Uzmanlar, bunun yalnızca beslenme alışkanlıklarına bağlı olmadığını; yaşam tarzı, bireysel fizyolojik farklılıklar ve vücudun enerji dengesini koruma mekanizmalarının da süreci etkilediğini belirtiyor.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Gamze Akbaş İşbilir, metabolik hafızanın kilo kontrolü üzerindeki etkilerini vurgulayarak, sürecin doğru anlaşılmasının sürdürülebilir kilo yönetimi açısından kritik olduğunu söylüyor.

Metabolik hafıza nedir?

Metabolik hafıza, vücudun geçmiş kilo aralıklarına uyum sağlama ve bu dengeyi koruma eğilimi olarak tanımlanabilir. Kilo kaybı yaşandığında, organizma bunu bir “dengesizlik” olarak algılar ve eski ağırlık aralığına dönmeyi destekleyen biyolojik tepkiler geliştirebilir. Bu süreçte:

• Bazal metabolizma hızı düşebilir
• Enerji harcaması azalabilir
• Açlık hormonları artabilir
• Tokluk hissi gecikebilir

Dolayısıyla kilo vermek, sadece kalori açığı yaratmakla sınırlı olmayıp, vücudun biyolojik adaptasyonlarıyla da mücadele etmeyi gerektiriyor.

Yo-yo diyetlerin metabolik hafızaya etkisi

Sık kilo verip geri almak, yani yo-yo diyet döngüsü, metabolik hafızayı olumsuz etkiliyor. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir, “Her yeni kilo verme sürecinde vücut daha fazla direnç geliştirir: bazal metabolizma hızı düşer, kas kütlesi azalır, açlık hormonu olan ghrelin yükselir, tokluk hormonu leptin ise duyarsızlaşır. Bu nedenle diyet geçmişi olan bireyler için kilo yönetimi, ilk kez diyet yapan birinden çok daha zorlu bir süreç haline gelebilir,” diyor.

Belirti vermeden  ilerleyebiliyor: Uzmanlardan erken tanı uyarısı
Belirti vermeden ilerleyebiliyor: Uzmanlardan erken tanı uyarısı
İçeriği Görüntüle

Set Point Teorisi: Vücudun kendi kilosunu savunması

Metabolik hafızanın temel taşlarından biri, 'set point' teorisi. Buna göre vücut, savunduğu belirli bir kilo aralığına sahiptir ve bu aralığın dışına çıkıldığında fizyolojik mekanizmalar devreye girer. Kilo vermeye başladığında metabolizma yavaşlar, açlık artar; kilo alındığında ise tam tersi olur. Bu sistem, kısa vadede hayatta kalma mekanizması olarak işlese de modern yaşamda kalıcı kilo yönetiminin önünde engel oluşturabiliyor.

İnsülin direnci ve yağ dokusu hafızası

Uzun süreli aşırı kilo veya yüksek şekerli beslenme, insülin direncine ve metabolik hafızanın kalıcı izlerine yol açıyor. Yağ hücrelerinde oluşan epigenetik değişiklikler, kilo kaybedildikten sonra bile yıllarca sürebiliyor. Bu durum, yeniden kilo almaya karşı savunmasızlığı artırıyor ve sürecin korunmasını zorlaştırıyor.

Metabolik hafızayı yeniden programlamak

Uzmanlar, uzun süreli ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleri ile metabolik hafızanın olumlu yönde yeniden programlanabileceğini belirtiyor. Bu süreçte:

• Hızlı kilo yerine kademeli ve kalıcı kilo yönetimi
• İşlenmiş gıdalar yerine tam, doğal ve anti-inflamatuar besinler
• Düzenli fiziksel aktivite ile kas kütlesinin korunması
• Yeterli ve kaliteli uyku ile stres yönetimi
• Uzman eşliğinde bireyselleştirilmiş beslenme planları

önem taşıyor.

Kısa yollar ve metabolik saatin geri sarması

Çok düşük kalorili diyetler, öğün atlama veya tek besin grubuna dayalı diyetler, kısa vadede kilo kaybettirse de metabolik hafızayı olumsuz etkileyebiliyor. Vücut bu tür kısıtlamaları tehdit olarak algılıyor ve enerji tasarruf moduna geçiyor. Başarılı kilo yönetimi, bu savunma mekanizmalarını tetiklemeden, adım adım sürdürülebilir bir yol izlemeyi gerektiriyor.

“Metabolik hafıza, kilo verme sürecinde sıklıkla göz ardı edilen ancak sürecin seyrini doğrudan etkileyen önemli bir faktördür. Kısa vadeli sonuçlar yerine, sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının kazanılması ve yaşam tarzı değişikliklerinin benimsenmesi, kalıcı kilo kontrolü açısından daha sağlıklı bir yaklaşım sunar. Bu sürecin kişiye özel planlanması ise başarıyı belirleyen en önemli unsurlardan biridir.”

– Uzm. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir

Kaynak: Basın Bülteni