Uzmanlar, hemşireliğin yalnızca tıbbi uygulamaları değil, hastanın en kırılgan anlarında verdiği psikososyal desteği de kapsadığına dikkat çekiyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nde görev yapan NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Hemşiresi Melis Kübra Duran, 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında mesleğin sağlık sistemindeki yeri, hasta bakımındaki etkisi ve karşılaşılan zorluklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Hemşirelik bilimin ve vicdanın kesişiminde”

Hemşireliğin sağlık sisteminin görünmeyen ama vazgeçilmez omurgası olduğunu vurgulayan Duran, mesleğin yalnızca teknik bir görev alanı olmadığını belirtti.

“Hemşirelik, bilimin ve vicdanın kesiştiği çok özel bir noktada durur.” diyen Duran, hastane ortamında hemşirelerin üstlendiği rolü şu sözlerle anlattı:

“Bir hastanenin koridorlarında, yoğun bakımın sessizliğinde ya da bir kliniğin telaşında aslında hayatı ayakta tutan en temel güçlerden biri hemşireliktir. Bu meslek yalnızca tıbbi uygulamaların yerine getirilmesi değil; insanın en kırılgan anında ona eşlik edebilme sanatıdır. Bu yönüyle hemşirelik, bilimin ve vicdanın kesiştiği çok özel bir noktada durur.”

“Erken uyarı mekanizması gibi çalışıyorlar”

Hemşirelerin sağlık sistemindeki işlevine de değinen Duran, hekim ve hemşire rollerinin birbirini tamamladığını ifade etti.

“Hekim tanı koyar ve tedavi planını oluşturur; ancak bu planın hayata geçirilmesi, izlenmesi ve değerlendirilmesine katkıda bulunulması büyük ölçüde hemşirelerin sorumluluğundadır. Hastanın yaşam bulgularının takibi, ilaç uygulamaları, komplikasyonların erken fark edilmesi gibi kritik süreçlerde hemşireler adeta sistemin ‘erken uyarı mekanizması’ gibi çalışır. Bu nedenle hemşirelik, sadece destekleyici bir rol değil, doğrudan hasta sonuçlarını etkileyen bağımsız bir profesyonel alandır.” şeklinde konuştu.

Çocuklarda sakız çiğneme alışkanlığı: Diş dostu mu, çürük davetiyesi mi?
Çocuklarda sakız çiğneme alışkanlığı: Diş dostu mu, çürük davetiyesi mi?
İçeriği Görüntüle

“İyileşmenin ilk adımı: Anlaşılmak”

Hasta ile hemşire arasındaki temasın tedavi sürecine etkisine dikkat çeken Duran, psikososyal desteğin önemini vurguladı.
“Hasta korktuğunda, ağrı çektiğinde, yalnız hissettiğinde ilk başvurduğu kişi çoğu zaman hemşiredir. Bu noktada hemşirelik yalnızca klinik becerilerle sınırlı kalmaz; psikososyal destek devreye girer. Hastaya güven vermek, onu anlamak, bazen sadece sessizce yanında durmak bile tedavi sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bir hastanın ‘beni anladılar’ demesi, çoğu zaman iyileşmenin ilk adımıdır.” dedi.

Hemşirelerin karşı karşıya olduğu zorluklar

Mesleğin günümüzde önemli yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Duran, çalışma koşullarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Artan hasta yükü, yetersiz personel sayısı, uzun çalışma saatleri ve zaman zaman mesleki saygınlıkla ilgili yaşanan sorunlar, hemşirelerin iş doyumunu olumsuz etkileyebiliyor. Bunun yanında duygusal olarak yoğun bir meslek olması da tükenmişlik riskini artırıyor. Bu zorlukların çözümü için öncelikle hemşire başına düşen hasta sayısının azaltılması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve mesleki gelişim fırsatlarının artırılması gerekir. Aynı zamanda hemşirelerin karar süreçlerine daha aktif katılımının sağlanması, onların mesleki kimliğini güçlendirecektir.”

“En ideal sağlık hizmeti ekip çalışmasıyla mümkün”

Hemşire-hekim iş birliğinin sağlık hizmetinin kalitesini doğrudan belirlediğini vurgulayan Duran, bu ilişkinin hiyerarşik değil, ekip temelli olması gerektiğini söyledi.

“Bu ilişki hiyerarşik bir yapıdan çok, karşılıklı saygı ve iletişime dayalı bir ekip çalışması olmalı.” diyen Duran, iki meslek grubunun uyumunun önemini şöyle anlattı:
“Hekimin klinik bilgisi ile hemşirenin hasta başındaki gözlemleri birleştiğinde, çok daha güvenli ve etkili bir bakımın ortaya çıktığının altını çizen Duran, sağlık hizmetinin en ideal halinin, bu iki meslek grubunun birbirini tamamladığı noktada mümkün olacağını dile getirdi.”

“Hemşirenin şefkati tedavinin bir parçası”

Mesleğin insani yönüne dikkat çeken Duran, kurumların çalışan sağlığına daha fazla odaklanması gerektiğini ifade etti.

“Adil vardiya sistemleri oluşturmak, dinlenme sürelerini korumak, psikolojik destek mekanizmaları sunmak ve emeği görünür kılmak bu sorumlulukların başında gelir. Ayrıca yöneticilerin empatik bir yaklaşım benimsemesi ve hemşirelerin sesini duyması, kurum içi aidiyeti güçlendirecektir.

Sonuç olarak hemşirelik, insan hayatına dokunan en derin mesleklerden biridir. Bir hemşirenin şefkati, bilgisi ve dikkati; bir hastanın iyileşme sürecinde ilaçlar kadar etkilidir.

Belki de bu yüzden hemşirelik, sadece yapılan bir iş değil, yaşanan bir anlamdır. Ve bu anlam, sağlık sisteminin kalbinde atmaya devam etmektedir.”

Muhabir: Dilan Aşar