Özel Sağlık Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yaman, tip 2 diyabetin büyük bölümünde cerrahi tedavinin önemli bir seçenek olduğunu belirterek, doğru hasta seçimi ve düzenli takip ile uzun vadede yüksek başarı oranlarına ulaşılabildiğini söyledi.

Diyabetin dünya genelinde giderek yaygınlaşan sağlık sorunlarının başında geldiğine dikkat çeken Özel Sağlık Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yaman, Uluslararası Diyabet Örgütü verilerine göre her 11 yetişkinden birinde diyabet görüldüğünü ifade etti. Beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve hareketsiz yaşam tarzının hastalığın yaygınlaşmasında etkili olduğunu vurgulayan Yaman, diyabetin önlenmesi için toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini söyledi.

Çocuklarda horlama geniz eti büyümesinin ilk işareti olabilir
Çocuklarda horlama geniz eti büyümesinin ilk işareti olabilir
İçeriği Görüntüle

Doç. Dr. İsmail Yaman, diyabetin görülme sıklığını artıran nedenleri şu sözlerle anlattı:

“Diyabetin bu kadar sık görülmesinin ana nedenleri arasında, toplumun yaşlanması, insanların daha çok karbonhidrat tüketip, daha az hareket etmesi gibi nedenler yer alıyor. Diyabet gelişiminin engellenmesi için diyet ve spor alışkanlıkları gibi toplumsal önlemler alınmalı, diyabet tanısı alan hastalarda yaşam şekli değişiklikleri ve medikal tedavi başlanmalı, uygun bireylerde hem toplum hem de bireyin avantajı için cerrahi tedaviler uygulanmalıdır. Diyabetlerin yüzde 90’ı tip 2 diyabettir ve aslında bu grup hastaların çoğu cerrahi olarak tedavi edilebilmektedir.”

Diyabet cerrahisi hangi hastalara uygulanıyor?

Diyabet tedavisinde cerrahi seçeneğinin her hasta için uygun olmadığını belirten Yaman, iki farklı hasta grubunda cerrahinin değerlendirildiğini ifade etti. Diyabet cerrahisinin insülin üretimini artırmadığını, mevcut insülinin daha etkin kullanılmasını sağladığını belirten Yaman, uygun adayların ayrıntılı değerlendirme sürecinden geçtiğini söyledi.

Konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Diyabet cerrahisi insülin salgısını artırmaz. Vücudun insüline olan ihtiyacını azaltır aynı zamanda var olan insülinin daha etkili kullanılmasını sağlar. Vücut kitle indeksi (VKİ) 30 ve üzerinde iken aynı zamanda kontrolsüz şeker değerleri olan kişilere özel kan testleri yapılır. Bu testlerde pankreas rezervi yeterli ise yani kısıtlı da olsa pankreas insülin salınımı yapıyor ise diyabet cerrahisi önerilmelidir. VKİ 35 ve üzerinde iken diyabeti bulunan kişilere diyabet cerrahisi yapılabilir. Diyabet cerrahisinin uygun olduğu düşünülen hastalarla cerrahi tedavi öncesinde ameliyat yöntemi ve sonrasında dikkat etmesi gerekenler konusunda ayrıntılı olarak görüşülür. Kan tetkikleri, karın ultrasonografisi, gerekli diğer branş hekimlerinin konsultasyonları, endoskopi gibi ayrıntılı tetkik ve değerlendirme süreci tamamlanır, bu test ve değerlendirme sonuçları da uygun ise diyabet cerrahisi planlanır.”

Cerrahi yöntemi hastaya göre belirleniyor

Ameliyat yönteminin her hastada aynı olmadığını belirten Yaman, vücut kitle indeksi, kullanılan diyabet ilaçları, pankreas rezervi ve genel sağlık durumunun tercih edilecek cerrahi yöntemi belirlediğini ifade etti.

Doç. Dr. İsmail Yaman, bu konuda şu bilgileri paylaştı:

“Önerilecek cerrahi tipi kişinin VKİ’ye, diyabet için kullandığı medikal tedavi tipi, dozu ve süresine, yapılacak test sonuçlarındaki pankreas rezervine, kişinin genel sağlık durumuna bağlı olarak değişebilmektedir. VKİ 40 ve üzerinde iken genellikle tüp mide ameliyatı yeterli olurken; VKİ daha düşük ve kontrolsüz diyabeti olanlarda transit bipartisyon; SASİ bypass ya da rouxNY gastrik bypass gibi gıdaların ince bağırsağın belli bir kısmını by-pass ettiği teknikler önerilir.”

"10 yıl sonra dahi başarı şansı yüzde 90'lara ulaşabiliyor"

Doğru hasta seçimi, uygun cerrahi yöntem ve ameliyat sonrası düzenli takibin tedavinin başarısında belirleyici olduğunun altını çizen Yaman, yaşam tarzı değişikliklerinin de büyük önem taşıdığını vurguladı.

Yaman, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Bu tip ameliyatlarda mide hacmi küçülür, dolayısıyla açlık hissi azalır ve tokluk hissi hızlı oluşur. Bu durum kalori alımını belirgin olarak azaltır. Aynı zamanda bağırsakların bir kısmı bypass edildiği için alınan karbonhidratların bir kısmı bağırsaklar tarafından emilmeden atılır. GLP, peptid Y gibi bağırsaklarda salınan hormonlar artar ve bu hormonlar insüline yardımcı işlev görür. Doğru hasta seçimi, doğru yöntem seçimi ve düzenli ameliyat sonrası takip ile ameliyattan 10 yıl sonrasında dahi başarı şansı yüzde 90’lara ulaşmaktadır. Obezite cerrahisinde olduğu gibi diyabet için yapılan cerrahi tedavilerden sonra da en önemli faktörlerden biri yeni ve doğru yaşam alışkanlıkları kazanmaktır. Her ameliyatta olduğu gibi bu ameliyatların da düşük de olsa riskleri vardır. Bu riski azaltabilmek için ameliyat öncesinde hasta değerlendirmesi ayrıntılı olarak yapılmalı ve varsa ek hastalıkları mümkün oldukça düzeltilmelidir. Ameliyat esnasında tecrübeli ekip, yeterli ve kaliteli ekipmanla çalışılması da bu riski azaltan faktörlerdendir.”

Kaynak: Basın Bülteni