Bazı geceler vardır; sadece bir tarihi değil, bir milletin hafızasını da değiştirir.
15 Temmuz 2016, Türkiye'nin demokrasi sınavlarından biri olarak tarihe geçmiştir. O gece hedef alınan yalnızca devlet kurumları değil; millet iradesi, toplumsal huzur ve ortak geleceğimizdi. Bu darbe terör girişiminin hiç bir izahı, aması, fakatı olmaz olamaz da.
Aradan yıllar geçmesine rağmen, o gün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım.
Bir Sosyolog, bir toplum bilimci olarak inancım şudur ki; Darbe de, terör de, şiddet de hiçbir sorunun çözümü değildir. Kaostur ve bir vahşettir.
Demokratik toplumlarda çözümün adresi hukuk, diyalog ve millet iradesidir.
PKK , FETÖ Vb.Terör gurupları başta olmak üzere, ülkemizin huzurunu, birliğini ve bağımsızlığını kardeşliğini hedef alan tüm terör örgütlerini ve onlara doğrudan ya da dolaylı destek veren anlayışları en güçlü şekilde kınıyorum. Terörün kimliği, adı veya bahanesi değişebilir; ancak bıraktığı acılar ve topluma verdiği zarar değişmez.
15 Temmuz'un bize bıraktığı en önemli toplumsal ders; farklı düşüncelere sahip olsak da ortak değerler etrafında kenetlenebilmenin önemidir. Birlik ve beraberlik, sadece zor günlerin değil, huzurlu yarınların da en sağlam teminatıdır. Toplumsal güveni koruyan; hukukun üstünlüğü, adalet, şeffaflık ve demokratik değerlere bağlılıktır.
Geçmişten ders çıkarmak, geleceğe daha güçlü yürüyebilmenin şartıdır. Çocuklarımıza bırakacağımız en kıymetli miras; darbelerin konuşulmadığı, terörün değil sevginin saygının, ayrışmanın değil kardeşliğin egemen olduğu bir Türkiye olmalıdır.
Unutmayalım; güçlü devletler sadece kurumlarıyla değil, ortak vicdanını koruyabilen toplumlarıyla ayakta kalır. Demokrasiye sahip çıkmak ise yalnızca belirli günlerde değil, her gün hepimizin ortak sorumluluğudur.
Vatan uğrunda şehadete ulaşmış gelmiş geçmiş tüm şehitlerimizi Allah'tan rahmetle, şükranla, minnetle ve saygıyla anıyorum. Gazilerimize de sağlık ve huzur diliyorum..
Vatan kutsaldır.