Ramazan ayında 13 saati aşan açlık süresinin ardından kurulan iftar sofraları, mide ve sindirim sistemi için yoğun bir mesainin başlangıcı anlamına geliyor. Ancak pek çok kişinin "yemek üzerine bir yorgunluk çayı" olarak gördüğü bu alışkanlık, uzmanlara göre ciddi riskler barındırıyor. İftardan hemen sonra tüketilen kafeinli içecekler; mide asidini tetiklemekten kalp ritmini bozmaya, demir emilimini engellemekten uyku düzenini bozmaya kadar vücutta bir dizi negatif zincirleme reaksiyonu başlatabiliyor.

Mideye 'Ani Yük' Bindirmeyin
Uzun süre boş kalan mide, iftarla birlikte aniden besin alımıyla karşılaşırken, hemen ardından içilen çay ve kahve bu süreci daha karmaşık hale getiriyor. Kafein, mide asidini artırarak reflü ve gastrit şikayetlerini tetikliyor. Gastroenteroloji uzmanları, özellikle mide yanması ve ekşimesi yaşayan kişilerin, yemekten sonra en az 1 saat beklemesi gerektiğini vurguluyor.

Demir Emilimi ve Kansızlık Riski
Çay ve kahvenin içeriğindeki bileşenler, besinlerden alınan demirin vücut tarafından kullanılmasını zorlaştırıyor. İftarda tüketilen et ve sebzelerden alınan mineralin etkisini yitirmemesi için zamanlama kritik bir öneme sahip.
-
Risk Grubu: Kadınlar, hamileler ve anemi (kansızlık) teşhisi olanlar.
-
Öneri: Demir emilimini korumak için çay ve kahve tüketimi en az 1-2 saat ertelenmeli.

Kalp ve Tansiyon Hastaları Dikkat
Uzun süreli açlık sonrası kan şekerinin yükselmesiyle kalp zaten bir stres altındayken, kafeinin uyarıcı etkisi çarpıntıya neden olabiliyor. Kardiyoloji uzmanları, hipertansiyon ve ritim bozukluğu olan bireylerin, iftar sonrası ani tansiyon yükselmelerine karşı kafein miktarını sınırlandırmasını tavsiye ediyor.

Sahur Öncesi Kaliteli Uyku İçin Kontrollü Kafein
Ramazan'da biyolojik ritmin değişmesi, uyku kalitesini her zamankinden daha önemli kılıyor. Akşam saatlerinde alınan yüksek kafein, derin uyku süresini kısaltarak bağışıklık sistemini zayıflatabiliyor ve ertesi gün baş ağrısı ile konsantrasyon kaybına yol açabiliyor.




