Klinik Psikolog İpek Erol, gençlerde şiddet davranışının arkasında çoğunlukla bireysel ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığını belirterek,

“Her öfkeli, her içe kapanık ya da her kimlik krizi yaşayan genç şiddete yönelmez; risk, çoğunlukla bireysel kırılganlıklarla aile, okul ve çevre koşullarının birleştiği noktada yükselir.” dedi.

Şiddet davranışı bir süreç içinde gelişiyor

Erol’a göre, okul saldırıları çoğu zaman ani gelişen olaylar değil, uzun süreli bir psikolojik birikimin sonucu. Dışlanmışlık hissi, değersizlik duygusu, yoğun yalnızlık ve öfkenin zamanla büyümesi bu sürecin temel unsurları arasında yer alıyor.

‘Babasına Çekmiş’ deyip geçmeyin! Uzmanlar bu belirtiye karşı uyarıyor
‘Babasına Çekmiş’ deyip geçmeyin! Uzmanlar bu belirtiye karşı uyarıyor
İçeriği Görüntüle

“Bu tip olayların arkasında çoğu zaman tek bir neden değil, birikimli bir psikolojik süreç vardır: dışlanmışlık hissi, küçük düşürülme algısı, öfkenin içeride büyümesi, yoğun yalnızlık, değersizlik duygusu, intikam fantezileri, bazen de ‘beni nihayet görün’ arzusu.” sözleriyle bu sürecin çok boyutlu olduğuna dikkat çekti.

Dürtü kontrolü ve ergenlik etkisi

Ergenlik döneminde duyguların yoğun yaşandığını ancak bu duyguları düzenleme becerisinin henüz tam gelişmediğini belirten Erol, bu durumun bazı gençlerde risk oluşturabildiğini ifade etti.

“Bu nedenle dürtü kontrolündeki zayıflık, kimlik karmaşası, akran grubu içinde kabul görme ihtiyacı ve öfkeyi yönetememe, bazı gençlerde saldırgan davranış riskini artırabiliyor.” diyen Erol, bu durumun tek başına belirleyici olmadığını da vurguladı.

Psikiyatrik durumlar her zaman şiddetle ilişkili değil

Bazı vakalarda daha ağır psikiyatrik tabloların görülebileceğini belirten Erol, özellikle psikotik süreçlerde gerçeklik algısının bozulabileceğini söyledi. Ancak bu durumun genellememesi gerektiğinin altını çizdi:

“Yine de önemli bir ayrım var: her psikotik bozukluk ya da her psikiyatrik hastalık şiddetle ilişkili değildir; ancak tedavi edilmemiş, fark edilmemiş ve ilerlemiş durumlarda risk artabilir.”

Erken uyarı işaretleri göz ardı edilmemeli

Uzmanlara göre, bu tür olayların önlenmesinde erken uyarı işaretlerinin fark edilmesi kritik önem taşıyor. Okul başarısında ani düşüş, sosyal geri çekilme, yoğun öfke patlamaları ve tehditkâr ifadeler dikkatle izlenmesi gereken başlıca sinyaller arasında yer alıyor.

Erol, özellikle bazı ifadelerin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak, “Özellikle ‘beni görecekler’, ‘hesabını soracağım’, ‘artık dayanmayacağım’ gibi cümleler kesinlikle küçümsenmemelidir.” dedi.

Aile ve okulda ilişki eksikliği riski artırıyor

Şiddet riskinin en çok ilişki ve takip eksikliğinde arttığını belirten Erol, aile içi iletişimin önemine dikkat çekti. Duyguların konuşulamadığı ya da çocuğun sadece başarı üzerinden değerlendirildiği ortamların kırılganlığı artırabileceğini ifade etti.
Okullarda ise yalnızca disiplin odaklı yaklaşımın yetersiz kaldığını belirten Erol, öğretmen, aile ve uzmanların birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Gençler yoğun baskı altında

Günümüz gençlerinin ciddi bir duygusal yük taşıdığını ifade eden Erol, yalnızlık, değersizlik hissi, dışlanma ve gelecek kaygısının yaygın olduğunu belirtti. Dijital dünyanın da bu baskıyı artırabildiğine dikkat çekti.

Medya dili kritik rol oynuyor

Erol, medya dilinin bu tür olaylardaki etkisine de değinerek, fail odaklı haberlerin risk oluşturabileceğini söyledi:

“Medya, failin adını, görüntüsünü ve hikâyesini büyüten bir anlatı kurduğunda, istemeden de olsa bu kişiyi görünür hale getirir.”

Bu nedenle haberlerde odağın mağdurlar ve çözüm yollarına kaydırılması gerektiğini vurguladı.

Dijital oyunlar tek başına neden değil

Dijital oyunların etkisine ilişkin tartışmalara da değinen Erol, bu faktörün tek başına açıklayıcı olmadığını belirtti:

“Elde olan kanıtlar, şiddet içerikli oyunların bazı gençlerde saldırgan duygu ve tepkileri artırabileceğini, duyarsızlaşmaya katkı sunabileceğini söylüyor; fakat bu bulgular, tek başına oyun oynamanın böyle ağır ve hedefli saldırıları açıkladığını göstermiyor.”

Erol’a göre, asıl belirleyici olan gençlerin ruhsal durumu, aile yapısı, sosyal çevre ve maruz kaldıkları deneyimlerin birleşimi.

Kaynak: Basın Bülteni