MAKEDONYA VE SELANİK - 1912-1913
BİR COĞRAFYANIN SAVAŞLA BAŞLAYIP ANTLAŞMALARLA BÖLÜNEN HİKAYESİ
Makedonya, 20. yüzyılın başında Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki en önemli bölgelerinden biriydi. Fakat artık yalnızca İstanbul'un yönettiği bir coğrafya olmaktan çıkmış, Balkan devletlerinin gelecek hesaplarının merkezine yerleşmişti. Sırbistan, Bulgaristan ve Yunanistan'ın bölge üzerindeki talepleri birbirinden farklıydı. Ortak noktaları ise Osmanlı hakimiyetinin sona ermesini istemeleriydi.
1912'de bu rekabet savaşa dönüştü. Karadağ, Sırbistan, Bulgaristan ve Yunanistan Osmanlı Devleti'ne karşı aynı cephede yer aldı. Osmanlı ordusu Trakya'dan Makedonya'ya kadar geniş bir alanda savaşmak zorunda kaldı. Balkanlar'daki yenilgiler kısa sürede Osmanlı hakimiyetinin çözülmesini hızlandırdı.
Makedonya'daki en önemli hedeflerden biri Selanik'ti. Şehir, limanı ve ticaret yolları nedeniyle yalnızca ekonomik açıdan değil, bölgenin siyasi ve askeri dengesi bakımından da önemliydi. Yunan ordusu Selanik'e doğru ilerlerken Bulgar birlikleri de kuzeyden şehre yaklaşmaya başladı. 25 Ekim 1912'de Yunan kuvvetleri Selanik çevresine ulaştı.
Selanik'in kaderi uzun bir kuşatmayla değil, birkaç günlük görüşmeyle belirlendi. Osmanlı Selanik Kumandanı Hasan Tahsin Paşa, şehrin savunulmasının mümkün olmadığını değerlendirerek Yunan tarafıyla teslim şartlarını görüştü. 26 Ekim'de protokol imzalandı ve Osmanlı kuvvetleri silah bıraktı. Yaklaşık 25 bin kişilik Osmanlı garnizonu teslim oldu. Yunan birlikleri ertesi gün şehre girdi.
Fakat Selanik'e giren yalnızca Yunan ordusu değildi; Bulgaristan da şehri istiyordu. Yunan ve Bulgar kuvvetlerinin aynı günlerde Selanik'e yönelmesi, Balkan ittifakının gelecekteki sınır sorunlarını daha savaş bitmeden ortaya çıkardı. Osmanlı Devleti ortak düşmandı. Ortak düşman ortadan kalktığında ise paylaşılacak toprakların kime ait olacağı sorusu ortaya çıktı.
30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki topraklarının önemli bölümünü Balkan müttefiklerine bıraktı. Ancak Makedonya'nın Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan arasında nasıl paylaşılacağı bu antlaşmayla kesinleşmedi. Osmanlı Devleti'nin çekildiği topraklarda yeni bir mücadele başladı.
Bulgaristan'ın Haziran 1913'te eski müttefikleri Sırbistan ve Yunanistan'a karşı harekete geçmesiyle İkinci Balkan Savaşı başladı. Bulgaristan'ın yenilgisinin ardından 10 Ağustos 1913'te Bükreş Antlaşması imzalandı. Makedonya'nın büyük bölümü artık üç farklı yönetimin sınırları içinde kaldı: Vardar bölgesinin büyük kısmı Sırbistan'a, güney kesimler ve Selanik Yunanistan'a, doğudaki Pirin bölgesi ise Bulgaristan'a geçti.
Böylece Osmanlı Devleti'nin yüzyıllar boyunca yönettiği Makedonya'nın siyasi haritası birkaç ay içinde değişti. Burada dikkat çekici olan nokta, Osmanlı'nın bölgeyi savaşta kaybetmesinden sonra yaşananlardır. Makedonya'nın hangi devletin elinde kalacağı, Osmanlı'nın çekilmesiyle birlikte Balkan devletleri arasındaki yeni güç mücadelesinin konusu oldu.
Selanik'in kaybı da bu değişimin en görünür simgelerinden biriydi. Osmanlı Devleti için şehir yalnızca önemli bir liman değildi. Balkanlar'daki ekonomik, siyasi ve kültürel ağırlığın merkezlerinden biriydi. 1912'de savaşla el değiştirdi, 1913'te ise yeni Balkan düzeninin sınırları içine yerleşti.
Makedonya'nın hikayesinde savaş ile diplomasi birbirinden ayrı iki aşama değildi. Savaş Osmanlı hakimiyetini sona erdirdi. Ardından gelen antlaşmalar ise savaş meydanında ortaya çıkan yeni durumu kalıcı sınırlara dönüştürdü. Bir zamanlar aynı imparatorluğun parçası olan topraklar, birkaç ay içinde farklı devletlerin sınırları içinde kaldı.
Bugün Makedonya'nın tarihine bakıldığında, 1912-1913 yılları yalnızca Osmanlı Devleti'nin bölgeden çekilişini değil, Balkanlar'ın yeni siyasi haritasının kuruluşunu da anlatır. Selanik'in kaybı ise bu büyük değişimin en belirgin dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti.