Güngör, en temel meselenin teknoloji değil insan faktörü olduğunu vurgulayarak, “Teknoloji suç işlemez; suçu insan işler!” ifadelerini kullandı.

Dijital çağda uyum zorunluluğu

Dijital okuryazarlığın erken yaşlardan itibaren kazandırılması gerektiğine dikkat çeken Güngör, içinde bulunulan dönemin artık tamamen dijital bir çağ olduğunu hatırlattı. Teknolojinin insanlık yararına üretildiğini belirten Güngör, doğru kullanım kültürünün geliştirilmesinin en az teknoloji üretimi kadar önemli olduğunu ifade etti:

“Biz artık dijital çağın içindeyiz ve bu teknolojilerle uyum içinde yaşamak zorundayız. Sonuçta bu teknolojileri insanlığa fayda sağlasın diye geliştiren de yine insanın kendisidir. Bu nedenle yalnızca teknolojiyi üretmek değil, onu doğru kullanma kültürünü de geliştirmek zorundayız.”

Medyada dönüşüm ve eğitim ihtiyacı

İletişim ve medya alanındaki eğitim süreçlerinin sektörün değişen ihtiyaçlarına göre sürekli güncellenmesi gerektiğini belirten Güngör, üretim biçimlerinden çalışma modellerine kadar pek çok alanın dönüşüm geçirdiğini söyledi.

“Hedefimiz medya sektörünün çok çeşitli alanlarına nitelikli ve donanımlı profesyoneller yetiştirmek. Bunun yolu da sektörle sürekli temas halinde olmaktan, teknolojik gelişmeleri yakından takip etmekten geçiyor. Çünkü gelişen teknolojilerle birlikte üretim ilişkileri değişiyor, buna bağlı olarak sektörün ihtiyaçları da dönüşüyor. Toplumun medyadan beklentileri ve medyayı kullanma biçimleri de büyük bir değişim geçiriyor.”

Sosyal medyanın merkezî rolü

Sosyal medyanın geçmişte günlük yaşamın parçası olmadığını hatırlatan Güngör, bugün ise toplumsal hareketliliğin merkezinde yer aldığını söyledi. Bu hızlı değişimin, iletişim eğitimi veren kurumların programlarını sürekli güncellemesini zorunlu kıldığını ifade etti:

“Bugün ise toplumsal hareketliliğin neredeyse merkezine sosyal medyayı koyabiliyoruz. Bu nedenle iletişim alanında eğitim veren kurumların, sektördeki değişimi ve teknolojik dönüşümü dikkate alarak programlarını sürekli güncellemesi gerekiyor.”

Yapay zekâ medya üretimini yeniden şekillendiriyor

Yapay zekânın medya sektöründe en belirleyici teknolojilerden biri haline geldiğini vurgulayan Güngör, içerik üretiminden çalışma yöntemlerine kadar birçok sürecin değiştiğini dile getirdi:

“Yapay zekayla birlikte çok şey değişti. Dijital teknolojilerin gelişmesi ve yapay zekâ süreçlerinin hayatımıza girmesi belki de en çok medya alanını etkiledi. Medyada üretim biçimleri, çalışma yöntemleri ve içerik üretim süreçleri büyük ölçüde değişti. Bu nedenle medya eğitimi veren kurumlar olarak yapay zekâ temelli yeni ihtiyaçları dikkate almak ve eğitim programlarımızı buna göre güncellemek zorundayız.”

“Sorun teknoloji değil, insan kullanımı”

Teknolojik gelişmelerin zaman zaman yanlış anlaşılabildiğini ve suçla ilişkilendirilebildiğini belirten Güngör, asıl sorunun kullanım biçiminde olduğunu söyledi:

“Teknoloji suç işlemez; suçu insan işler. Sosyal medya veya yapay zekâ gibi teknolojileri suçlamak yerine, bunları nasıl kullandığımızı sorgulamamız gerekiyor.”

Dijital okuryazarlık ve kuşak farkı

Dijital okuryazarlığın toplumsal bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayan Güngör, Türkiye’de teknolojinin hızlı yayılımına karşın eğitim ve farkındalık süreçlerinin aynı hızda gelişmediğini ifade etti.

Tamamen görünmez olacak! iPhone 20 tasarımı sızdırıldı
Tamamen görünmez olacak! iPhone 20 tasarımı sızdırıldı
İçeriği Görüntüle

“Biz artık dijital çağın içindeyiz ve bu teknolojilerle uyum içinde yaşamak zorundayız. Sonuçta bu teknolojileri insanlığa fayda sağlasın diye geliştiren de yine insanın kendisidir. Bu nedenle yalnızca teknolojiyi üretmek değil, onu doğru kullanma kültürünü de geliştirmek zorundayız. Türkiye’de yaşadığımız temel sorunlardan biri, teknolojilerle çok hızlı tanışmamıza rağmen bu süreçten önce yeterli farkındalık ve eğitim altyapısının oluşturulamamasıdır. Bu nedenle zaman zaman uyum sorunları ve kullanım kaynaklı sıkıntılar yaşanabiliyor. İşte bu nedenle dijital okuryazarlık ve dijital teknoloji okuryazarlığı büyük önem taşıyor. Teknolojinin yaşamımıza değer katabilmesi, fayda sağlayabilmesi ve toplumsal uyumu güçlendirebilmesi için bireylerin bu araçları bilinçli şekilde kullanmayı öğrenmesi gerekiyor.”

Ailelere dijital dünya uyarısı

Güngör, ebeveynlerin de dijital dünyaya hâkim olması gerektiğini belirterek kuşaklar arası dijital farkın iletişimde yeni bir mesafe oluşturduğunu söyledi. Genç kuşakların dijital becerilerde daha ileri olması nedeniyle önceki kuşakların deneyimlerinin yeterince değerlendirilemeyebildiğine dikkat çekti.

“Dijital teknolojileri tanıyan ve kullanan ebeveynler, çocuklarını da daha bilinçli şekilde yönlendirebilir.” diyen Güngör, “Bugün Z ve Alfa kuşağı gibi yeni nesiller dijital dünyanın içine doğarken, önceki kuşaklar bu teknolojilere sonradan uyum sağlamaya çalışıyor. Bu durum kuşaklar arasında önemli bir mesafe oluşturuyor. Gençler çoğu zaman kendilerini dijital dünyada daha yetkin gördükleri için önceki kuşakların bilgi ve deneyimlerinden yeterince yararlanma ihtiyacı hissetmeyebiliyor. Bu nedenle kuşaklar arasındaki iletişimi güçlendirmek ve ortak bir dijital kültür oluşturmak her zamankinden daha büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Basın Bülteni