İzmir Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanlarından Dr. Burhan Özfatura’nın cenazesinde şunu düşündüm; iz bırakmak, insana dokunmak işte böyle bir şey olmalı.
Balçova Niyazi Uğur Camisinin merdivenlerden ısrarla tırmanan 75’li yaşlarda engelli bir kadın, kendisine yardım edenlere “Burhan hoca sayesinde 4 yetim okuttum, büyüttüm, hepsi şimdi devlet adamı oldu.’’ diyordu.
Şehr-ül Emin Burhan Özfatura sadece insana dokunmadı, şehir yaşamında kalıcı izler, hizmetler, eserler bıraktı. İzmir bu dönemde altın çağını yaşadı.
Peki sonra ne oldu?
Burhan Özfatura’nın 1984-1989 ve 1994-1999 arasında iki dönem başkanlığından sonra da şehir 25 yıldır kesintisiz biçimde CHP tarafından yönetilmeye çalışılıyor.
‘Yönetilmeye çalışılıyor’ diyorum. Aslında yönetilemiyor.
Kentin öncellikli sorunlarından hiçbiri çözülemediği gibi, şehir daha da yaşanmaz hale geldi.
Örneğin;
-İzmir çöplerini değerlendirecek bir sistem kurulamadı. Çiğli Harmandalı Çöplüğü mahkeme kararı ile geçici çözüm olarak her gün 2 bin 500 ton çöp Manisa ‘ya taşındı. Manisa Belediyesi bu çöpleri işledi. Şimdi onlarda haklı olarak İzmir çöplerini işlemek istemiyor.
Türkiye’de çoğu şehirler, kentsel dönüşüm sürecini başarıyla uygularken, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer ve ekibi İZBETON AŞ üzerinden yürütülen kentsel dönüşümde kooperatif modeli nedeniyle yargılanıyor. Binlerce İzmirli mağdur durumda ortada kaldı. Eski Belediye Başkanı dahil. çok sayıda tutuklu hala yargılanıyor.
Günümüzde çalışan bir İzmirlinin ortalama her gün 3 saati trafikte geçiyor. Yerel yönetim bu öncelikli soruna tamamen sırtını dönmüş durumda, görmezden geliyor. Yeni yollar, kavşaklar, alt geçitler ,üst geçitler, deniz yolu, farklı çözümler yerel yönetimin gündeminde bile yer almıyor.
Türkiye’nin en pahalı suyunu tüketmek zorunda bırakılan İzmirli, temiz, bakımlı bir şehirde yaşayamıyor. Yollar, çöpler, gecekondular, trafik, her gün biraz daha kirlenen körfez, toplu ulaşımdaki kötü yönetim.
Sosyal belediyeciliği konser, eğlence olarak algılayan, liyakatin referansını sadece Cem Evi dedelerinden alan 25 bini aşan çalışanına rağmen, çimlere bakacak elaman dahi bulamayan, maaşlarını ödemekte zorlanan çok çok kötü bir döneme tanıklık ediyoruz. Tunç Soyer tekrar aday gösterilmeyeceğini anlayınca belediyeye binlerce vasıfsız eleman alarak sistemi tıkadı.
İzmir’in mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay bütün bunları ve daha fazlasının farkında bir çözüm yolu arıyor. CHP’den istifa etti. Sol lobinin baskısından kısmen de olsa kurtulmaya çalışıyor. Çünkü 25 yılın enkazı var.
Tugay, şimdi kentin önünü açmak adına AK Parti’ye geçip, iktidarın rüzgârını/gücünü arkasına alarak, ideolojik belediyeciliğin oluşturduğu büyük hasarı onarmayı hedefliyor. Lakin Tugay’ın beklentileri ile AK Parti’nin hedefleri arasında örtüşmeyen bazı konular var. Şimdilik onlar aşılmaya çalışılıyor.
Önümüzdeki ay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un Cemil Tugay’ı Ankara’ya davet edecekleri yönünde bir duyum aldım.
Yeni mezarlık yeri, çöp sorunu, yeni çevre yolu, Karşıyaka-Konak arası körfez tüplü tüneli geçiş projesi ve körfezin yüzülebilir düzeyde temizlenmesi gibi hususların çözümü Ak Parti kurmaylarınca konuşuluyor.
‘Cemil Tugay’ın Ak Partiye geçişinin İzmir’de siyasi yansıması ne olur?’’
Bu konuda yapılmış, güvenilir anketler var mı bilemiyorum!
Ancak bildiğim bir gerçek var. Kuruluşundan beri AK Parti üyesiyim. SKM Başkanlığı da yaptım. Yerel yönetimlerinde yönetici olarak çalıştım. Eğer Cemil başkan, üzerindeki ideolojik baskılardan kurtulup rotasını Ak Parti’ye çevirirse İzmir’in Ankara diyaloğu güçlü hale gelirse şehrin öncelikli sorunlarını çözmede daha hızlı yol alır. Belki de 25 yıllık bu yerinde patinajda son bulur.
Şehr-ül Emin Burhan Özfatura ‘nın İzmir’deki altın çağını, yeni kuşak belediyecilik anlayışını da çocuklarımıza göstermiş olacağız.