Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan, araştırmayı değerlendirerek, mutluluk oranının daha yüksek seviyelere çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Mutlulukta ailenin rolü

Mutluluğun en önemli kaynağı olarak aileyi gösteren Prof. Dr. Doğan, “Aile kurumu ülkemizde huzur ve mutluluğun teminatı olarak görülmelidir. Aile kurumunu yıkmaya ya da ona zarar vermeye yönelik girişimler bertaraf edilmelidir.” dedi.

Prof. Dr. Doğan, Türkiye’nin uzun yıllardır orta düzeyde mutlu bir ülke olarak görüldüğünü, son araştırmada mutlulukta bir yükseliş trendinin gözlemlenmesinin önemli olduğunu belirtti. “Pandemi, deprem ve ekonomik kriz insanlarımızın mutluluk düzeylerinde düşüşe neden olmuştu. Bu bakımdan söz konusu artış olumlu olarak değerlense de istenen düzeyde olduğu söylenemez. Şahsen mutluluk oranının yüzde 75’lerin üzerine çıkması gerektiği kanısındayım” diye konuştu.

Uzmanlardan yapay zeka uyarısı: ‘Doktorunuz değil’
Uzmanlardan yapay zeka uyarısı: ‘Doktorunuz değil’
İçeriği Görüntüle

Bireysel olarak sağlıklı beslenme, kişilerarası ilişkileri geliştirme ve yaşamda anlam bulmanın; toplumsal olarak dayanışmayı artırma ve güven ortamını güçlendirmenin mutluluğu artıracağını ifade eden Prof. Dr. Doğan, devletin ekonomik iyileşme, yeşil alanların artırılması ve toplumsal adaletin sağlanması gibi önlemlerle destek olabileceğini belirtti.

Evli bireyler daha mutlu

Araştırmada evli bireylerin bekar ve boşanmış olanlara göre daha mutlu olduğu ortaya çıktı. Prof. Dr. Doğan, bunun aile kurumunun önemini gösterdiğini belirterek, “Evli bireylerin yalnızlık duygusunu daha az yaşamaları, daha iyi beslenmeleri, ekonomik durumlarının daha iyi olması ve düzenli cinsel yaşamlarının olması gibi etkenler daha mutlu olmalarına katkı sağlamaktadır. Aile en güçlü anlam kaynaklarından biridir” dedi.
Ayrıca bireylerin bilinçli anne-baba ve eş olabilmeleri için eğitilmeleri, bilgilendirilmeleri ve aydınlatılmaları gerektiğini de sözlerine ekledi.

Aile ve akrabalık bağları avantaj sağlıyor

Mutluluğun yüzde 69 oranında aile kaynaklı olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, “Biz kolektif kültürün hâkim olduğu, sıcakkanlı insanların yaşadığı bir ülkeyiz. Aile ve akrabalık bağlarının güçlü olması büyük bir avantaj olarak değerlendirilebilir. İnsanlar bu sayede kendilerini sahipsiz, kimsesiz, yalnız ve değersiz hissetmemektedirler” ifadelerini kullandı.

Sağlık ve mutluluk ilişkisi

Prof. Dr. Doğan, sağlığın mutluluğun en üst düzey formu olduğunu vurguladı: “Mutlu olmak sağlıklı olmaktır. Sağlık iyi olduktan sonra mutluluğun önündeki diğer sorunlar bir şekilde halledilebilir. Günümüzde daha fazla insan sağlık konusunda bilinçli davranmaya çalışmaktadır. Ancak sigara kullanımı, paketli gıda tüketimi ve hareketsizlik yaygın bir sorun olarak devam etmektedir.”

Para ve mutluluk

Araştırmada öne çıkan bir diğer konu, ekonomik durum ve hayat pahalılığı oldu. Prof. Dr. Doğan, “Para ve ekonomik durumun iyi olması mutluluk açısından önemli bir avantajdır. Ancak para tek belirleyici değildir. İnsanlar zengin olmaya alışabiliyor ve parasal anlamda iyi durumda olmak mutluluklarını her zaman artırmayabiliyor” dedi.

Paranın nasıl harcandığının da mutluluk üzerinde etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, “Parayla zaman satın alıyor, sıkıcı işlerden kurtuluyor ve diğer insanlarla paylaşıyorsanız, paranızı nesnelerden çok eylemlere harcıyorsanız sizi daha mutlu edebilir. Mutluluk güzel anılar biriktirmektir” dedi.
Prof. Dr. Doğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Gelir durumunuz mutluluk açısından önemlidir ancak para her şey değildir. Temel ihtiyaçlarımız karşılandıktan sonra bireysel gelişime ve kendini gerçekleştirmeye önem vermeliyiz. ‘Sahip olma’ anlayışından ‘olma’ anlayışına geçmek, dışsal koşullara bağlı olmayan, kalıcı ve gerçek bir mutluluk elde etmemizi sağlar. İçsel kalemizi güçlendirmeli, daha umutlu, affedici, iyimser ve sevgi dolu bireyler olarak yaşamımızı sürdürmeliyiz.”

Muhabir: Dilan Aşar