Sıcak çarpmasının tek başına bir hastalık olmadığını, pek çok hastalığı tetikleyen bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Rodoplu, çevre ısısının 38°C’ye ulaşmasıyla vücudun bu ısıya adapte olmak için büyük bir çaba sarf ettiğini belirtti. Risk gruplarının (yaşlılar, kanser hastaları, hipertansiyon ve diyabet hastaları) yanı sıra genç ve sağlıklı bireylerin de büyük risk altında olduğuna dikkat çeken Rodoplu, gözden kaçan çok ciddi bir başka sorunun genç bireyler olduğunu ifade etti. Bir belediye işçisi, asker, trafik polisi, avukat, hakim, hemşire veya doktor gibi hiçbir hastalığı olmayan genç ve sağlıklı kişileri de 38°C ve üzeri çevre ısısının etkilediğini belirten Rodoplu; bu bireylerde yüksek tansiyon, kalp krizi geçirme riski, beyin kanaması ve nörolojik sorunların çok daha ciddi tablolar yarattığını söyledi.
Aşırı sıcak günlerde günlük hayatta uygulanması gereken bireysel korunma adımlarını aktaran Uzm. Dr. Rodoplu, güneşin tam tepede olduğu 10.00 - 17.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarıda bulunulmaması gerektiğini vurguladı. Açık alanda kalanların ve saha çalışanlarının gölgelik alanları tercih etmesi gerektiğini belirten Rodoplu, açık alanda kalma süresi yarım saati geçtiğinde serin bir yerde en az 5 dakika ara verilmesi gerektiğini ifade etti. Sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen uzman isim, dil ve damak kurumasının vücudun alarma geçtiği an olduğunu, bu noktaya gelmeyi beklemeden gün içinde yudum yudum su içilmesini ve açık renkli, hafif giysiler ile şapka tercih edilerek vücut ısısının dengelenmesini önerdi.
Bir kişinin sıcak çarptığını anlamanın ilk işaretinin ayakta duramaması, renginin solması, baş dönmesi, bulantı/kusmanın ötesine geçmesi ve en önemlisi terleme mekanizmasının çökerek cildinin kupkuru hale gelmesi olduğunu belirten Rodoplu, bu durumun kalp krizi, beyin kanaması ve böbrek yetmezliği gibi ölümcül sonuçlar doğurabileceğini kaydetti. Ambulans gelene kadar vakit kaybetmeden 112'nin aranması gerektiğini söyleyen Rodoplu; hastanın esintili ve serin bir yere alınarak oturur pozisyonda kalmasına yardımcı olunmasını, bilinci tamamen kapanan hastanın yaşam belirtilerinin sürekli kontrol edilmesini ve nefes alıp vermesi durursa ilk yardım eğitimi olan kişilerin derhal göğüs masajı ve suni solunuma başlaması gerektiğini vurguladı. Hayati kural olarak bardağı kendi tutup ağzına götürebilen bilinci açık kişilere su verilmesi gerektiğini ifade eden Rodoplu, yarı baygın veya bilinci kapalı kişilere kesinlikle zorla su içirilmemesi gerektiği, aksi takdirde suyun akciğerlere kaçarak boğulmaya ve ek komplikasyonlara yol açacağı uyarısında bulundu.
Sıcak havalarda sadece insanların değil, çevremizdeki canlıların da zor durumda kaldığını hatırlatan Uzm. Dr. Ülkümen Rodoplu, bu kentleri ve yaşam alanlarını paylaştığımız hayvan dostlarımızın, bitkilerin, ağaçların ve çiçeklerin de unutulmaması gerektiğini, onların da suya, besine ve serin alanlara ihtiyacı olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.





