3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında organ bağışının önemi bir kez daha gündeme geldi. Türkiye’de 33 bin kişi organ nakli olabilmek için beklerken, bağışların büyük bölümünün canlı vericilerden yapılması dikkat çekiyor. Uzmanlar, beyin ölümü gerçekleşen kişilerden yapılan bağışların artırılması gerektiğini vurgulayarak vatandaşlara organ bağışı çağrısında bulundu.

Acıbadem Ataşehir Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ülkem Çakır, organ bağışına ilişkin toplumda doğru bilinen yanlışları anlattı. Uzmanlar, artık E-Devlet ve E-Nabız üzerinden birkaç dakika içinde bağış beyanında bulunulabildiğine dikkat çekti.

Organ nakillerinin yüzde 83'ü canlı vericilerden

1793686917 Prof. Dr. Brahim Berber

Türkiye'de 2025 yılında toplam 5 bin 206 organ nakli gerçekleştirildi. Bu nakillerin 4 bin 343'ü canlı vericilerden, 863'ü ise beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden alınan organlarla yapıldı. Böylece nakillerin yaklaşık yüzde 83'ü canlı vericilerden, yüzde 17'si kadavra vericilerden gerçekleştirildi.

Türkiye'de milyon kişi başına düşen organ bağışçısı sayısı 5,62 seviyesinde kalırken Avrupa'da bu ortalama 25 civarında bulunuyor. Organ nakli alanındaki cerrahi altyapı ve uzman kadroya rağmen kadavradan bağışların istenen seviyeye ulaşamadığına dikkat çekiliyor.

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber, Türkiye'nin nakil alanındaki güçlü altyapısına rağmen bağış sayısının artırılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Nakil merkezlerimizin kalitesi, donanımı ve yetişmiş insan gücümüz sayesinde toplam nakil sayımız oldukça yüksek. Ancak beyin ölümü gerçekleşen kişilerden yapılan bağışlar hala istenilen düzeyde değil. Bekleme listesindeki 33 bin kişi, her an bulunacak uygun bir organla hayata yeniden başlamanın umudunu taşıyor. Bu güçlü altyapının daha fazla hastaya yaşam şansı sunabilmesi için beyin ölümü gerçekleşen kişilerden yapılan bağışların artması gerekiyor. Bugün dijital ortamda birkaç dakika ayırarak vereceğimiz bağış kararı, gelecekte birden fazla insanın yeniden hayata tutunmasını sağlayabilir. Bırakabileceğimiz en güzel miraslardan biri organ bağışıdır”

Beyin ölümü ile bitkisel hayat aynı değil

Organ bağışı konusunda toplumda karşılaşılan yanlış anlamalardan biri, beyin ölümünün bitkisel hayatla karıştırılması. Oysa bu iki durum birbirinden farklı özellikler taşıyor.

Bitkisel hayatta beynin solunum ve dolaşım gibi yaşamsal faaliyetleri sağlayan bölümü çalışmaya devam ediyor. Bu nedenle hastalar aylarca veya yıllarca yaşayabiliyor, bazı durumlarda iyileşebiliyor.

Beyin ölümünde ise beyin ve beyin sapının bütün işlevleri geri dönüşü olmayacak şekilde sona eriyor. Yoğun bakımda solunum ve dolaşım cihazlar ve ilaçlarla bir süre desteklenebilse de kaybedilen beyin işlevlerinin yeniden kazanılması mümkün olmuyor. Beyin ölümü tıbben ölüm olarak kabul ediliyor.

Prof. Dr. İbrahim Berber, beyin ölümü gerçekleşmeden organların alınmasının söz konusu olmadığını vurgulayarak şu açıklamada bulundu:

“Kişi hayattayken organ bağışında bulunmuş olsa bile bu karar tıbbi bakımını hiçbir şekilde etkilemez. Hastaya uygulanabilecek bütün tedaviler eksiksiz olarak yapılır. Organ bağışı ancak yoğun bakım koşullarında, kesin tıbbi işlemlerle beyin ölümünün saptanmasının ardından gündeme gelir”

Organ bağışı E-Devlet ve E-Nabız üzerinden yapılabiliyor

Organ bağışında bulunmak isteyen 18 yaşını doldurmuş ve karar verme yeterliliğine sahip kişiler, işlemlerini artık dijital ortamda gerçekleştirebiliyor. 26 Eylül 2025'te yapılan yönetmelik değişikliğiyle E-Devlet ve E-Nabız üzerinden bağış beyanı verilebiliyor.

Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ülkem Çakır, dijital başvuru imkânının bağış sürecini kolaylaştırdığını belirterek kişinin kararını ailesiyle paylaşmasının da önemli olduğunu söyledi:

Her morluk masum olmayabilir: Lösemi uyarısı
Her morluk masum olmayabilir: Lösemi uyarısı
İçeriği Görüntüle

“Dijital sistem bağış işlemini kolaylaştırıyor. Ancak kişinin organ bağışı konusundaki iradesinin yakınları tarafından da bilinmesi, kritik anda yaşanabilecek kararsızlıkların önüne geçebilir”

Kronik hastalığı olanlar da bağışçı olabilir

Diyabet, hipertansiyon, hepatit veya geçmişte kanser tedavisi görmüş olmak, organ bağışı beyanında bulunmaya engel oluşturmuyor. Beyin ölümü gerçekleşmesi durumunda hangi organların nakil için uygun olduğuna ise tıbbi değerlendirmeler sonucunda ilgili kurul karar veriyor.

Prof. Dr. Ülkem Çakır, bağışlanan organların birden fazla hastaya umut olabileceğine dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı:

“Beyin ölümü gerçekleştiğinde hangi organların nakil için uygun olduğuna, yapılan tıbbi değerlendirmelerin ardından ilgili kurul karar veriyor. Beyin ölümü gerçekleşen bir kişinin kalp, akciğer, böbrek, karaciğer ve pankreas gibi farklı organları ise bağışlandığında birden fazla hastaya nakledilebiliyor. Kornea ve kalp kapağı gibi dokular da başka hastaların tedavisinde kullanılabiliyor”

Organların alınması sırasında da beden bütünlüğünün korunmasına özen gösteriliyor. İşlemler deneyimli nakil cerrahları tarafından gerçekleştiriliyor, kesi yerleri dikkatle kapatılıyor ve alınan organlar uygun koşullarda nakil merkezlerine ulaştırılıyor.

Organ bağışına dini açıdan engel bulunmuyor

Organ bağışı konusunda bazı kişilerin dini kaygılar nedeniyle çekimser kaldığına dikkat çekiliyor. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 6 Mart 1980 tarihli kararıyla gerekli koşulların sağlanması halinde organ naklinin caiz olduğunu bildirdi.

Kararda organ nakli için başka bir tedavi seçeneğinin bulunmaması, naklin hastanın tedavisini sağlayacağı yönünde hekim kanaatinin olması, vericinin yaşamını yitirmiş olması ve alıcının nakle onay vermesi gibi koşullar sıralandı.

Organ bağışı hakkında bilinmesi gereken 5 gerçek

- Beyin ölümü, bitkisel hayattan farklı ve geri dönüşü olmayan bir durumdur. Beyin ölümü gerçekleşmeden organ alınamaz.
- Organ bağışı beyanında bulunmak, kişinin tıbbi bakımını ve tedavi sürecini etkilemez.
- Kronik hastalığı olan kişiler de organ bağışı beyanında bulunabilir. Organların nakle uygun olup olmadığına ilgili kurul karar verir.
- Organ bağışı E-Devlet ve E-Nabız üzerinden yapılabilir. Verilen beyan daha sonra değiştirilebilir.
- Organların alınması sırasında beden bütünlüğünün korunmasına özen gösterilir.

Kaynak: Basın Bülteni