"Derin olduğunu bilen kimse kolay anlaşılır olmaya çalışır; kalabalığa derin görünmekten hoşlanan kimse ise anlaşılmaz olmaya çalışır. Çünkü kalabalık, dibini göremediği her şeyi derin sanır.", diyen Nietzsche çok haklı. Uykusuzlar romanım 1946 yılında başlar yani atom bombası atıldıktan bir yıl sonra, doğanın küskünlüğüyle açılır roman. Hiroşima insanlığa ders olmadı. Kolektif bilinçaltımıza bıraktığı dehşet ise hâlâ bizimle. Tarihimiz büyük acılar ve kederlerle dolu ve biz fark etmesek de hepsi ilkel beynimizde bizimle yaşıyor. Hiçbirimiz insanlığın geçmişinden kaçamayız. Şairin dediği gibi, ölünce bir insan eksilirim ben, büyük insanlığın parçasıyım ben... Bugünlerde yaşanan yangınlar, yaşanacak başka doğal afetler ve yıkımlar... Hepsinde bir rolümüz var. Ama iyi ama kötü... Size hep dengeden söz ediyorum. Aydınlığı çoğaltamazsak hep birlikte zifiri bir karanlığa mahkum oluruz...
İletişim Fakültesi mezunu olarak, medyanın algı yönetmedeki rolünü biliyorum ama sizler de dikkat ederseniz, haberlerde iyi şeyleri olumlu şeyler çok büyük başarılar olmadıkları sürece yer almazlar; aldıklarında da süreleri çok kısa olur. Haberler kötüyü anlatmak, derinleştirmek dahası insanları tetikte tutmak, korkutmak ve sistem olmazsa bu kötülük tarafından yutulacaklarını hissettirmek üzere kurgulanır.
Rutger Bregman'ın yazdığı, Çoğu İnsan İyidir, kitabını çok sevdim. Gittiğim her söyleşide gençlere öneriyorum. Sizlere de önermek istedim. Şayet çoğu insanın kötü olduğuna inanırsak birbirimize öyle davranmaya başlarız ve birbirimizin içindeki kötülüğün ortaya çıkmasını sağlarız. Dünyayı biçimlendiren, etkileyen fikirler arasında en güçlü olanı insanlığa bakış açımızdır. Birbirimizle ilgili ön kabulümüz neyse onu ortaya çıkarırız. Çağımızın en büyük zorluklarıyla başa çıkmak istiyorsak -iklim krizinden birbirimize duyduğumuz güvenin zayıflamasına kadar- bence mücadeleye insan doğasına dair bakış açımızdan başlamalıyız."
Dedesi torununa, "İçimde bir savaş sürüyor, iki kurdun savaşı. Biri kötü, öfkeli, açgözlü, kıskanç, kendini beğenmiş ve korkak. Diğeri ise iyi, sakin, sevecen, mütevazı, eli açık, dürüst ve güvenilir. Bu kurtlar senin içinde de, diğer bütün insanların içinde de savaşıyor," demiş. Torunu biraz düşündükten sonra, "Hangi kurt kazanacak?" diye sormuş. Yaşlı adam gülümseyip cevap vermiş: "Beslediğin kurt."