla günde 2–3 kez dişlerini ve dilini temizlemelidir. Kanser tedavisi sırasında ağız hijyeninin sürdürülmesi, ağızdaki mikroorganizma yükünü azaltarak enfeksiyon ve mukozit riskinin yönetilmesine yardımcı olur.

Florürlü diş macunu kullanılmalı; çürük riski ve ağız kuruluğu varsa florür içeren ek koruyucu uygulamalar hekim tarafından planlanmalı. Beslenmede de özellikle şekerli ilaçlar ve yüksek karbonhidrat içeren takviyelerin çürük riskini artırabileceği unutulmamalı. Ağrı veya mukozit dönemlerinde ise çok sıcak, baharatlı, sert, kıtır ve asidik gıdalardan kaçınılmalı. Ayrıca ağız kuruluğu gelişen çocuklarda sık su içmek, şekersiz sakız veya uygun tükürük destekleyici ürünler kullanmak ve alkol içermeyen ağız bakım ürünlerini tercih etmek yararlı olabilir.

Çocuk diş ipini doğru ve travma oluşturmadan kullanabiliyorsa günlük kullanım sürdürülebilir. Ancak kanama veya ağrı oluşuyorsa sorunlu bölge zorlanmamalı. Bağışıklık ve kan hücrelerinin çok düştüğü dönemlerde diş etlerine zarar verebilecek kürdan veya bazı su püskürtmeli cihazların kullanılması önerilmez.”

Diş hekimi kontrolü tedavinin bir parçası

Ağız sağlığının kanser tedavisinden ayrı düşünülmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, ağızda oluşabilecek enfeksiyon ve yaraların çocuğun beslenmesini ve genel durumunu etkileyebileceğini belirtti.

Şen, “**Kanser tedavisi sadece hastalığı tedavi etmekten ibaret değildir; çocuğun tedaviyi güvenli ve mümkün olduğunca rahat bir şekilde sürdürebilmesi de önemlidir. Ağız, vücudun dışarıyla bağlantılı en önemli bölgelerinden biri. Ağızda bulunan bir enfeksiyon veya tedavi sırasında gelişen ciddi yaralar, çocuğun yemek yemesini, sıvı almasını ve genel durumunu etkileyebilir; hatta bazı durumlarda kanser tedavisinin planını zorlaştırabilir.” dedi.

Diş hekimi kontrollerinin kanser tedavisinin dışında tutulmaması gerektiğini belirten Şen, sözlerini şöyle tamamladı:

“Tam tersine, kemoterapi veya radyoterapi başlamadan önce ağızda enfeksiyon oluşturabilecek sorunların belirlenmesi, tedavi sırasında ağız hijyeninin korunması ve gelişebilecek yan etkilerin erken yönetilmesi, çocuğun yaşam kalitesini ve tedavi sürecinin güvenliğini destekler.

Kısacası, sağlıklı bir ağız yalnızca sağlıklı dişler anlamına gelmez; kanser tedavisi gören bir çocuk için genel sağlığın da önemli bir parçasıdır.”

Kaynak: Basın Bülteni