Acıbadem Kent Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Alpay Yılmaz, meme ve yumurtalık kanserlerinde genetik riskin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Ailesinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan kişilerin zamanında yaptıracağı genetik testler ve uygulanabilecek koruyucu yaklaşımlarla kanser gelişme riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini belirten Yılmaz, genetik mirasın bilinmesinin yalnızca kişinin kendi sağlığı açısından değil, gelecek nesiller açısından da önem taşıdığını söyledi.

Meme ve yumurtalık kanserlerinin büyük bölümünün yaşam boyunca ortaya çıkan genetik değişikliklerden kaynaklandığını belirten Doç. Dr. Yılmaz, bazı vakalarda ise genetik geçişin söz konusu olduğunu ifade etti. Yılmaz, meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 5-10'unun, yumurtalık kanserlerinin ise yüzde 15-20'sinin irsi geçiş gösterdiğini kaydetti. Bu durumun "Ailevi Meme ve Yumurtalık Kanseri Sendromu" olarak tanımlandığını söyledi.

Aile öyküsü önemli bir uyarı

Ailevi Meme ve Yumurtalık Kanseri Sendromu'nun belirlenmesinde ilk aşamanın ayrıntılı aile öyküsünün değerlendirilmesi olduğunu vurgulayan Yılmaz, bazı bulguların genetik risk açısından önemli ipuçları verdiğini belirtti.

Aynı aile içerisinde genç yaşta meme kanseri görülmesi, yumurtalık kanseri öyküsünün bulunması, birden fazla aile bireyinde meme kanseri gelişmesi ve erkeklerde meme kanseri görülmesi, dikkat edilmesi gereken başlıca durumlar arasında yer alıyor.

Bu özellikleri taşıyan kişilerden kan örneği alınarak genetik test yapılabildiğini belirten Yılmaz, test sonucunun pozitif çıkmasının kişinin kanser olduğu anlamına gelmediğinin altını çizdi. Pozitif sonucun, kişinin yaşam boyu kanser geliştirme riskinin arttığını gösterdiğini ifade eden Yılmaz, bu nedenle genetik test öncesinde ve sonrasında genetik danışmanlık hizmeti alınmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Merdiven çıkarken tıkanıyorsanız dikkat!
Merdiven çıkarken tıkanıyorsanız dikkat!
İçeriği Görüntüle

Genetik mutasyon yakın akrabalar için de önemli

Genetik mutasyon tespit edilen kişilerin yakın akrabalarının da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Alpay Yılmaz, aynı mutasyonun aile içerisindeki diğer bireylerde de bulunma olasılığının yüksek olduğunu söyledi. Bu nedenle uygun aile bireylerinin genetik değerlendirmeden geçirilmesinin önerildiğini belirtti.

Ailevi Meme ve Yumurtalık Kanseri Sendromu'nun en sık nedeninin BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki genetik mutasyonlar olduğunu ifade eden Yılmaz, günümüzde kullanılan çoklu gen panelleriyle yalnızca bu iki genin değil, kanser riskini artırabilecek diğer genlerin de aynı anda değerlendirilebildiğini kaydetti.

BRCA1 ve BRCA2 mutasyonlarında risk artıyor

Doç. Dr. Alpay Yılmaz, BRCA1 ve BRCA2 mutasyonlarının meme ve yumurtalık kanseri riskini önemli ölçüde artırdığını belirterek şu bilgileri verdi:

"BRCA1 mutasyonu taşıyan kadınlarda yaşam boyu meme kanseri gelişme riski yaklaşık yüzde 60-80, yumurtalık kanseri riskinin ise yüzde 35-60 arasında değişiyor. BRCA2 mutasyonu taşıyan kadınlarda ise meme kanseri riski yüzde 55-75, yumurtalık kanseri riski yüzde 10-25 oranında. BRCA1 mutasyonu taşıyan kişilerde meme kanseri riski özellikle 30 yaşından sonra, yumurtalık kanseri riski ise 35-40 yaşlarından itibaren belirgin şekilde artıyor. BRCA2 mutasyonunda ise meme kanseri riski daha çok 40 yaşından sonra, yumurtalık kanseri riski ise 45-50 yaşlarından itibaren yükseliyor"

Yılmaz, özellikle BRCA2 mutasyonu taşıyan kişilerde ileri yaşlarda pankreas, prostat ve erkek meme kanseri gibi bazı kanser türlerinin görülme riskinin de arttığını söyledi.

Pozitif sonuçta kişiye özel takip uygulanıyor

Genetik test sonucu pozitif çıkan kişiler için standart bir yaklaşım yerine kişiye özel takip programlarının hazırlandığını belirten Doç. Dr. Yılmaz, uygulanabilecek takip ve koruyucu tedavilere ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Daha erken yaşlarda ve daha sık meme görüntülemeleri yapılıyor, gerekli durumlarda yumurtalıklar düzenli olarak değerlendiriliyor ve kanser riskini azaltmaya yönelik koruyucu tedaviler planlanıyor. Çocuk sahibi olma planını tamamlayan kadınlarda uygun yaşta yumurtalıklar ve tüplerin koruyucu amaçla alınması yumurtalık kanseri riskini önemli ölçüde azaltıyor. Buna rağmen nadiren de olsa karın zarından kaynaklanan primer periton kanseri gelişebileceği için düzenli kontrollerin sürdürülmesi gerekir. Uygun hastalara koruyucu meme cerrahisi de önerilebiliyor. Tüm bu kararların hastanın yaşı, çocuk sahibi olma planı, genel sağlık durumu ve beklentileri göz önünde bulundurularak ilgili uzmanlarla birlikte verilmesi gerekir."

"Genetik mirasınızı bilmek değerli bir adım"

Ailesinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden uzman görüşü alması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Alpay Yılmaz, genetik testler ve uygun koruyucu yaklaşımların önemine dikkat çekti.

Yılmaz, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

"Ailenizde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü varsa zamanında yapılacak genetik testler ve uygun koruyucu yaklaşımlar sayesinde kanser gelişme riski önemli ölçüde azaltılabilir. Genetik mirasınızı bilmek, yalnızca kendi sağlığınızı değil, çocuklarınızın ve gelecek nesillerin sağlığını korumak için atılabilecek en değerli adımlardan biridir."

Kaynak: İHA