Türkiye’de 600 bini aşkın kişiyi etkileyen hastalık, özellikle menopoz döneminde östrojen kaybı ve hormonal değişimlerden dolayı kadınlarda daha sık görülüyor. Uzmanlar, erken tarama testleri ve doğru menopoz tedavilerinin hastalığın ilerlemesini durdurmada hayati rol oynadığını belirtiyor.
Kadınlarda risk yüksek

Nörolog Doç. Dr. Mustafa Seçkin, Alzheimer vakalarının yaklaşık üçte ikisinin kadınlarda görüldüğünü ifade ederek, “Tüm hastalıklarda olduğu gibi Alzheimer hastalığında da en büyük silahımız erken tanıdır. Erken tanı için henüz hiçbir unutkanlık şikayeti başlamadan nörolojik kontrollerin yapılmasını öneriyoruz. Yeni testler, henüz ağır unutkanlığı olmayan kişilerde bile hastalığı tanıyabileceğimizi gösterdi. Alzheimer, ilk semptomlar başlamadan 10 ila 20 yıl önce beynimizde patolojik olarak etkisini göstermeye başlıyor” dedi.
Kadın beyninde menopoz sırasında östrojen reseptörlerindeki değişiklikler, Alzheimer hastalarındaki metabolizma bozukluklarına benzer etkilere yol açabiliyor. Bu nedenle menopoz döneminde nörolojik kontrollerin sık yapılması ve çeşitli önlemlerin alınması kritik öneme sahip. Hormonal değişimler yalnızca kadın sağlığıyla ilgili sistemleri değil, kas-iskelet ve nörolojik sistemleri de etkiliyor.
Kadın sağlığı ve alzheimer etkinliği düzenlendi
Acıbadem Kent Hastanesi’nde “Kadın yaşam döngüsünde bilişsel sağlık ve koruyucu yaklaşımlar” başlıklı etkinlikte Alzheimer ve kadın sağlığı tüm yönleriyle ele alındı. Etkinlikte;
• Prof. Dr. İsmail Mete İtil: “Alzheimer riski açısından menopozu anlamak”
• Doç. Dr. Mustafa Seçkin: “Alzheimer hastası olarak kadın”
• Sevnaz Şahin: “Geriatri bakış açısı ile kadın: Yaşlılığın kadınsallaşması”
• Doç. Dr. Nil Tekin: “Alzheimer bakım vereni olarak kadın”
başlıklı sunumlar yapıldı. Etkinlik, tiyatro ve sinema oyuncusu Zerrin Sümer, sanatçı Suzan Kardeş ve yapımcı Mine Güler’in Alzheimer’ı yaşamak ve sahneye taşımak üzerine özel söyleşisiyle de zenginleşti.
Östrojen eksikliği beyin sağlığını etkiliyor
Prof. Dr. İtil, menopoz ve östrojen azalmasının kadın beyni üzerindeki etkilerini vurguladı: “Östrojen beyinde birçok fonksiyona sahip ve bilişsel bellek merkezlerinde oldukça etkin bir rol oynuyor. Östrojen eksikliği beynin glikoz alımını da azaltarak beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor. Diyabet ve tiroid gibi sistemik hastalıkların kontrol altına alınmasını ve spor yapılmasını tavsiye ediyoruz. Beyin sağlığındaki kötüleşmeyi önlemek amacıyla önceden hormon tedavisine başlanmasını destekleyen kesin bir çalışma henüz bulunmuyor. Dolayısıyla her kadına menopoz öncesi ve sonrasında rutin olarak hormon tedavisi verilemez. Ancak FDA menopoz ilaçlarındaki kara kutu uyarılarını kaldırdı. Tedaviye ilk 10 yıl içinde başlandığında, özellikle şiddetli ateş basması, kuruluk, cinsel isteksizlik ve ruhsal değişimler gibi semptomları olan hastalarda son derece faydalı etkiler elde edildiği görülüyor.”
Menopoz sürecinde disiplinlerarası yaklaşım
Doç. Dr. Seçkin, menopoz sürecinin kadın doğum ve ilişkili diğer branşlarla birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti: “Nörolojinin bunun içerisinde olması ve gerektiğinde kas-iskelet zafiyetine neden olabilecek hastalıkların tedavisi için diğer branşların da sürece dahil edilmesi, bu sürecin daha iyi yönetilmesine yardımcı olacaktır.”
Alzheimer belirtileri 20 yıl önce başlayabilir
Doç. Dr. Seçkin, yeni testler sayesinde hastalığa çok erken evrede müdahale etmenin mümkün olduğunu vurguladı: “Erken tanı için henüz hiçbir unutkanlık şikayeti başlamadan nörolojik kontrollerin yapılmasını öneriyoruz. Alzheimer, ilk semptomlar başlamadan 10 ila 20 yıl önce beynimizde patolojik olarak etkisini göstermeye başlıyor.”
Kanser taraması gibi erken teşhis
Erken müdahalenin hastalığın ilerleme hızını yavaşlatabileceğine dikkat çeken Seçkin, tanı süreçlerini meme veya prostat kanseri gibi erken evre taramalarına benzetti. Semptomu olmayan bireylerin de tarama sürecine girmesi ve risklerinin belirlenmesi öneriliyor. Alzheimer taraması; ayrıntılı nörolojik muayene, nörogörüntüleme, PET, beyin omurilik sıvısı incelemesi ve yeni serum biyobelirteçleri ile yapılıyor. Ayrıca, aile öyküsü olanlarda genetik testler erken tespit yöntemleri arasında ön plana çıkıyor.
Doç. Dr. Seçkin, “Altın standart kabul edilen belden sıvı alma işlemi, halen yüzde 90'ın üzerinde doğruluk payı veriyor. Bunun yanında beyindeki amiloid ve tau proteini birikimini PET yöntemiyle veya kan testleriyle tetkik edebiliyoruz. Tüm bu imkanlardan yararlanarak artık Alzheimer hastalığını çok daha erken tespit etmek mümkündür” dedi.




