Uzun süreli açlık sonrası yapılan ani ve kontrolsüz besin tüketimi, kan şekeri dengesini bozarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, oruç kararı almadan önce mutlaka hekim değerlendirmesi yapılması gerektiğini vurguluyor.

Diyabet; vücudun kan şekerini sağlıklı biçimde dengeleyememesi sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalık olarak biliniyor. Bu nedenle düzenli ve dengeli beslenme, hastalığın kontrolünde temel rol oynuyor. Ramazan ayında gün boyu süren açlık ise özellikle insülin kullanan veya kan şekeri kontrolü hassas olan kişilerde risk oluşturabiliyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, oruç öncesinde mutlaka doktora danışılması gerektiğini belirterek, “İnsülin takviyesi alanların oruç tutması, kan şekeri seviyesinde ciddi dalgalanmalara yol açabileceği için riskli olabilir” dedi.

Türkiye’de 2024 verilerine göre 12 milyondan fazla diyabet hastası bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Fulya Akın, Ramazan’da özellikle iftar sonrasında tatlı ve hamur işi tüketiminde artış yaşandığını söyledi. “Ramazan’da özellikle iftar sonrasında tatlı ve hamur işi tüketiminde belirgin bir artış yaşanıyor. Şerbetli ve yoğun karbonhidrat içeren tatlılar kan şekerini kısa sürede hızla yükseltebilir, ardından ani düşüşlere yol açarak dalgalanmalara neden olabilir. Bu durum diyabet hastaları açısından ciddi risk oluşturur ve kan şekeri kontrolünü zorlaştırır. Bu nedenle diyabet hastaları oruç tutmadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmeli. Özellikle Tip 1 diyabeti olanlara ve kan şekeri kontrolü sağlanamayan Tip 2 hastalarına oruç önermiyoruz” ifadelerini kullandı.

İftarı böyle açanlar risk altında
İftarı böyle açanlar risk altında
İçeriği Görüntüle

Karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye dikkat

Ramazan boyunca beslenme planının daha özenli hazırlanması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Akın, iftarda ani ve ağır yemek tüketiminden kaçınılması gerektiğini vurguladı. “Ramazan ayı boyunca mideyi uzun süre tok tutan, sindirimi daha yavaş olan, protein ve liften zengin besinler tercih edilmeli. İftarda uzun saatlerin ardından bir anda kızartma gibi ağır yemeklere yüklenmek yerine hafif bir başlangıç yapmak ve ana yemeği yavaş yavaş tüketmek kan şekerinin ani yükselmesini engellemeye yardımcı olur. Beyaz ekmek, pizza, makarna ve pasta gibi rafine karbonhidratların fazla tüketilmesi kan şekeri dengesini bozabilir, bu nedenle bu besin türlerinin de porsiyon kontrolü kıymetli. Ayrıca iftar ile sahur arasında yeterli su içmek hem vücudun susuz kalmasını önler hem de gün içindeki kan şekeri dalgalanmalarını azaltmaya destek olur” dedi.

Ek hastalığı olanlar için risk artıyor

Diyabetin yanı sıra farklı sağlık sorunları bulunan kişilerde riskin daha da yükseldiğini belirten Prof. Dr. Fulya Akın, özellikle hamilelik ve böbrek hastalıklarında daha dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. “Kan şekerindeki ani değişimler hem anne hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir. Uzun süre susuz kalmak ise böbrek fonksiyonlarını daha da zorlayabilir. Bu nedenle hamile diyabet hastalarına ve böbrek yetmezliği bulunan diyabetlilere oruç tutmalarını önermiyoruz. Ayrıca böbrek hastalığı olan kişilerde kan şekeri düşüklüğü riski de daha yüksek olabilir” ifadelerini kullandı.

Uzmanlar, Ramazan’da sağlıklı bir süreç geçirmek için kişisel sağlık durumuna uygun hareket edilmesi ve özellikle kronik hastalığı bulunanların mutlaka doktor kontrolünde karar vermesi gerektiğinin altını çiziyor.

Muhabir: Dilan Aşar