Yüksek kan şekeri, kalıcı görme kaybına yol açabilir ve her 10 diyabet hastasından yaklaşık 3’ünde diyabetik retinopati görülüyor.
Diyabet ve göz sağlığı

Diyabet, ülkemizde görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Uygun şekilde tedavi edilmediği ve düzenli takip edilmediği takdirde geri dönüşü olmayan kalıcı görme kaybına ve körlüğe yol açabiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, diyabetik retinopatinin diyabetin en sık görülen ve tedavi edilmediğinde körlüğe neden olabilen en önemli komplikasyonu olduğunu belirterek, “Retina, gözün içini kaplayan ve görüntüyü algılayarak beyne ileten sinir tabakasıdır. Aslında görme fonksiyonunu gerçekleştiren ana yapıdır. Diyabetik retinopatide bu yapı yüksek kan şekerine bağlı olarak hasar görür ve tedavide gecikildiğinde kalıcı görme kaybı oluşur” diyor.

Diyabet Göz Sağlığını Sessizce Tehdit Ediyor

Prof. Dr. Berna Özkan, diyabetik retinopatinin erken dönemde tedavi edilmesinin göz sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, "Diyabet tanısının ardından, hiçbir yakınmaları olmasa bile hastaların düzenli göz kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Bu sayede, ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, görme kaybı riskini önemli ölçüde azaltır ve çoğu zaman önlenebilir hale getirir” diye konuşuyor.

Her 10 hastadan yaklaşık 3’ünde görülüyor

Gözün sinir tabakası olan retinanın hasar görmesiyle ortaya çıkan diyabetik retinopati, diyabetik hastaların yaklaşık yüzde 30–35’inde görülüyor. Prof. Dr. Berna Özkan, retinopati gelişme riskinin hastalığın süresiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirterek, “Genellikle diyabet başlangıcından yaklaşık 5 yıl sonra gözde ilk patolojik değişiklikler ortaya çıkmaya başlar ve hastalık süresi uzadıkça retinopati görülme sıklığı da artar. Türk Diyabetik Retinopati Epidemiyoloji Çalışması’na göre, diyabet süresi 15 yılı aştığında hem kadınlarda hem erkeklerde görülme oranı yaklaşık yüzde 66’ya yükselir. Ayrıca, kan şekeri düzeylerinin iyi kontrol edilememesi ve hipergliseminin uzun süre devam etmesi, retinal hasarın şiddetini de belirgin şekilde artırır” diyor.

Kalıcı görme kaybına yol açabilir

Diyabet temel olarak bir damar hastalığıdır. Kanda yüksek glukozun uzun süre dolaşması, damar duvarında yapısal bozulmaya yol açar. Bu durum, kan hücreleri, serum, proteinler ve lipidlerin retinaya sızmasına ve ödem ile kanamalara neden olur. Prof. Dr. Berna Özkan, hastalık ilerledikçe damar duvarlarının zayıfladığını ve tıkanmalar oluştuğunu belirterek, ”Bunun sonucunda retina yeterli kan ile oksijen alamaz; iskemi olarak adlandırılan süreç meydana gelir ve retina hücrelerinde kayıp başlar. Bu evrede ortaya çıkan görme kaybı sinir hücrelerinin yenilenme kapasitesi olmadığı için çoğu zaman geri dönüşsüz, yani kalıcı olur” diyor.

Hastalığın ilerlemesi durumunda retina dekolmanı gelişebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Berna Özkan, “Bu evreye geldiğinde görme seviyesi yalnızca ışığı ayırt edebilecek seviyeye düşebilir” diyor.

Glokom ve katarakt riski

Diyabet, retina dışında gözün diğer yapılarında da sorunlara yol açabiliyor. Katarakt, glokom (göz tansiyonu), kornea ve oküler yüzey hastalıkları ile enfeksiyonlara yatkınlık bu etkiler arasında bulunuyor. Prof. Dr. Berna Özkan, “Diyabetik hastalarda immün yanıtın zayıflaması nedeniyle, normalde vücutta zararsız olan mikroorganizmalar göz içinde ciddi, hatta görmeyi tehdit eden enfeksiyonlara (endoftalmi) yol açabilir. Ayrıca diyabet, göz hareketlerini sağlayan kranial sinirlerde mikroiskemik hasara neden olarak göz kaslarında felçlere ve buna bağlı çift görmeye (diplopi) sebep olabilir” diye ekliyor.

Yılda bir göz muayenesi hayati önemde

Diyabetik retinopatide erken damar değişiklikleri, görme keskinliğini hemen etkilemeyebilir. Prof. Dr. Berna Özkan, “Diyabet tanısı alan ve henüz göz bulgusu saptanmayan hastaların yılda bir kez göz muayenesi yaptırmaları gerekmektedir. Erken dönem retinopati bulguları tespit edildiğinde takip aralığı genellikle 6 aya indirilmektedir. İleri evre bulguların varlığında ise muayene sıklığı, hastalığın şiddetine ve klinik durumuna göre daha da artırılır” diyor.

Her 6 saniyede 1 kişi diyabetten hayatını kaybediyor!
Her 6 saniyede 1 kişi diyabetten hayatını kaybediyor!
İçeriği Görüntüle

Kontrol zamanı henüz gelmemiş olsa bile görme keskinliğinde azalma, görme alanında kayıp veya şiddetli göz ağrısı fark edildiğinde, Prof. Dr. Berna Özkan’a göre zaman kaybetmeden göz hekimine başvurmak son derece önemli.

Tedavi ile görme keskinliği artırılabiliyor

Günümüz tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada tam görme kaybının önüne geçilebiliyor. Diyabetik retinopati geliştiğinde, damar sızıntısına bağlı retina ödemi oluşmuşsa, göz içi enjeksiyon tedavileriyle ödem azaltılabiliyor. Prof. Dr. Berna Özkan, “Hastalık ilerleyip retina damarlarında tıkanmaya bağlı iskemi, yani doku tahribatı geliştiğinde ise iskemik retina alanlarına lazer fotokoagülasyon uygulanması gerekir. Daha ileri evrelerde diyabetik retinopatiye bağlı göz içi kanama, traksiyonel retina dekolmanı veya bağışıklık sistemindeki zayıflığa bağlı göz içi enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Bu durumlarda vitreoretinal cerrahiyle kanamalar temizlenebilir, retina yeniden yatıştırılabilir ve gözün bütünlüğü korunabilir” diyor.

Kaynak: Basın Bülteni