Günlük hayatta birçok işin neden son dakikada tamamlandığı uzun süredir tartışılıyor. Parkinson Kanunu şunu der: "Bir iş, tamamlanması için ayrılan sürenin tamamını kapsayacak şekilde genişler."
Beynimiz bizi nasıl yanıltıyor?
Bir iş için çok vaktimiz olduğunda, beynimiz o işi daha "önemli" ve "zor" algılar. Basit bir e-posta yazmak için 1 saatiniz varsa, kelimeler üzerinde gereksizce düşünür, formatla oynar ve işi aslında olduğundan daha yorucu hale getirirsiniz.
Teslim tarihine (deadline) çok varsa, odaklanma seviyemiz düşer ve dikkat dağıtıcılara (sosyal medya, kahve molaları) kapımız sonuna kadar açılır.

Bu kanunu avantajınıza çevirin!
Parkinson Kanunu'nu bir yaşam hilesi olarak kullanmak için şu 3 yöntemi uygulayabilirsiniz:
%50 kuralı
Bir işin ne kadar süreceğini tahmin ediyorsan, kendine o sürenin yarısını ver. Rapor 2 saat mi sürer? Kendine 1 saat tanı ve bir zamanlayıcı (timer) kur.
Zaman bloklama
Gününüzü ucu açık bırakmayın. "Bugün temizlik yapacağım" yerine "14:00 ile 14:30 arası sadece mutfağı toplayacağım" deyin. Zaman kısıtı, yaratıcılığı ve hızı tetikler.
Mükemmeliyetçilik tuzağından kaç
Süre kısıtlı olduğunda beyniniz "mükemmel" olana değil, "işe yarar" olana odaklanır. Bu da sizi gereksiz detaylarda boğulmaktan kurtarır.

Günlük hayattan uygulama örnekleri
| Faaliyet | Normalde ayrılan süre | Parkinson hedefi | Sonuç |
|---|---|---|---|
| E-postaları yanıtlamak | Tüm sabah | 30 dakika | Sadece kritik olanlara odaklanma. |
| Market alışverişi | 1 saat | 20 dakika | Liste dışına çıkmadan hızlı alışveriş. |
| Ev temizliği | Tüm pazar | 45 dakika | En çok görünen ve önemli yerlerin parlaması. |
| Toplantılar | 1 saat | 20 dakika | Boş muhabbet yerine hızlı karar alma. |
Altın cümle: "Bir işi bitirmek için en iyi zaman, o işi bitirmek zorunda olduğunuz zamandır."




