Birinci Dünya Savaşı’nın galiplerinin öncelikle hedefi tarihin en güçlü “Sünni Türk - İslam Devleti” olan Osmanlı’yı ortadan kaldırmaktı. Çünkü Osmanlı, beş yüz yıllık korkuları, kabuslarıydı.

Osmanlı Devleti’nin yıkılması ilk hedefleriydi ama son arzuları değildi. Yerine aynı saiklerle, tezlerle hareket edecek yeni bir Türk - İslam Devleti istenmiyordu. Onu da başardılar.

Devamında, bölgenin en etkili aktörleri Türkler - Araplar ve Kürtler’in birliktelik oluşturmalarının önüne geçilmeliydi. Burada da devreye “ırk” ve “mezhep” farklılıkları sokuldu. Anadolu’ya hapsedilen Sünni Türkler ve Kürtler ile Araplar’ın arasına “Şia - Alevi - Nusayri” duvarı ördüler. Bununla da yetinmediler. Mezhep faktörüyle bölemedikleri Kürtler’le Türkleri de “ırkçılık”la düşmanlaştırmak istediler. Kısmen de olsa başardılar. Bir taşla üç kuş vurup Türkleri, Arapları ve Kürtleri devre dışı bıraktılar. Böylece, Haçlı Batı’nın dünyayı sömürmesinin önünde herhangi bir engel kalmadı.

Bu durum yüz yıl sürdü.

Sömürgeci Batı’nın coğrafyamıza giydirdiği deli gömleğine ilk itiraz Tayyip Erdoğan’la birlikte yükselişe geçen Türkiye’den geldi.
Son 20 yıldır verilen tam bağımsızlık mücadelesinde artık son aşamaya gelindi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, artık Batı’dan bağımsız, kendi ve bölge halklarının menfaatleri doğrultusunda karar veriyor ve uyguluyor. Bunun son örneğini yakın tarihte Suriye’de gördük, yaşadık.

Suriye hamlesi Türkiye için büyük devlet refleksi, rüştünü ispat etme testiydi. Hamd olsun başarıya ulaşıldı. Bu gelişme, aynı zamanda İslam Dünyası ve coğrafyamız için yeni bir miladın başlangıcı olacaktır.

İşte Öcalan tam bu noktada, Türk “Devlet” Aklı tarafından devreye sokuldu. Peki neden?

Bunu anlamak için öncelikle hedefe odaklanmak gerek. Haçlı Batı, yüz yıl önce bizi nerden söküp parçalara ayırdı ise, oraları tamir edip yeniden ayağa kalkmak istiyoruz. Bunun için de Kızıl Elmamız belli, “Sünni Blok” yeniden inşaa edilecek.

Süreç başarıya ulaşırsa, Türkler, Araplar ve Kürtler, güçlü bir şekilde yeniden kenetlenir ve hedeflenen “Türkiye Yüzyılı” ancak o zaman başlar…

Akıl edelim, sabredelim, devletimize güvenelim, sürecin sonucunu bekleyelim.

Niyet hayır, akıbet hayır…