ABD Enerji Enformasyon İdaresi'nin (EIA) "dünyanın en kritik geçiş noktası" olarak tanımladığı Hürmüz Boğazı, jeopolitik bir satranç tahtasına dönüştü. 28 Şubat'ta tırmanan askeri gerilimin ardından İran'ın "fiili kısıtlama" kararıyla gemi trafiği dibe vurdu. Resmi bir "kapalı" açıklaması olmasa da sigorta maliyetleri ve güvenlik riskleri nedeniyle dev tankerlerin rotalarını değiştirmesi, dünya ekonomisinde milyarlarca dolarlık kayba neden oluyor.
28 Şubat'tan Bu Yana Trafik Durma Noktasında
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hamlelerine karşılık Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'nı bu ülkelerle bağlantılı ticari gemilere "fiilen" kapattı. Uzmanlar, boğazın teknik olarak açık olduğunu ancak güvenli geçiş garantisinin kalmadığını vurguluyor. Özellikle Mart ayından bu yana boğazdaki gemi trafiğinde yaşanan sert düşüş, Çin, Japonya ve Güney Kore gibi enerji bağımlısı devlerin tedarik zincirlerini kopma noktasına getirdi.

Enerji Arzında "Kritik Eşik" Aşıldı
Hürmüz, günlük yaklaşık 20 milyon varil petrolün ve Katar'ın tüm LNG ihracatının tek çıkış kapısı. Basra Körfezi'ndeki petrolün Hint Okyanusu'na açıldığı bu dar su yolunun devre dışı kalması, NATO ittifakı içinde dahi "enerji güvenliği" konusunda fikir ayrılıklarına yol açtı. Mevcut tablo, enerji ithalatçısı ülkeleri daha uzun ve maliyetli alternatif rotalara zorluyor.

Kriz Dalga Dalga Yayılıyor: Sırada Babül Mendeb mi Var?
28 Mart’ta Yemen’deki Husilerin İsrail’e yönelik füze hamleleri ve savaşa dahil olmaları, bir diğer kritik nokta olan Babül Mendeb Boğazı üzerindeki kara bulutları artırdı. Eğer Hürmüz’deki kilitlenme Babül Mendeb’e sıçrarsa, küresel deniz ticaretinin tamamen felç olabileceği belirtiliyor. Bu durum, Süveyş Kanalı rotasını da kullanılamaz hale getirebilir.




