Çocukluk döneminde sık görülen besin seçiciliği, birçok aile için yemek saatlerini zorlayıcı bir sürece dönüştürebiliyor. Yeni tatları denemeyi reddetme, sürekli aynı yiyecekleri isteme ya da bazı besinleri görünüşü, kokusu ve dokusu nedeniyle geri çevirme gibi davranışların özellikle 2-6 yaş döneminde daha belirgin hale gelebildiği belirtiliyor.

Kulak ağrısıyla başlayan süreç 24 yıllık umut hikâyesine dönüştü
Kulak ağrısıyla başlayan süreç 24 yıllık umut hikâyesine dönüştü
İçeriği Görüntüle

Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Mısra Aydın, bu dönemde çocukların bağımsızlık arayışı ve yeni gıdalara karşı doğal temkinliliklerinin besin seçiciliğinde etkili olduğunu belirterek, sürecin doğru iletişim ve sabırla yönetilmesi gerektiğini vurguladı.

Yemek saatlerinde baskıdan kaçının

Çocukların yemek yemeye zorlanmasının uzun vadede besinlerle kurdukları ilişkiyi olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Uzm. Dyt. Mısra Aydın, ebeveynlerin sık yaptığı hatalar arasında zorlama ve ödül-ceza yöntemlerinin bulunduğunu ifade etti.

"Bir kaşık daha ye" ya da "Sebzeni bitirirsen tatlı vereceğim" gibi yaklaşımların kısa vadede etkili görünse de çocukların sağlıklı beslenme alışkanlığı geliştirmesini zorlaştırabileceğini belirten Aydın, yemek saatlerinin ekranlardan uzak, keyifli ve paylaşım odaklı geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Porsiyon konusunda da baskı yapılmaması gerektiğini aktaran Aydın, çocuklara küçük tabaklarla sunum yapılmasını önerdi.

Yeni tatlara alışmak zaman alabilir

Çocukların yeni besinleri kabul etmesinin zaman isteyen bir süreç olduğunu belirten Uzm. Dyt. Mısra Aydın, bir besinin benimsenmesi için tekrar tekrar sunulmasının önemli olduğunu ifade etti.

Aydın, ilk denemede reddedilen yiyeceklerin farklı pişirme yöntemleri ve sunumlarla yeniden sofraya getirilebileceğini belirterek, ailelerin bu süreçte sabırlı olması gerektiğini söyledi.

Çocukların beslenme alışkanlıklarında ailelerin rol model olduğuna dikkat çeken Aydın, "Çocuklar söylenenden çok gördüklerini öğrenir. Aile bireylerinin sebzeleri severek tüketmesi ve düzenli sofraya oturması çocuğun da bu davranışları benimsemesini kolaylaştırır" ifadelerini kullandı.

Ayrıca çocukların yemek hazırlama ve alışveriş süreçlerine dahil edilmesinin de besinlere karşı ilgiyi artırabileceğini belirtti.

Besin seçiciliğinde ne zaman destek alınmalı?

Besin seçiciliğinin her zaman yalnızca davranışsal bir durum olmadığını ifade eden Diyetisyen Mısra Aydın, bazı durumlarda fizyolojik veya gelişimsel nedenlerin de araştırılması gerektiğini söyledi.

Çocuğun gelişiminde gerilik görülmesi, çok sınırlı sayıda besin tüketmesi, bazı besin gruplarını tamamen reddetmesi, kilo kaybı yaşaması ya da beslenme nedeniyle sosyal yaşamının etkilenmesi halinde uzman değerlendirmesi gerektiğini belirten Aydın, şu ifadeleri kullandı:

"Çocuğun gelişiminde gerilik olması, çok sınırlı sayıda besin tüketmesi, belirli besin gruplarını tamamen reddetmesi, kilo kaybı yaşaması veya beslenme nedeniyle sosyal yaşamının etkilenmesi durumunda mutlaka çocuk hekimi ve diyetisyen değerlendirmesi yapılmalıdır. Gerekli durumlarda çocuk gelişimi uzmanı, psikolog veya ergoterapist gibi farklı disiplinlerle iş birliği yapılması da çocuğun sağlıklı gelişimi açısından kritik önem taşımaktadır."

Uzmanlar, çocukların beslenme sürecinde baskı yerine sabır, doğru iletişim ve sağlıklı rol model olmanın önemli olduğunu vurguluyor.

Kaynak: İHA