Toplum hızla her geçen gün daha bir belirgin şekilde değişiyor. Teknoloji bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken, diğer bir yandan da insan ilişkilerimizi farklı değişimlere dönüştürüyor. Örneğin; eskiden kapısını çaldığımız komşumuz, birlikte oturduğumuz ailemiz, sohbet ettiğimiz arkadaşlarımız vardı. Bugün ise aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirlerinin adını bile bilmeyebiliyor.
Bunun en önemli nedenlerinden biri bireyselleşmenin hız kazanmasıdır. İnsan artık kendi zamanını, kendi yaşam alanını ve kendi kararlarını daha fazla önemseyebiliyor. Bu durum özgürlük açısından olumlu sonuçlar doğururken, aşırıya kaçtığında toplumsal bağların zayıflamasına ve yabancılaşmaya yol açabiliyor.
Bunun en görünür örneklerinden biri de 1+1 evlerde yaşam kültürünün yaygınlaşmasıdır. Daha küçük evler, daha az eşya ve daha bağımsız bir yaşam.Tek başına yaşayan insan sayısındaki artış, aslında sadece konut tercihindeki değişimi değil, yaşam biçimindeki dönüşümü de gösteriyor. 1+1 evler aynı zamanda 1+0 hayata davet çıkarmaktadır.
Gelecekte bu eğilimin; dijitalleşme, ekonomik koşullar, kentleşme ve değişen aile yapısıyla birlikte daha da güçlenmesi mümkün. Ancak mesele insanların yalnız yaşaması değil; yalnızlaşmasıdır.
Çünkü insan birey olabilir ama tamamen toplumdan koparak yaşayamaz. Aile, dostluk, komşuluk ve dayanışma duygusu zayıfladığında toplumun ortak ruhu da zayıflar.
Sosyolog gözüyle baktığımızda geleceğin en önemli sorularından biri şudur: Daha özgür bireyler mi olacağız, yoksa daha yalnız insanlar mı?
Bunun cevabı şudur ; teknolojiden çok insan ilişkilerine ne kadar değer vereceğimize bağlı.
Sosyolog / Aile Danışmanı
Gökhan İlhan