Programın açılışında Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, Prof. Dr. Esin Şenol’un pandemi döneminde halk sağlığı, aşılar ve salgın yönetimi konusunda Türkiye’ye önemli katkılar sunduğunu belirterek, “Bu ilk programın hocam Prof. Dr. Esin Şenol ile başlamasını özellikle istedim” dedi.
Salgınların insanlık tarihi üzerindeki etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Esin Şenol, insanlık tarihinin savaşlar kadar salgınlarla da şekillendiğini vurguladı. Tarihte yüzlerce pandeminin yaşandığını belirten Şenol, veba, çiçek hastalığı, kolera ve 1918 İspanyol Gribi gibi salgınların yalnızca milyonlarca insanın ölümüne neden olmadığını, aynı zamanda toplumların, devletlerin ve medeniyetlerin kaderini değiştirdiğini söyledi. Özellikle İspanyol Gribi’nin 20. yüzyılın siyasi ve toplumsal yapısı üzerinde derin etkiler bıraktığını ifade etti.
Aşıların tarihsel gelişimine de değinen Şenol, çiçek hastalığının insanlık için en yıkıcı salgınlardan biri olduğunu belirterek, bu hastalığa karşı kazanılan başarının insan aklının en büyük zaferlerinden biri olduğunu dile getirdi. Aşıların bulunmasıyla birlikte çocuk ölümlerinin büyük ölçüde azaldığını, insan ömrünün uzadığını ve toplumların geleceğe dair beklentilerinin değiştiğini kaydeden Şenol, aşıların yalnızca bireyleri değil toplumları da koruyan en güçlü halk sağlığı araçlarından biri olduğunu vurguladı.
Pandemi sürecinin aşı teknolojilerinde önemli bir sıçrama yarattığını belirten Şenol, özellikle mRNA teknolojisinin gelecekte birçok hastalığa karşı yeni çözümler sunabileceğini ifade etti. Aşının artık yalnızca bir biyolojik ürün değil, aynı zamanda ileri teknoloji ürünü olduğunu söyleyen Şenol, COVID-19 döneminde geliştirilen mRNA aşılarının gelecekte çok daha hızlı ve etkili aşı üretiminin önünü açtığını belirtti.
Programda günümüzdeki salgın riskleri de ele alındı. Ebola ve Hanta virüsleri gibi yeni tehditlere dikkat çeken Şenol, iklim değişikliği, küresel ısınma ve doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesinin yeni zoonotik hastalıkların ortaya çıkma riskini artırdığını söyledi. İnsanlarla vahşi yaşam arasındaki sınırların giderek azaldığını ifade eden Şenol, bu durumun yeni salgınların ortaya çıkması için uygun ortam hazırladığını ve bilim insanlarının gelecekte daha fazla salgınla karşılaşılabileceğini öngördüğünü kaydetti.
Pandemi döneminde yükselen aşı karşıtlığına da değinen Şenol, bilimsel verilerle desteklenmeyen söylemlerin halk sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Aşılar sayesinde milyonlarca insanın hayatının kurtulduğunu hatırlatan Şenol, yanlış bilgiler nedeniyle oluşan aşı tereddüdünün gelecekte salgınlarla mücadeleyi zorlaştırabileceğini söyledi. Bilimsel gerçeklerin toplumla paylaşılmaya devam edilmesi gerektiğini vurguladı.
Programın sonunda geçmişten bugüne yaşanan tüm salgınların ortak bir ders verdiğini belirten Prof. Dr. Esin Şenol, insanlığın mikroplara karşı kazandığı en büyük zaferin aşılar olduğunu ifade etti. Bilim, teknoloji ve doğru halk sağlığı politikalarıyla salgınların üstesinden gelinebileceğini söyleyen Şenol, geleceği korumanın yolunun bilimden ve aşıdan geçtiğini belirterek sözlerini tamamladı.






