Popüler olarak “aralıklı oruç” yaklaşımının bir parçası kabul edilen bu yöntem, özellikle gece atıştırmalarını kesmeye dayanıyor. Gece boyunca oluşan uzun açlık aralığı, kan şekeri dengesinden uyku kalitesine kadar birçok sistemi etkiliyor.
Vücut gece onarım moduna geçiyor
İnsan vücudu sirkadiyen ritme göre çalışıyor. Gün ışığında sindirim ve enerji kullanımı öne çıkarken, gece saatlerinde onarım ve yenilenme süreçleri hızlanıyor. Geç saatlerde tüketilen yiyecekler ise bu biyolojik düzeni bozuyor.
Akşam yemeğinin erken saatte tamamlanması ve gece boyunca yalnızca su, şekersiz çay veya sade kahve tüketilmesi, sindirim sisteminin dinlenmesine fırsat tanıyor. Böylece gece boyunca enerji depolama yerine enerji kullanımı ve onarım süreçleri öne çıkıyor.
İnsülin düşüyor, yağ yakımı artıyor
Yemek sonrası yükselen insülin hormonu, vücuda “depolama” sinyali veriyor ve yağ yakımını baskılıyor. Akşam erken saatten sonra yemek yenmediğinde insülin seviyesi gece boyunca düşüyor. Bu da vücudun enerji için yağ depolarına yönelmesini kolaylaştırıyor.
Uzmanlara göre düzenli uygulandığında özellikle bel ve karın çevresindeki yağlanmada azalma görülebiliyor. Ancak sonuçlar kişiye, günlük kalori alımına ve hareket düzeyine göre değişiyor.
Otofaji süreci destekleniyor
Uzun açlık aralıklarında devreye giren “otofaji” mekanizması, hücre içindeki hasarlı yapıların parçalanıp geri dönüştürülmesini sağlıyor. Bu süreç, 2016’da Nobel Ödülü’ne konu olan bilimsel çalışmalarla da gündeme gelmişti.
Otofajinin; hücresel temizlik, bağışıklık fonksiyonları ve yaşlanma süreçleriyle ilişkili olduğu biliniyor. Ancak bunun tek başına hastalıklara karşı kesin koruma sağladığı yönündeki iddialar bilimsel olarak hâlâ araştırma aşamasında.
Büyüme hormonu ve kas korunumu
Gece uykusunun ilk evrelerinde salgılanan büyüme hormonu (HGH), doku onarımı ve kas korunumu açısından önemli rol oynuyor. Geç saatlerde yemek yemek ve yüksek insülin düzeyi, bu hormonun salınımını baskılayabiliyor.
Akşam yemeğini erken bitirmek, büyüme hormonu salınımını destekleyerek toparlanma ve dinlenme kalitesine katkı sağlayabiliyor.
Uyku kalitesi yükseliyor
Dolu mideyle uyumak; reflü, mide yanması ve sık uyanma gibi sorunlara yol açabiliyor. Sindirimin büyük ölçüde tamamlandığı bir zaman diliminde uykuya geçmek ise daha derin ve kesintisiz uyku sağlayabiliyor.
Bu yöntemi uygulayan kişiler, sabah daha dinç uyandıklarını ve gece uykularının daha kaliteli olduğunu bildiriyor.
İlk günler zor olabilir
Gece atıştırmasına alışkın olan kişilerde ilk günlerde açlık hissi artabiliyor. Bu dönemde:
-
Su ve maden suyu
-
Şekersiz bitki çayları
-
Tarçınlı sıcak içecekler
açlık hissini bastırmaya yardımcı olabiliyor. Genellikle birkaç gün içinde vücut yeni düzene uyum sağlıyor.
Uzmanlar, kronik hastalığı olanlar, diyabet hastaları, hamileler ve düzenli ilaç kullanan kişilerin bu tür beslenme değişikliklerini uygulamadan önce mutlaka doktora danışması gerektiğini vurguluyor.





