Kan donduran olay! Bebeğin sırtından tel parçası çıktı
Kan donduran olay! Bebeğin sırtından tel parçası çıktı
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, özellikle insülin direncine dikkat çekiyor. Kadınlarda Polikistik Over Sendromu’na dikkat!
Adet düzensizliği, kilo verememe, karın çevresinde yağlanma, akne, tüylenme artışı, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk gibi belirtiler, çoğu zaman PKOS’un işaretleri olarak ortaya çıkıyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can Hastanesi) Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz, “İnsülin direnci Polikistik Over Sendromu’nun gelişimini kolaylaştırırken Tip 2 diyabetin oluşma riskini artırır, metabolik sorunların derinleşmesine zemin hazırlar” uyarısında bulunuyor.

Sadece yumurtalıkları değil tüm vücudu etkiliyor

PKOS, üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklardan biri olarak yalnızca yumurtalıkları değil, tüm vücudu etkiliyor. Dr. Filiz Candan Topuz, “PKOS, yumurtlama düzensizliği, adet problemleri ile yumurtalıklarda çok sayıda küçük kist görünümüyle tanımlansa da, temelinde hormon dengesizliği ve çoğu zaman insülin direnci yer alır. Dolayısıyla, PKOS yalnızca doğurganlıkla ilgili değil; metabolik sağlık, kilo kontrolü ve uzun vadeli hastalık riskleri açısından yakından takip edilmesi gereken bir hormon bozukluğudur. PKOS’a bağlı olarak insülin direnci gelişebilir, bu da tip 2 diyabet riskini artırır ve kilo alma eğilimine yol açar. Ciltte akne, tüylenme artışı, saç dökülmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıkları riskinin yanı sıra depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sorunlar da yine bu sendroma bağlı olarak gelişebilir. PKOS yaşam kalitesini ciddi anlamda düşebilir” diyor.

PKOS’da gizli tehlike: İnsülin direnci

PKOS ile insülin direnci arasındaki ilişkinin hem sendromun ortaya çıkışında hem de ilerlemesinde kilit rol oynadığını vurgulayan Dr. Topuz, şunları söylüyor: “Vücut insülini etkili kullanamadığında kandaki insülin seviyesi yükselir; bu durum yumurtalıklarda androjen (erkeklik hormonu) üretimini artırarak yumurtlamayı bozar ve adet düzensizliklerine yol açar. Aynı zamanda yüksek insülin düzeyi yağ depolanmasını kolaylaştırır, özellikle karın çevresinde kilo artışına neden olur ve metabolik sorunların derinleşmesine zemin hazırlar. Öte yandan, PKOS’a bağlı hormonal dengesizlikler de insülin direncini daha da artırabilir. Bu karşılıklı etkileşim, bir kısır döngü oluşturarak hem belirtilerin şiddetlenmesine hem de uzun vadede diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskinin yükselmesine neden olabilir.”

Kesin tedavisi yok ama kontrolü mümkün

Dr. Topuz, PKOS’ta doğru ve zamanında tanının önemine dikkat çekerek, “Bu sendrom tüm metabolizmayı etkileyen bir sağlık sorunudur. Bu nedenle, belirtiler farklı şekillerde kendini gösterebilir. Bazı kişilerde belirtiler hafif, bazı kişilerde ise ağır seyredebilir. Tanı konulduktan sonra PKOS’un tamamen tedavi edilmesi mümkün değildir. Beslenmeden yaşam koşullarına, kilodan metabolizmaya uzanan geniş bir yelpazede etkilerini azaltmaya yönelik bir plan çerçevesinde hareket edilir. Bu kapsamda sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması, kilo kontrolü ve düzenli yapılan spor metabolizmanın düzenlenmesinde yardımcı olur. Bunların yanı sıra ilaç tedavileri ile yumurtlama ve hormon döngüsünde düzenleme sağlanır” ifadelerini kullanıyor.

Tedavide 4 altın kural

Dr. Topuz, PKOS yönetiminde sürekliliğin önemine dikkat çekerek, dört temel kuralı şöyle sıralıyor:
• Beslenme düzeni: Rafine şeker ve beyaz un içeren ürünlerden uzak durmak; tam tahıllar, sebzeler, baklagiller, kaliteli protein kaynakları ve sağlıklı yağlara ağırlık vermek, kan şekerinin dengelenmesine yardımcı oluyor. Öğün atlamadan, düzenli ve dengeli beslenmek insülin dalgalanmalarını azaltıyor.
• Fiziksel aktivite: Gün içinde kısa yürüyüşler bile insülin duyarlılığını artırıyor. Günde 15–20 dakikalık tempolu yürüyüş, esneme veya hafif egzersizler metabolizmayı destekliyor.
• Kilo kontrolü: Fazla kilonun yalnızca yüzde 5–10’unun verilmesi bile adet düzeninin iyileşmesine ve insülin direncinin azalmasına katkı sağlayabiliyor.
• Yeterli ve kaliteli uyku: Her gece 7–8 saat uyumak, hormon dengesinin korunması ve metabolik sağlığın desteklenmesi açısından kritik öneme sahip.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ