Uzmanlara göre yapılan müdahaleler hastalığı ortadan kaldırmıyor, yalnızca mevcut tıkanıklıkları gidererek sürecin kontrol altına alınmasını sağlıyor.

Dünya genelinde en fazla ölüme neden olan hastalıklar arasında yer alan iskemik kalp hastalıkları, küresel ölümlerin yüzde 13’ünü oluşturuyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ise ülkedeki ölümlerin yüzde 36’sı dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklanıyor. Bu nedenle koroner arter hastalığında uygulanan girişimsel tedaviler büyük önem taşıyor.

Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Abdi Sağcan, kalp damar hastalıklarında uygulanan bypass ve stent işlemlerinin hastalığı tamamen ortadan kaldırmadığını belirterek, hastaların tedavi sürecini yaşam boyu devam eden bir süreç olarak görmesi gerektiğini söyledi.

“Bypass hastalığın kendisini değil, sonuçlarını düzeltir”

Kalp hastaları arasında sıkça görülen “ameliyat oldum, artık iyiyim” düşüncesinin yanlış olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Abdi Sağcan, koroner arter hastalığının damar içinde plak birikimiyle ilerleyen kronik bir rahatsızlık olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Abdi Sağcan, “Yaptığımız bypass ameliyatı hastalığın kendisini değil, yol açtığı tıkanıklıkları ve sonuçlarını düzeltmeye yöneliktir. Tıkalı ya da daralmış damarın etrafından yeni bir yol oluşturuyoruz. Böylece kalp kasına giden kan akışını artırıyor, hastanın göğüs ağrısını azaltıyor ve kalp krizi riskini düşürüyoruz. Ancak damar sertliği tüm damarlarda devam edebilir. Takılan bypass damarları da zaman içinde etkilenebilir. Eğer kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı, diyabet ve hipertansiyon gibi risk faktörleri kontrol altına alınmazsa hastalık ilerlemeye devam eder” dedi.

Bypass operasyonunun bir son değil yeni bir başlangıç olduğunu vurgulayan Sağcan, ameliyat sonrasındaki dönemin en az operasyon kadar önemli olduğuna işaret etti.

Yaşam tarzı değişikliği tedavinin temel parçası

Bypass sonrasında ilaç kullanımının ve yaşam tarzı değişikliklerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Abdi Sağcan, “Hastalar mutlaka kolesterol düşürücü ve kan sulandırıcı ilaçlarını düzenli kullanmalı, Akdeniz tipi beslenmeye geçmeli, sigarayı bırakmalı ve düzenli egzersiz yapmalıdır. Ayrıca şeker ve tansiyon kontrolü de ihmal edilmemelidir. Bypass bir onarım işlemidir, hastalığın kökünü kazımaz. Bu nedenle tedavinin en önemli parçası, ameliyat sonrası yaşam tarzı değişiklikleridir” diye konuştu.

Ameliyatlarda 'Akıllı Işık' dönemi
Ameliyatlarda 'Akıllı Işık' dönemi
İçeriği Görüntüle

“Stent takılması hastalığın sona erdiği anlamına gelmez”

Balon ve stent uygulamalarının ardından da koroner arter hastalığının devam ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Abdi Sağcan, stentin yalnızca damardaki belirli bir bölgedeki darlığı ortadan kaldırdığını, damar sertliğinin ise tüm damar sistemini etkileyen kronik bir süreç olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Abdi Sağcan, “Tek bir noktayı düzeltmek hastalığın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Damar sertliği zamanla başka bölgelerde de gelişebilir, stent takılan yerde nadiren yeniden daralma olabilir. Başarılı bir sonuç için tedavi sadece girişimle sınırlı değildir. Birincisi girişimsel tedavi yani balon ve stent, ikincisi kan sulandırıcılar ve kolesterol düşürücülerin hayati önemde olduğu ilaç tedavisi, üçüncüsü ve en kritik olanı ise yaşam tarzı değişikliğidir. Sigaranın bırakılması, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolü tedavinin temelini oluşturur” açıklamasında bulundu.

İlaçların bırakılması ciddi sonuçlar doğurabilir

Tedavi sonrasında yapılan en büyük hatalardan birinin “artık iyileştim” düşüncesi olduğunu belirten Prof. Dr. Abdi Sağcan, asıl tedavinin işlem sonrasında başladığını söyledi.

Hastaların kendilerini iyi hissettikleri dönemde ilaç kullanımını bırakabildiğini ifade eden Sağcan, bunun ciddi riskler taşıdığına dikkat çekerek şunları kaydetti:

“Özellikle kan sulandırıcıların erken kesilmesi, stent içinde pıhtı oluşumuna yol açabilir ve bu durum hayati risk taşır. Sigaraya devam etmek ise yapılan tüm tedaviyi boşa çıkarabilir ve damarların yeniden tıkanmasını hızlandırır. Yağlı, tuzlu ve işlenmiş gıdalarla beslenmeye devam eden hastalarda hastalık ilerler. Kalbe zarar verir korkusuyla hareketsiz kalmak da yanlıştır, doktor kontrolünde düzenli egzersiz tedavinin bir parçasıdır. Düzenli takip yapılmazsa yeni darlıklar fark edilmeyebilir. Kolesterol, tansiyon ve diyabet kontrol altına alınmazsa hastalık ilerlemeye devam eder. Doğru ilaç kullanımı ve yaşam tarzı değişikliği ile hastalar uzun yıllar sorunsuz bir yaşam sürebilir ancak bunun için tedaviyi bir süreç olarak görmek şarttır.”

Kaynak: Basın Bülteni