Baştan söyleyeyim;
“Terörsüz Türkiye” hayali, herkes gibi benim için de sonuna kadar savunduğum, “olması gereken” şeydir…
Hatta geç bile kalınmıştır…
Öyle olmuştur, böyle olmuştur ama neticede hakikaten bu lanet olası terörün sona erdirilmesi konusunda geç kalınmıştır…
40 binin üzerinde şehit kara toprakta, bu PKK belası yüzünden yatmaktadır…
Bu şehitlerin künyelerine baktığımızda;
20 yaşındaki öğretmende var, 80 yaşındaki ihtiyar dede’de…
22 yaşındaki asker de var, 30 yaşındaki kaymakam da…
Var da var… Var da var…
Hiç unutamıyorum…
Meslekte kalfalık denilebilecek yıllarımdı…
Yani 1984 yılının Ağustos ayı…
Ajanslara ilk kez PKK terör örgütünün Erzincanlı Jandarma Onbaşı Süleyman Aydın’ı şehit ettiği haberi düşmüştü…
Haberi okuyunca sanki şoka girmiştim…
Öylesine şaşırdım ki, bir an Türkiye hangi ülke ile savaşıyor diye düşündüm…
Ne demek Türk askerine kurşun sıkmak…
Ne demek bir avuç çapulcunun askerimizi şehit etmesi…
Derken yıllar yılları kovaladı, Süleyman Aydın’ın peşi sıra gelen kalleş pusular, mayınlar derken sayı an itibariyle 40 bini buldu…
Yıllar içerisinde gelen her şehit haberleri beni öylesine derinden üzdü ki, anlatabilmem mümkün değil…
Yine böyle acı günlerden biriydi. Ajanslar bir askerimizin şehit edildiği haberini geçiyordu…
Birden Süleyman Aydın aklıma geldi…
Süleyman’ın annesi, babası ve nişanlısı geldi gözümün önüne… Çünkü gazetelerde bu acılı insanların resimleri yayınlanmıştı…
Yıkık dökük bir evin önünde yaşlı anne baba ve nişanlısı…
O gün bir köşe yazısı kaleme aldım…
O an ne hissediyorsam onları yazdım…
Bugün, o günden hatırladığım tek şey mesai arkadaşlarımdan buğulu gözlerimi kaçırmak olduğudur…
Daha sonraları arkadaşlarımın da ısrarı ile o köşe yazısını 2007 yılında İzmir Gazeteciler Cemiyetinin düzenlediği Hasan Tahsin Gazetecilik Yarışması’na gönderdim…
Güncel Yazılar dalında birinci oldum…
Keşke Süleyman’lar şehit olmasaydı da, ben o yazıyı ve benzerleri hiç yazmasaydım…
Keşke Ahmet’ler, Mehmet’ler, Hasan’lar, Hüseyin’ler şehit olmasaydı da eşler dul, anneler, babalar evlat hasreti ile yanmasalardı…
İşte ben bugün için inansam da inanmasam da, “Terörsüz Türkiye” kelimesine artık şehitlerin olmayacağı inancı ile bakmak istiyorum.,,
İnanırsınız, inanmazsınız…
Bundan önceki çözüm süreçlerinde yaşananları hatırlar “haydi ordan” diyebilirsiniz…
Ama ben dahil herkes şunu biliyor ki;
Terörsüz Türkiye söylemlerinin sağı belli solu belli, önü belli, arkası belli…
Bu konuda çok söylenecek söz, çok kaleme alınacak yazı var…
Yalnız masanın karşısına geçenler şunu unutmasınlar…
Bu sefer yine kıvırırsanız,
Bu sefer yine ipe un sererseniz,
Bu sefer yine şehitlerimiz olursa…
Vallahi de billahi de sizi bu milletin elinden kimse alamaz…