Ege’de gerilim bu kez denizdeki askeri hareketlilikten değil, denizin gelecekte nasıl kullanılacağından yükseliyor. Yunanistan’ın 7 Ağustos 2026’da Turizm Özel Mekansal Çerçevesi’ni, 19 Ağustos’ta ise Ege’yi de kapsayan Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekansal Çerçevesi’ni ilan etmesi, Ankara’nın yeniden itirazını gündeme getirdi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, bu düzenlemelerin Türkiye açısından hukuki sonuç doğurmayacağını belirtirken, Ege ve Akdeniz gibi kapalı veya yarı kapalı denizlerde kıyıdaş ülkelerin birbirlerinin hak ve çıkarlarını gözetmesi gerektiğini vurguladı. Ankara aynı zamanda çevre ve enerji gibi alanlarda iş birliğine açık olduğunu da belirtti.

Aslında tartışmanın zemini 2026 yazında oluşmadı. Yunanistan 17 Nisan 2025’te Ulusal Deniz Mekanı Mekansal Stratejisi’ni kabul etti. Bu strateji, denizin farklı bölümlerinin hangi amaçlarla kullanılabileceğini belirleyen daha geniş planlama sürecinin temelini oluşturdu. Buradaki “deniz mekansal planlaması” kavramını basitçe, denizdeki kullanım alanlarının önceden düzenlenmesi olarak düşünmek mümkün. Balıkçılık nerede yapılacak, turizm hangi bölgelerde yoğunlaşacak, gemi yolları nereden geçecek, çevre koruma alanları nerede oluşturulacak, enerji yatırımları hangi sahalarda yapılacak? Planlama bunların aynı deniz alanında birbirleriyle çatışmadan yürütülmesini amaçlıyor. Dolayısıyla ilk bakışta teknik bir çevre ve ekonomi düzenlemesi gibi görünse de Ege’de siyasi bir boyut kazanıyor.
Çünkü iki ülke arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda temel görüş ayrılıkları devam ediyor. Yunanistan’ın 2025’te ortaya koyduğu deniz mekansal planlama yaklaşımı da bu nedenle Ankara’nın itirazıyla karşılaştı. Burada önemli bir hukuki ayrım var. Bir deniz mekansal planında belirli bir bölgenin enerji veya turizm alanı olarak gösterilmesi, o bölgenin otomatik olarak o ülkenin Münhasır Ekonomik Bölgesi, yani MEB’i olduğu anlamına gelmiyor. MEB, kıyı devletine deniz tabanı ve su kütlesindeki belirli ekonomik haklar sağlayan ve sınırları kıyıdaş devletler arasında anlaşma veya uygulanabilir uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde belirlenen bir deniz alanıdır. Başka bir ifadeyle, bir ülkenin kendi haritasına çizdiği kullanım alanı ile iki ülke arasında hukuken belirlenmiş deniz yetki sınırı aynı şey değildir.
Enerji konusu ise tartışmayı daha da önemli hale getiriyor. “Açık deniz yenilenebilir enerjisi” denildiğinde, kıyıdan uzakta deniz alanlarında doğal kaynaklardan elektrik üretilmesi anlaşılmalı. Bunun en bilinen örneği deniz üstü rüzgar santralleridir. Rüzgardanbinler denize yerleştirilerek rüzgardan elektrik üretilir. Güneş enerjisi ve dalga gibi diğer teknolojiler de bu başlık altında değerlendirilebilir. Avrupa’nın enerji dönüşümünde deniz üstü rüzgar enerjisinin önem kazanması, Ege’deki bazı deniz alanlarının gelecekte ekonomik açıdan daha değerli hale gelebileceği anlamına geliyor.
Türkiye açısından mesele bu nedenle yalnızca Yunanistan’ın haritalarına itiraz etmekle sınırlı tutulmamalı. Ankara’nın kendi deniz mekansal planlama çalışmalarını geliştirmesi, bilimsel verilerini ve hukuki tezlerini güçlendirmesi gerekiyor. Nitekim Türkiye’nin 2025’te ortaya koyduğu deniz mekansal planlama çalışması da Atina’nın itirazına yol açmıştı. Böylece iki ülkenin deniz kullanımına ilişkin farklı haritaları ortaya çıkmaya başladı.
Bundan sonrasını üç ihtimal üzerinden okumak mümkün. Taraflar kendi planlarını geliştirmeyi sürdürür, diplomatik itirazlarını yapar ve askeri gerilimi kontrol altında tutabilir. Daha olumsuz senaryoda, enerji yatırımları ve koruma alanları arttıkça haritalar arasındaki uyuşmazlık siyasi gerilimi besleyebilir. Daha akılcı seçenek ise çevre, balıkçılık, deniz kirliliği ve bilimsel araştırmalar gibi alanlarda ortak çalışmaların geliştirilmesi.
Ege’deki temel sorun değişmiş değil. Deniz yetki alanlarının nereden geçeceği ve iki ülkenin denizdeki haklarının nasıl sınırlandırılacağı. Ancak artık bu anlaşmazlığın üzerine enerji, turizm ve çevre politikaları da ekleniyor. Deniz mekansal planlaması tek başına egemenlik yaratmaz; fakat gelecekte hangi ekonomik faaliyetlerin nerede yapılacağını şekillendirir. Bu nedenle Ege’de rekabet yalnızca savaş gemilerinin hareket alanları üzerinden yürümeyecek. Denizin geleceğini kim daha kapsamlı ve bilimsel planlarsa, yarının Ege tartışmasında elini de o kadar güçlendirecek.
Kaynakça
-Associated Press. (2025, 16 Nisan). Greece announces plans on maritime use, irking neighboring Turkey.
-European Maritime Spatial Planning Platform. (2026). Greece – Maritime Spatial Planning.
-Hellenic Republic Ministry of Foreign Affairs. (2025). Statements concerning maritime spatial planning and maritime zones.
-Reuters. (2025, 16 Nisan). Greece submits plans on maritime use after falling foul of EU rules.
-Reuters. (2025, 17 Haziran). Greece protests Turkey’s maritime zoning plan, says it lacks legal basis.
-T.C. Dışişleri Bakanlığı. (2026, 7 Ağustos). Yunanistan tarafından ilan edilen Turizm Özel Mekansal Çerçevesi hakkında açıklama.
-T.C. Dışişleri Bakanlığı. (2026, 19 Ağustos). Yunanistan tarafından ilan edilen Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekansal Çerçevesi hakkında açıklama.