Halk Sağlığı Haftası'nda 6'ncı günün teması belli oldu
Halk Sağlığı Haftası'nda 6'ncı günün teması belli oldu
İçeriği Görüntüle

BB Tüp Bebek Merkezi doktorlarından Prof. Dr. Tuğba Ensari, uzun yıllardır Polikistik Over Sendromu (PCOS) olarak bilinen tablonun artık PMOS olarak değerlendirilmeye başlandığını ifade etti. Ensari, yeni tanımlamanın hastalığın yalnızca yumurtalıklarla sınırlı olmadığını, metabolik süreçlerle de yakından ilişkili olduğunu belirtti.

Hastalığa bakış açısı değişiyor

PMOS’un adet düzensizliği, tüylenme, akne veya ultrasonda görülen polikistik over görünümüyle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Ensari, hastalığın insülin direnci, kilo artışı, kronik inflamasyon, tip 2 diyabet riski ile kalp ve damar hastalıkları gibi metabolik süreçlerle de ilişkili olduğunu söyledi.

“Uzun yıllardır Polikistik Over Sendromu yani PCOS olarak bildiğimiz bu tabloyu artık PMOS olarak değerlendirmeye başladık. Sadece adet düzensizliği, tüylenme, akne ya da ultrasonda görülen polikistik over görünümü üzerinden değerlendirmek hastalığı tam anlamıyla açıklamıyor. Yeni tanımlama, aslında hastalığın çok yönlü yapısını daha doğru ifade ediyor” diye konuştu.

Metabolik sağlık da değerlendiriliyor

Prof. Dr. Ensari, PMOS yaklaşımında hastaların yalnızca jinekolojik açıdan değil, metabolik sağlık yönünden de ele alındığını belirtti. Tedavi planında insülin direnci, bel çevresi, vücut kitle indeksi, lipid profili ve yaşam tarzının da dikkate alındığını ifade etti.

“Hastalarımızı artık yalnızca jinekolojik açıdan değil, metabolik sağlık açısından da değerlendiriyoruz. İnsülin direnci, bel çevresi, vücut kitle indeksi, lipid profili ve yaşam tarzı gibi birçok faktör tedavi planlamasının ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Çünkü her hastanın klinik tablosu aynı değil. Aynı tanıyı alan iki hastanın ihtiyaç duyduğu tedavi de birbirinden farklı olabiliyor. Bu nedenle günümüzde kişiye özel ve bütüncül bir yaklaşım ön plana çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Yumurtlama düzensizliği gebelik şansını etkileyebiliyor

PMOS ile infertilite arasındaki yakın ilişkiye de dikkat çeken Ensari, yumurtlama düzensizliklerinin gebelik şansını azaltabildiğini söyledi.

İnsülin direnci ve hormonal dengesizliklerin ise yumurta kalitesi ile rahmin gebeliğe hazırlanma sürecini olumsuz etkileyebildiğini belirtti.

“PMOS’un en önemli sonuçlarından biri de infertiliteyle olan yakın ilişkisidir. Yumurtlama düzensizlikleri gebelik şansını azaltabiliyor. Bunun yanında insülin direnci ve hormonal dengesizlikler hem yumurta kalitesini hem de rahmin gebeliğe hazırlanma sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle infertilite nedeniyle başvuran hastalarda değerlendirmeyi yalnızca yumurtlamaya odaklayamayız. Hastanın yaşı, yumurtalık rezervi, metabolik durumu, eşe ait faktörler ve yaşam alışkanlıkları birlikte ele alınmalı. Çünkü başarılı bir tedavi ancak tüm bu faktörler birlikte değerlendirildiğinde mümkün oluyor” dedi.

Tedavide yaşam tarzı değişiklikleri öne çıkıyor

Tedavinin ilk basamağında çoğu zaman yaşam tarzı değişikliklerinin yer aldığını aktaran Prof. Dr. Ensari, özellikle fazla kilolu hastalarda vücut ağırlığının azaltılmasının önemli katkı sağlayabildiğini ifade etti.

“Özellikle fazla kilolu hastalarda vücut ağırlığının yüzde 5-10 oranında azaltılması bile yumurtlamanın yeniden başlamasına ve gebelik şansının artmasına önemli katkı sağlayabiliyor. Düzenli fiziksel aktivite ve Akdeniz tipi beslenme, tedavinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Gerektiğinde insülin direncini düzenleyen veya yumurtlamayı destekleyen ilaç tedavilerine başvuruyor, uygun hastalarda aşılama ya da tüp bebek gibi yardımcı üreme yöntemlerini planlıyoruz. Burada önemli olan standart bir tedavi uygulamak değil, hastanın ihtiyacına en uygun tedaviyi doğru zamanda sunabilmektir” diye konuştu.

“Yalnızca yeni bir isim değil”

Prof. Dr. Ensari, PMOS tanımlamasının yalnızca bir isim değişikliği olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, yaklaşımın hastalığın daha kapsamlı ele alınmasını ifade ettiğini söyledi.

“Sonuç olarak PMOS’u yalnızca yeni bir isim olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu değişim, hastalığın gerçek doğasını daha doğru tanımlayan ve tedavi yaklaşımımızı daha kapsamlı hale getiren önemli bir dönüşümü ifade ediyor. Amacımız yalnızca gebelik elde etmek ya da adet düzenini sağlamak değil; hastalarımızın metabolik sağlığını korumak, uzun dönem sağlık risklerini azaltmak ve yaşam kalitesini artırmaktır” dedi.

Kaynak: DHA