Eskiden Türk Toplumu'nu tanımlamak için söylenecek sözlerin başında hoşgörü gelirdi.
Birbirimizi anlar, dinler ve hoşgörü ile yaklaşırdık. Olası bir sorun yaşandığında cevabımız da belliydi “olur o kadar”, bugün tüm bu değerleri unuttuk. Evden başlayıp, sokakta, işyerinde, trafikte birbirimize tahammül gösteremez olduk. Mazeretim var Asabiyim Ben Gerçekten çok asabi olduk. Bu konu siyasetçilerin birinci gündemi olmalı. Yoksa bu tablo git gide daha karanlık olacak. Kimsenin kimseye tahammülü kalmadı.
Devletin tüm organlarının bu konuda acil bir proje hazırlayıp eyleme geçmesi gerekiyor. Emekli maaşı sorunu çözülür. Kira artışına bir sınır getirilebilir ekonomi düzelir ama bu asabiyet kalıcı hale gelmemeli. Devlet bu konu için çok ciddi bir çalışma yapıp kurultaylar, seminerler düzenleyip kalıcı çözüme ulaşmalı. Toplumdaki bu gerginlik olduğu sürece ne yapılırsa yapılsın kimse mutlu olmayacak. Mutsuz toplum her türlü sorunun da ana kaynağı haline gelir. Dikkat edin bu gerginliği kullanan yasadışı oluşumlar şimdi yaşça küçük çocukları suça daha fazla teşvik eder oldu.
Öncelikle büyük bir milli eğitim hamlesi gelmeli, iyi birey yetiştirmek aileden okula, toplumdan devlete birinci görevimiz olmalı. Bu gerginlik asla normal algılanmamalı, altında yatan sebepler uzman kişi ve kurumların koordineli çalışmasıyla ortaya çıkarılıp, ülkesini, milletini seven hoşgörülü bireylerin olduğu pırıl pırıl bir gençliğe sahip olunmalıdır.
Gerilen her şey bir noktadan sonra kopar. Koparmak çözüm değil olası yeni sorunların başlangıcı demektir. Kesinlikle göz ardı edilecek bir durum değil şu an karşı karşıya kaldığımız durum. Kesin çözüm bulmakla uğraşmazsak daha büyük sorunlar hatta toplumsal olaylara varacak endişeli gelişmeler bizi bekliyor. Türk Toplumu acilen fabrika ayarlarına geri döndürülmeli ve kimse “Mazeretim var Asabiyim Ben” dememeli.