Büyükşehir ve Sorunlar 19. Yüz yılda başlayan kentleşme süreci ülkemizde de 1950'de başlamıştır. İnsanlar apartmanlarda yaşamayı statü atlamak olarak görmeye başlayınca, bulundukları köy, kasaba ve küçük ilçelerde yeterince sosyal yaşantı ve iş imkanları bulamayınca kontrolsüz bir kentleşme hareketi başlamıştır.
Bu durumun başlangıçta bir sorun yaratacağını hesap edemeyen yetkililer önleme yerine adeta teşvik etmeyi daha uygun görmüştü. Bugün büyükşehirlerin sorunların çözümü noktasında çaresiz kalmasının ana nedeni de budur. İnsanların küçük yerleşim yerlerini terk edip daha iyi bir gelecek umudu ile büyükşehirlere akın etmesi zaten hazırlıksız olan bu kentleri tam bir çaresizliğin içine atmıştır. Bu durum gelecekte daha büyük sorun haline geleceğini gören batı toplumu hızlı çözümler bulup büyük bir sosyal krizin önüne geçmeyi büyük ölçüde başarmıştır.
Bunu bir kaç madde ile özetleyecek olursak; . Planlı sanayileşme . Üretimin bir kısmının kırsala taşınması . Tarımda makineleşme . Ekonomik denge Ülkemizde bu maddeler hiç dikkate alınmadığı için hatta göç özendirildigi için bugün tam bir çıkmazın içinde adeta çözümsüz durumda büyükşehirlerimiz. Hatta bu durum şarkıcıların ilham olup. “ hadi gel köyümüze geri dönelim” diye şarkı yapmasına bile neden olmuştur. Her zaman olduğu gibi sanatçı duyarlılığı burada da ön plana çıkmıştır.
Çözüm belliyken yani batı toplumları bir kaç ana başlık altında bunu çözüme ulaştırmışken şarkı sözleri ile tersine göçü başlatmak tam da bize uygun bir davranış biçimi olmuştur. Büyükşehirlerin bu kadar büyük maddi kaynaklar harcanacak yeniden yapılanması projeleri yerine göçü tersine döndürecek uygulamalar daha kolay ve daha az maddi bedel ödenecek bir durumdur.
Kurumların koordineli hareket etmesi uzun zaman yayılan tersine göç projeleri ile çözüm hiç zor olmayacaktır. Umarım köylerimiz de en az şehirler kadar iyi alt yapı ve sosyal dengeye sahip olur. Böylece büyükşehir cazibe olmaktan çıkar. Tüm kurumlar üstüne düşeni yaparsa biz de Avrupa’daki gibi köylere sahip oluruz.