Dürüst olalım, hangimiz tartışırken bir anda kendimizi o eski defterleri açarken bulmuyoruz ki?

Bir bakmışsın konu ufak bir şeyden çıkmış, üç sene önceki bir günde kimin ne dediğine gelmiş. İşte tam o anda durup bir nefes almak lazım. Çünkü o eski konuları masaya dökünce asıl mesele arada kaynayıp gidiyor, geriye sadece birbirini yaralamış iki insan kalıyor.

Bence en önemli kural şu: Tartışırken "sen zaten hep böylesin" demek yerine, "ya bak, sen böyle yapınca ben kendimi gerçekten çok kötü/değersiz hissediyorum" diyebilmek. Karşındakine parmak sallamak yerine ona kalbini açmak gibi bir şey bu. O zaman savunmaya geçmek yerine seni duymaya başlıyorlar. Bir de şu ayrılık tehditleri meselesi var... Her kavgada "o zaman bitsin" demek, aynı yola baş koymamak gibi. Güven bir kere sarsıldı mı, toparlaması yıllar alıyor. Üstünden yıllar geçince de toparlanamıyor.

Baktın tansiyon yükseliyor, duyguları yönetemeyeceğini düşünüyorsun: "Şu an çok doluyum, seni kırmak istemiyorum, gel bir saat sonra sakinleşince konuşalım" deyip başka odaya geçmek aslında yapılabilecek en büyük olgunluk. Odaya geçip bir nefes almak ya da dışarı çıkıp biraz yürümek iyi gelecektir.
Mesele kimin haklı olduğu değil, günün sonunda yatağına geçip uyuduğunda huzurlu olup olmadığındır.