Kadınlarda daha sık görülen lipödem; kalça, bacak ve nadiren kollarda ortaya çıkan simetrik yağ birikimleriyle kendini gösterebiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, lipödemde beslenmenin tedavinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek kişiye özel beslenme planının önemine dikkat çekti.
Herkese aynı beslenme modeli uygun değil
Lipödemde düşük karbonhidratlı veya ketojenik beslenmenin bazı kişilerde fayda sağlayabildiğini belirten Eren, bu yaklaşımların yaklaşık yüzde 80 oranında fayda sağladığının görüldüğünü ancak herkes için aynı beslenme modelinin uygun olmadığını söyledi.

Eren, “Bu yaklaşımların yaklaşık yüzde 80 oranında fayda sağladığı görülse de her birey için aynı beslenme modelinin uygun olduğunu söylemek doğru değil. Lipödem oluşumunda hormonal değişimlerin de rol oynadığı biliniyor. Bu nedenle özellikle ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi dönemlerde görülme sıklığı artıyor. Bu tanıyı alan bir kişide belirli bölgelerde doku hassasiyeti ve morarmalar görülebiliyor. Beslenme planındaki doğru düzenlemeler; kilo yönetiminin yanı sıra kişinin şişkinlik, ödem ve genel yaşam kalitesi gibi şikâyetlerinin yönetilmesine de katkı sağlayabilir. Burada en önemli nokta, beslenme yaklaşımının kişinin ihtiyaçlarına göre belirlenmesi” açıklamasında bulundu.
Katı diyetler yerine sürdürülebilir düzen
Kişiye özel beslenme planı hazırlanırken glutensiz veya laktozsuz beslenme gibi eliminasyon yaklaşımlarının yalnızca ihtiyaç duyulan kişilerde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Eren, farklı beslenme modellerinin kişiye göre ele alınması gerektiğini belirtti.
Eren, “Bazı kişilerde düşük karbonhidratlı veya ketojenik beslenme, bazı kişilerde ise enerji alımının düzenlenmesine yönelik farklı yaklaşımlar fayda sağlayabilir. Ancak burada amaç tek bir diyet modelini uygulamak değil, kişinin sürdürebileceği, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni oluşturmaktır” dedi.
Sebze, protein ve lif tüketimine dikkat
Beslenme planında sebze, kaliteli protein kaynakları, sağlıklı yağlar ve yeterli lif tüketiminin önemine dikkat çeken Eren, baklagiller, sebzeler, kuruyemişler, tohumlar ve çeşitli baharatların tüketim miktarlarının kişinin ihtiyaçları ve toleransına göre düzenlenebileceğini ifade etti.
Eren, “Baklagiller, sebzeler, kuruyemişler, tohumlar ve çeşitli baharatlar gibi besinlerin tüketim miktarı kişinin toleransına ve ihtiyaçlarına göre düzenlenebilir. Özellikle kısa süreli ve katı kısıtlamalar yerine, kişinin uzun vadede sürdürebileceği dengeli bir beslenme modeli oluşturmak daha değerli” ifadelerini kullandı.





