Uluslararası krizlerde sıkça dile getirilen varsayımlardan biri, bir devletin üst düzey siyasi ya da askeri kadrolarını hedef alan operasyonların o ülkenin yönetimini zayıflatacağı ve iç siyasi çözülmeyi hızlandıracağı yönündedir.
Ancak yakın dönem gelişmeleri ve siyaset bilimi literatürü, bunun her zaman geçerli olmadığını göstermektedir. Bazı durumlarda dış müdahale, beklenenin aksine toplumun mevcut yönetim etrafında daha sıkı kenetlenmesine yol açabilmektedir. İran, bu olgunun günümüzde en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

Siyaset biliminde "bayrak etrafında kenetlenme" olarak adlandırılan bu yaklaşım, dış tehdit veya uluslararası kriz dönemlerinde toplumun siyasi görüş ayrılıklarını ikinci plana bırakarak devletin ve mevcut yönetimin arkasında birleşme eğilimini ifade eder. John Mueller'in 1970 yılında ortaya koyduğu kurama göre, dış tehdit algısı yükseldiğinde kamuoyunun önceliği siyasi rekabet değil, ulusal güvenlik ve egemenlik olmaktadır. Bu nedenle normal zamanlarda sert biçimde eleştirilen yönetimler bile kriz dönemlerinde geçici de olsa daha geniş bir toplumsal destek elde edebilmektedir.
Bu durum yalnızca teorik bir tespit değildir. 1982 Falkland Savaşı sırasında Birleşik Krallık Başbakanı Margaret Thatcher'ın kamuoyu desteğinde yaşanan artış, 11 Eylül saldırılarının ardından ABD Başkanı George W. Bush'un onay oranlarının tarihi seviyelere ulaşması ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ilk aylarında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski etrafında oluşan toplumsal birlik, aynı psikolojik ve siyasi dinamiğin farklı ülkelerde de ortaya çıkabildiğini göstermektedir. Krizlerin nedeni değişse de dış tehdit karşısında toplumların benzer refleksler geliştirebildiği görülmektedir.
İran'da da benzer bir tablo dikkat çekmektedir. Uzun yıllardır ekonomik yaptırımlar, diplomatik baskılar ve askeri tehditlerle karşı karşıya bulunan ülkede, dış baskının yoğunlaştığı dönemlerde yönetime verilen desteğin belirli ölçüde arttığını ortaya koyan akademik araştırmalar bulunmaktadır. Foreign Policy Analysis dergisinde 2025 yılında yayımlanan bir çalışma, ABD yaptırımlarının yalnızca hükümet yanlılarını değil, bazı muhalif kesimleri de ulusal egemenlik söylemi etrafında devlete daha yakın bir tutum almaya yöneltebildiğini ortaya koymuştur. Araştırma, dış baskının iç siyasi ayrışmaları tamamen ortadan kaldırmadığını, ancak kısa süreli de olsa geri plana itebildiğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.
Bu etkinin en görünür örneklerinden biri ise 2020 yılında Kasım Süleymani'nin ABD tarafından
Düzenlenen operasyonla öldürülmesinin ardından yaşandı. Yönetiminin kişinin katıldığı cenaze törenleri ve ülke genelinde yükselen millibirlik söylemi, dış müdahalenin kısa vadede İran yönetiminin toplumsal desteğini güçlendirdiğine işaret etti. Uluslararası değerlendirmelerin önemli bir bölümü de Washington'un beklediği iç siyasi çözülmenin gerçekleşmediği yönünde birleşti.
Bununla birlikte siyaset bilimi literatürü, "bayrak etrafında kenetlenme" etkisinin kalıcı olmadığı konusunda da görüş birliği içindedir. Krizin etkisi azaldığında ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı, işsizlik ve yönetim performansı yeniden toplumun temel gündem maddeleri haline gelmektedir. Dolayısıyla dış tehdit, yönetimlere uzun vadeli bir meşruiyet kazandırmaktan çok, kriz dönemlerinde geçici bir toplumsal dayanışma zemini oluşturmaktadır.
Türkiye açısından bakıldığında bu tartışma yalnızca İran'ın iç siyasetiyle sınırlı değildir. İran'da yaşanabilecek gelişmeler; sınır güvenliği, enerji arzı, ticaret yolları, göç hareketleri ve bölgesel istikrar bakımından Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle Ankara'nın değerlendirmelerinde yalnızca askeri gelişmeleri değil, İran toplumunun dış baskıya verdiği sosyal ve siyasal tepkileri de dikkate alması önem taşımaktadır.
Uluslararası ilişkiler tarihi, savaşların yalnızca askeri güç dengeleriyle açıklanamayacağını defalarca göstermiştir. Toplumların ortak hafızası, ulusal kimlik bilinci ve kriz anlarında ortaya çıkan dayanışma refleksi, zaman zaman en gelişmiş silah sistemlerinden daha belirleyici olabilmektedir. Bu nedenle dış müdahalelerin başarısı yalnızca hedef alınan kişi veya kurumlarla değil, o müdahalenin toplum üzerinde yarattığı siyasi ve psikolojik etkilerle birlikte değerlendirilmelidir. Bazen bir operasyon askeri açıdan başarılı görünse de siyasal sonuçları hedeflenenin tam tersine gelişebilir; işte uluslararası siyasetin en zor hesaplanan boyutu da tam olarak burada ortaya çıkmaktadır.
Kaynakça
-Hetherington, Marc J. ve Michael Nelson (2003). "Bayrak Etrafında Kenetlenme Etkisinin Anatomisi: George W. Bush ve Terörle Mücadele Dönemi." PS: Siyaset Bilimi ve Siyaset Dergisi.
-Mueller, John (1970). "Truman'dan Johnson'a Başkanların Kamuoyu Desteği." American Political Science Review (Amerikan Siyaset Bilimi İncelemesi).
-Rezaee Daryakenari, Behzad (2025). "Kimler Bayrak Etrafında Kenetleniyor? ABD Yaptırımlarının İran Halkının Hükûmete Yönelik Tutumuna Etkisi." Foreign Policy Analysis (Dış Politika Analizi Dergisi).
-Reuters (2021). "ABD Karşıtı Sloganlar Eşliğinde Irak'taki Milis Destekçileri, Süleymani'nin Öldürülmesinin Birinci Yılını Andı."
-Time (2020). "ABD'nin Süleymani Operasyonu İran Yönetimi İçin Neden Beklenmedik Bir Avantaja Dönüştü?"