Futbolda başarı çoğu zaman puan tablosuyla ölçülür. Bir sezon Avrupa kupalarına katılırsınız, ertesi yıl küme düşme korkusu yaşarsınız. Taraftar bir yıl bayram eder, sonraki yıl kulübünün geleceği için endişelenir. Ne yazık ki Türk futbolunda bu tabloya yıllardır alıştık.
İşte tam da bu noktada Göztepe Sportif Direktörü Ivan Mance'nin sözleri üzerinde durmak gerekiyor.
Mance, Türkiye'ye gelmeden önce birçok kulübü incelediğini ve bazı takımların Avrupa'ya gidip bir sezon sonra mali krizlerle boğuşmasını kabul edemediğini söylüyor. Aslında bu, sadece bir tespit değil; Türk futbolunun en büyük hastalığının özeti.
Başarı uğruna yapılan kontrolsüz harcamalar, günü kurtarmaya yönelik transferler ve değişen yönetimlerle sürekli değişen hedefler...
Sonuç ise borç, transfer yasakları ve sportif çöküş.
Göztepe ise farklı bir yol deniyor. Sabır, planlama ve sürdürülebilirlik...
Elbette taraftar sabırsızdır. Her sezon Avrupa hayali kurar, her maç kazanılmasını ister. Bu futbolun doğasında var. Ancak kalıcı başarı ile anlık başarı arasındaki farkı da görmek gerekiyor. Bir sezonluk parlamalar alkış getirir, sağlam bir kulüp yapısı ise gelecek nesillere güçlü bir Göztepe bırakır.
Bugün Göztepe'nin transfer politikasına bakıldığında genç, gelişime açık ve ekonomik değeri olan oyuncular tercih ediliyor. Teknik ekipten altyapıya kadar belirli bir sistem oluşturulmaya çalışılıyor. Bu model kısa vadede herkesi mutlu etmeyebilir. Fakat doğru uygulanırsa kulübü yıllarca ayakta tutabilir.
Tabii ki bu projenin gerçek sınavı, işler kötü gittiğinde verilecek kararlar olacak. Çünkü sürdürülebilirlik sadece kazanırken değil, kaybederken de plana sadık kalabilmektir.
Ivan Mance'nin "Göztepe'yi güzel günler bekliyor" sözü bugünden yarına verilecek bir başarı vaadi değil. Bu, uzun vadeli bir yol haritasının ifadesi.
Türk futbolunun en çok ihtiyaç duyduğu şey de belki tam olarak budur: Bir sezonluk hayaller değil, onlarca yıl yaşayacak sağlam kulüpler.