Antalya’da yaşayan 57 yaşındaki İsmail Doğru’nun sol ayağında, beşinci parmağının yanında ayakkabı vurması sonucu küçük bir yara oluştu. Ancak diyabete bağlı nöropati nedeniyle ayağındaki his kaybı, yaranın ilerlemesini fark etmesini zorlaştırdı.

İyileşmesi beklenen yara zamanla büyüyerek önce iki parmağına, ardından ayağının üstüne, ayak bileğine ve bacağının alt bölümüne yayıldı. Ayakta şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve ağrı görülürken bazı dokularda nekroz, yani doku ölümü gelişti.

Başvurduğu hastanelerde bacağının kesilmesi gerekebileceği söylenen Doğru, uzuv kaybı ihtimaliyle karşı karşıya kaldı. Tedavi için umudunu koruyan Doğru, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Bacağımın durumunun çok kötü olduğu ve kesilmesi gerektiği söylendi. Ancak başka bir çözüm olabileceği umuduyla pes etmedim. İyi ki de pes etmemişim, uygulanan tedavi sayesinde bacağımı kaybetmekten kurtuldum”

“Hasta bize geldiğinde bacağını kaybetmenin eşiğindeydi”

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, hastanın bacak fotoğraflarını incelediğinde damar tıkanıklığından şüphelendiğini ve tedavi sürecine dahil olduğunu belirtti.

Hastada diyabetik ayak yarasının yanı sıra periferik arter hastalığı ve nöropati bulunduğunu aktaran Çetinkaya, yaranın enfekte olduğunu ve enfeksiyonun kana karışması nedeniyle ateş yükselmesi yaşandığını ifade etti.

Obezite cerrahisi hakkında en çok merak edilen 9 soru
Obezite cerrahisi hakkında en çok merak edilen 9 soru
İçeriği Görüntüle

“Hastamız bize başvurduğunda tablo oldukça ilerlemişti. Yaptığımız incelemelerde hastamızda diyabetik ayak yarası ve periferik arter hastalığı, yani bacak damarlarında kan akımını azaltan daralma ve tıkanıklıklar olduğunu belirledik. Hastada aynı zamanda nöropati, yani his kaybı da vardı. Ayağındaki yara enfekte olmuştu ve enfeksiyon kana karıştığı için hastamızın ateşi yükseliyordu. Açık söylemek gerekirse, hastamız bacağını kaybetmenin eşiğindeydi. Bu aşamada tek bir tedaviyle sonuç almak mümkün değildi. Uzun ve zorlu bir süreç boyunca farklı tedavi protokollerini bir arada ve kademeli olarak uyguladık. Sabır, yakın takip ve hastamızın tedavi sürecine uyumu sayesinde kaybedilmek üzere olan bacağı kurtarmayı başardık”

Önce damar açıldı, ardından enfeksiyonla mücadele edildi

Tedavinin ilk aşamasında, antibiyotiklerin enfekte bölgelere yeterince ulaşmasını sağlamak amacıyla tıkalı bacak damarı açıldı ve kan akışı yeniden sağlandı.

Daha sonra ölü ve enfekte dokular temizlenerek kültür örnekleri alındı. Hastanın ameliyata hazırlanmasının ardından enfeksiyonun kontrol altına alınabilmesi için ayak ve bacağın alt bölümündeki geniş yara alanları bir süre açık bırakıldı.

Prof. Dr. Çetinkaya, tedavi sürecini şöyle anlattı:

“Antibiyotiklerin enfekte bölgelere yeterince ulaşamayacağını düşündüğümüz için öncelikle tıkalı bacak damarı açılarak kan akışı sağlandı. Ardından ölü ve enfekte dokuları temizledik, kültür örnekleri aldık ve hastamızı ameliyata hazırladık. Enfeksiyonu kontrol altına alabilmek için ayağın ve bacağın alt bölümündeki geniş yara alanlarını bir süre açık bıraktık”

Açık yaralar hastanın kendi cildiyle kapatıldı

Enfeksiyonun kontrol altına alınmasının ardından yaraların kapatılması aşamasına geçildi. İlk olarak granülasyon, halk arasındaki adıyla “etlendirme” yöntemiyle açıkta kalan kemik ve tendonların üzeri yeni dokuyla kapatıldı.

Sonraki aşamada ise hastanın uyluğundan, güneş yanığı sonrasında soyulan deri kadar ince bir cilt parçası alınarak açık bölgelere yama yapıldı.

“Önce granülasyon, halk arasındaki adıyla ‘etlendirme’ yöntemiyle açıkta kalan kemik ve tendonların üzerini yeni dokuyla kapladık. Ardından hastanın uyluğundan, güneş yanığından sonra soyulan deri kadar ince bir cilt parçası alarak açık bölgelere yama yaptık. Yaklaşık üç hafta süren bu işlemlerle hastamızın ayağını korumayı başardık”

Yaklaşık iki-üç ay süren tedavi boyunca, şehir dışında yaşayan hastanın pansuman süreci görüntülü görüşmelerle takip edildi.

Uzmanından diyabetik ayak uyarısı

Prof. Dr. Çetinkaya, bacakta geçmeyen ağrı, renk değişikliği, soğukluk, şişlik, kızarıklık, ısı artışı, iyileşmeyen yara veya enfeksiyon belirtileri görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık merkezine başvurulması gerektiğini vurguladı.

Özellikle diyabet, damar hastalığı veya dolaşım bozukluğu bulunan kişilerin bu belirtileri hafife almaması ve düzenli kontrollerini aksatmaması gerektiğini belirten Çetinkaya, nöropatiye bağlı his kaybının küçük yaraların fark edilmesini güçleştirebileceğini söyledi.

“Özellikle diyabet, damar hastalığı veya dolaşım bozukluğu bulunan kişiler bu belirtileri hafife almamalı ve düzenli kontrollerini aksatmamalı. Nöropati nedeniyle oluşan his kaybı, küçük yaraların fark edilmesini zorlaştırabilir. Ağrının hissedilmemesi, yaranın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Erken değerlendirme ve uygun müdahale, uzuv kaybı gibi ciddi ve geri alınamaz sonuçların önlenmesinde kritik öneme sahip”

Kaynak: Basın Bülteni