Şefkatli konuşmanın hastalar üzerindeki etkisi, modern tıbbın görünmez ama etkili bir tedavi yöntemi olarak değerlendiriliyor.
İletişim Uzmanı Şaban Özdemir, sağlık çalışanlarının hasta ile kurduğu ilişkinin tedavi sürecine doğrudan etki ettiğini belirterek, “Sağlık alanında iletişimi tedavinin bir parçası olarak görüyorum. Sağlık alanında çalışanlar hastalarını, danışanlarını ve kendilerine ihtiyaç duyan kişileri bu tedavi yönteminden mahrum bırakmamalı.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor (SKS) Daire Başkanlığı bünyesindeki Perfüzyon Kulübü, “Etkili Konuşma, Hitabet ve Kendini Dinletme” başlıklı etkinlik düzenledi. Etkinliğe konuk olan Özdemir, sağlık iletişiminin yalnızca teknik bir beceri olmadığını; hastada güven duygusunu artıran, plasebo etkisini tetikleyen bir unsur olduğunu vurguladı.
Hastalar şefkat dolu bir ifade bekliyor
Özdemir, sağlık alanında yaşanan şiddet olaylarının önemli bir kısmının iletişim kazalarından kaynaklandığını ifade ederek, hastaların çoğu zaman tıbbi bilgiden önce şefkatli bir ses, sakin bir ton ve anlaşılma hissi beklediğini söyledi:
“Bugün sağlık alanında yaşanan şiddet olaylarının önemli bir kısmı iletişim kazalarından kaynaklı yaşanıyor. Elbette sistemsel aksaklıklar da söz konusu onları bir kenara bırakırsak özellikle sizler sağlıkçı olduğunuz için bunu vurgulamak istiyorum. Sağlıkta güçlü iletişimin plasebo etkisi olduğunu düşünüyorum. Hastalar sağlık personelinin dudakları arasından çıkacak bir sese, şefkat dolu ve güven veren bir ifade bekleyişi içinde. Sağlıkta hastalar sadece vaka olarak görülmemeli. Son teknolojik aletlere sahip olabilirsiniz, donanımlı sağlık komplekslerinde çalışıyor olabilirsiniz ancak sadece reçete etmek bir kimyasal, ilaç vermekten öteye gidemeyecektir. Sağlık alanında iletişimi tedavinin bir parçası olarak görüyorum. Hastalarımızı, danışanlarımızı ve bizlere ihtiyaç duyan kişileri bundan mahrum bırakmamalıyız.”
Nefes, en büyük cephanemiz
İletişimin büyük bölümünün kelimelerle değil; beden dili, ses tonu ve tonlama ile kurulduğunu söyleyen Özdemir, “En doğru tonlama, kelimeye anlamsal olarak hakkını verebilmektir” diyerek doğru nefes kullanımının önemine dikkat çekti:
“Nefes en büyük cephanemiz. Nefesi doğru, ekonomik ve tasarruflu kullanmak zorundayız. Aldığınız nefesi boğazdan geçirip, ses tellerindeki titreşimi maske bölgesine taşıyıp tınlatacaksınız. Sesi buraya taşıdığınızda hacimsel olarak daha geniş bir alanda yayılıyor sesiniz daha güzel tınlıyor ve ses tellerinize fazla yük binmiyor, zorlanmadan, yorulmadan kolay ve uzun süre konuşabiliyorsunuz. Birçok öğretmenin ses tellerinde nodül gibi sorunlar yaşamasının nedeni de aslında diyafram nefesini doğru alamamaları ve nefesi düzgün kullanmayıp ses tellerine yüklenmeleridir. Spikerler, sunucular ve sesiyle sürekli çalışan kişiler ses tellerini çok fazla yormazlar. Çünkü sesi maske bölgesine taşırlar ve doğru tonlamayı orada yaparlar.”
Pozitif yaklaşım iletişimi güçlendiriyor
Özdemir, iletişimde samimiyetin önemine de değinerek, beyinlerin birbirini yansıttığını ve güvenin iletişimi beslediğini belirtti:
“İnsanların dilleri gibi beyinleri de konuşuyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan hocamızın da vurguladığı gibi beyinde ayna nöronlar var. Eğer iletişimde samimiyet varsa, beyinler de etkileşime giriyor. Birbirimizi anladıkça, tanıdıkça ve güvendikçe, belki iddialı olacak ama gerçekten bir olmaya, tek olabilmeye başlıyorsunuz. Bu da karşımdaki kişinin bana verebileceği reaksiyonu önceden sezebilmemi sağlıyor, kişi güvendiği için kendisini size açıyor. Benzeşiyorsunuz… İletişim samimi bir şekilde akıyor. İletişim bir manada niyetlerin değiş tokuşu bu bağlamda da. Niyet açık ve samimi olunca ortaya enerji çıkıyor, iki kişinin enerjisi sinerjiye dönüşüyor. Kişilik olarak pozitif biriyim, pozitif olmayı çok seviyorum. Pozitif olmak iletişimin seyrini de belirliyor, iletişimin gücünü artırıyor. Benim en büyük yakıtım pozitif olmak, pozitif enerji. Bu da iletişim hayatının temel kurallarından biri aslında. Pozitif kalabilme ve pozitif olabilme gayreti…”
Heyecan doğru yönetilmeli
Programda sahne korkusu ve heyecan konusuna da değinen Özdemir, heyecanın bastırılması gereken bir duygu olmadığını, doğru yönlendirildiğinde başarıyı besleyen bir enerji olduğunu söyledi.
Kalemle konuşma egzersizi ve nefesin gücü
Artikülasyon ve diksiyon çalışmaları için kullandığı “kalem tekniği”ni örneklerle aktaran Özdemir, diyafram nefesi ve sesin maske bölgesine taşınmasının sağlık çalışanları ve eğitimciler için hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.
Etkinlik, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda, Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Kocailik’in moderatörlüğünde gerçekleşti. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği program, interaktif soru-cevap bölümüyle tamamlandı.





