Respiratuvar Sinsityal Virüs (RSV), her yaş grubunda enfeksiyona neden olabilse de özellikle bebekler ve küçük çocuklar için risk oluşturuyor. Soğuk algınlığına benzer belirtilerle başlayabilen enfeksiyon, bazı çocuklarda alt solunum yollarını etkileyerek ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Edin Botan, RSV'nin belirtileri, bulaşma yolları, tedavisi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.

RSV belirtileri soğuk algınlığıyla karıştırılabilir

RSV enfeksiyonunun burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve öksürük gibi belirtilerle başlayabildiğini belirten Doç. Dr. Edin Botan, hastalığın seyrinin çocuklara göre değişebildiğini söyledi.

Botan,

“Hapşırma, ateş, iştahsızlık ve halsizlik de RSV enfeksiyonunda görülebilir. Bazı çocuklarda hastalık hafif belirtilerle atlatılırken bazılarında virüs alt solunum yollarını etkileyebilir. Özellikle bebeklerde belirtilerin ilerleyip ilerlemediğinin ve genel durumun yakından takip edilmesi önemlidir” diye konuştu.

Bebeklerde solunum güçlüğüne dikkat

RSV'nin özellikle küçük bebeklerde ağır seyredebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Botan, solunum güçlüğü ve beslenme sorunlarının önemli belirtiler arasında yer aldığını ifade etti.

Botan,

226 kadın üzerinde araştırıldı: Akupunktur eklem ağrılarını azalttı!
226 kadın üzerinde araştırıldı: Akupunktur eklem ağrılarını azalttı!
İçeriği Görüntüle

“Hızlı veya zor nefes alma, nefes alırken göğüs kafesinde içe çekilme, hırıltı ve beslenmede güçlük alt solunum yollarının etkilendiğini gösterebilir. Çok küçük bebeklerde nefes duraklamaları bazen tek belirti olarak ortaya çıkabilir. Dudaklarda morarma, nefes duraklaması veya belirgin beslenememe durumunda acil tıbbi yardım alınmalıdır” dedi.

Altı aydan küçük bebekler, özellikle yenidoğanlar, prematüre doğan çocuklar, kalp veya akciğer hastalığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıf kişiler, RSV açısından daha yüksek risk taşıyor. İleri yaştaki yetişkinlerde de enfeksiyonun ağır seyredebildiğini belirten Botan, risk grubundaki kişilerin belirtiler ortaya çıktığında sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini vurguladı.

RSV yakın temasla bulaşabiliyor

Virüsün solunum yolu salgıları ve temas yoluyla yayılabildiğini belirten Doç. Dr. Botan, özellikle bebeklerin bulunduğu ortamlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

Botan,

“Virüs, enfekte kişilerin öksürmesi ve hapşırmasıyla yayılan damlacıklar aracılığıyla bulaşabilir. Enfekte kişinin salgılarıyla temas etmek veya virüs bulaşmış yüzeylere dokunduktan sonra elleri göz, burun ya da ağız bölgesine götürmek de bulaşmaya neden olabilir. Bu nedenle özellikle bebeklerin bulunduğu ortamlarda el hijyenine ve hasta kişilerle yakın temasın sınırlandırılmasına dikkat edilmelidir” ifadelerini kullandı.

RSV'nin bazı durumlarda akut bronşiolit ve zatürreye neden olabildiğini kaydeden Botan, virüsün astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunan kişilerde mevcut solunum yolu şikâyetlerini de ağırlaştırabileceğini belirtti.

RSV tedavisinde belirtilerin hafifletilmesi hedefleniyor

RSV enfeksiyonunun çoğu vakada özel bir antiviral tedavi gerektirmediğini ifade eden Doç. Dr. Botan, tedavide sıvı alımının desteklenmesi, burun tıkanıklığının hafifletilmesi ve hastanın genel durumunun izlenmesinin önem taşıdığını söyledi.

Botan,

“Tedavide temel amaç yeterli sıvı alımını desteklemek, burun tıkanıklığını hafifletmek ve çocuğun genel durumunu takip etmektir. Ağır vakalarda hastanede oksijen ve sıvı desteği gerekebilir. RSV virüs kaynaklı bir enfeksiyon olduğu için antibiyotikler virüsün kendisine karşı etkili değildir; ancak eşlik eden bakteriyel bir enfeksiyon saptanırsa hekim tarafından gerekli tedavi planlanabilir. Özellikle bebeklerde beslenmenin ve solunumun yakından izlenmesi gerekir. Sıvı alamama, belirgin halsizlik ve solunum güçlüğü gibi belirtiler görüldüğünde tıbbi değerlendirme için beklenmemelidir” şeklinde konuştu.

RSV'den korunmak için hijyen önemli

RSV'nin bulaşma riskini azaltmak için günlük hijyen alışkanlıklarının önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Botan, el temizliği ve kapalı ortamların havalandırılması gerektiğini ifade etti.

Botan,

“Bebeğe dokunmadan veya beslemeden önce ellerin sabun ve suyla yıkanması, öksürme ve hapşırma sonrasında el temizliğine dikkat edilmesi ve kapalı ortamların düzenli havalandırılması bulaş riskini azaltmaya yardımcı olur. Burun akıntısı, öksürük veya ateş gibi belirtileri olan kişilerin bebeklerle yakın temastan kaçınması, özellikle yenidoğanların kalabalık ortamlardan ve hasta ziyaretçilerden korunması önemlidir. Oyuncaklar ve sık dokunulan yüzeyler düzenli temizlenmeli, bardak, havlu ve emzik gibi kişisel eşyalar ortak kullanılmamalıdır. Bebekler sigara dumanından uzak tutulmalı ve anne sütüyle beslenen bebeklerde emzirmeye devam edilmelidir. Bu önlemler RSV’nin bulaşma riskini azaltmaya yardımcı olsa da tamamen ortadan kaldırmaz” açıklamasında bulundu.

RSV'ye karşı aşı ve koruyucu antikor seçenekleri

Bebeklerde ağır RSV enfeksiyonu riskini azaltmaya yönelik gebelik döneminde uygulanan aşılar ve bebeğe verilen uzun etkili koruyucu antikorlar gibi seçeneklerin bulunduğunu belirten Doç. Dr. Botan, bu uygulamaların birbirinden farklı olduğunu vurguladı.

Botan,

“Gebelikte uygulanan RSV aşısı sonrasında annede oluşan antikorlar plasenta yoluyla bebeğe geçerek doğumdan sonraki dönemde koruma sağlamaya yardımcı olabilir. Nirsevimab gibi uzun etkili koruyucu antikorlar ise özellikle ilk RSV sezonuna giren bebeklerde ağır hastalık riskini azaltmak amacıyla kullanılabilir. Bu uygulamalar aynı yöntem değildir; uygun seçenek, bebeğin yaşı, sağlık durumu ve güncel sağlık otoritelerinin önerileri doğrultusunda hekim tarafından değerlendirilmelidir” dedi.

Koruyucu uygulamaların zamanlamasının ve uygunluğunun ülkelere, ürün bilgilerine ve kişilerin sağlık koşullarına göre değişebileceğini belirten Botan, ailelerin bebeklerini RSV'ye karşı korumak için çocuk hekimlerinden bilgi alabileceklerini ifade etti.

Kaynak: DHA