Diş ağrısının nedenini belirlemek ve çene yapısını değerlendirmek için farklı görüntüleme yöntemlerinden yararlanılıyor. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, panoramik röntgenin tüm çeneyi değerlendirmeyi sağladığını, üç boyutlu tomografinin ise dişler ile çevre dokular arasındaki ilişkinin daha ayrıntılı incelenmesine yardımcı olduğunu belirtti.

Ağrının nedeni başka bir bölgede olabilir

Diş ağrısının her zaman doğrudan ağrıyan dişten kaynaklanmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, komşu dişlerin, çevredeki anatomik yapıların, kistlerin veya tümörlerin de ağrıya neden olabileceğini söyledi.

Panoramik röntgen sayesinde tüm çenenin tek görüntüde incelenebildiğini aktaran Meşe, bu yöntemle ağrıya neden olan sorunların yanı sıra farklı bölgelerdeki patolojilerin de tespit edilebildiğini kaydetti.

Üç boyutlu tomografi daha ayrıntılı görüntü sunuyor

İki boyutlu röntgen ile üç boyutlu tomografi arasındaki farklara değinen Meşe, iki boyutlu görüntülerde dişlerin ve çenelerin tek bir görüntü üzerinde incelendiğini, bu nedenle boyut farklılıklarının ve anatomik ilişkilerin değerlendirilmesinde sınırlılıklar yaşanabildiğini belirtti.

Üç boyutlu tomografinin sağladığı avantajı anlatan Meşe, “Normal iki boyutlu görüntülerde dişler ve çeneler tek bir görüntü üzerinde görülebilir. Tomografide üç boyutlu görüntü elde edildiği için dişlerin gerçek boyutu, kemiklerin gerçek boyutu, çevre anatomik yapılarla olan ilişkiler sağlıklı bir şekilde değerlendirilip ölçüm yapılabiliyor.” dedi.

Meşe, üç boyutlu tomografinin yalnızca gerekli görülen durumlarda tercih edildiğini vurguladı.

Arayüz çürükleri Bitewing röntgeniyle tespit ediliyor

Dişlerin arasındaki arayüz çürüklerinin bazı klinik muayene yöntemleriyle belirlenebildiğini ancak bu yöntemlerin her zaman yeterli olmadığını ifade eden Meşe, bu tür çürüklerin tespitinde Bitewing adı verilen röntgen tekniğinin kullanıldığını söyledi.

Meşe, “Bu röntgenle beraber arayüz çürüklerinin hem konumu hem derinliği net bir şekilde anlaşılabiliyor.” diye konuştu.

20’lik diş çekiminde tomografi kararı riske göre veriliyor

20’lik dişlerin çekiminden önce her hastaya üç boyutlu tomografi uygulanmasının gerekli olmadığını belirten Meşe, dişin konumunun ve ağız içindeki durumunun değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Gömülü olmayan 20’lik dişlerde genellikle tomografiye ihtiyaç duyulmadığını ifade eden Meşe, gömülü dişlerin çevredeki anatomik yapılarla yakın ilişki içinde olabileceğine dikkat çekti.

Meşe, çekim sırasında çevre dokular açısından risk bulunması durumunda üç boyutlu tomografiyle bu ilişkinin değerlendirilmesi ve işlemin buna göre planlanması gerektiğini belirtti.

Bulantı refleksi olan hastalarda alternatif yöntemler uygulanabiliyor

Ağız içi röntgen sırasında bulantı refleksi yaşayan hastalarda farklı uygulamalardan yararlanılabildiğini aktaran Meşe, daha küçük film veya sensör kullanılması, görüntünün hızlı alınması, burundan nefes alınması ve hastanın uygun şekilde pozisyonlandırılmasının yardımcı olabileceğini söyledi.

Bulantı refleksinin devam ettiği durumlarda ise yalnızca ağız içi röntgene bağlı kalınmadığını belirten Meşe, farklı görüntüleme yöntemleriyle gerekli değerlendirmelerin yapılabileceğini ifade etti.

Yapay zekâ çürük ve kemik kaybının belirlenmesine yardımcı oluyor

Diş hekimliğinde yapay zekâ destekli analiz sistemlerinin kullanımının yaygınlaştığını belirten Meşe, bu teknolojilerin özellikle radyoloji alanında röntgen görüntülerinin incelenmesine katkı sağladığını dile getirdi.

Meme kanserinde doğru bilinen yanlışlara dikkat!
Meme kanserinde doğru bilinen yanlışlara dikkat!
İçeriği Görüntüle

Yapay zekâ destekli programların çürüklerin, kemik kaybının ve çeşitli patolojilerin tespitinde yardımcı olabildiğini belirten Meşe, bu sistemlerin mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini vurguladı.

Kaynak: Basın Bülteni