Son zamanlarda en çok duyduğumuz kelimelerden biri “Mutsuzum”

Mutlaka da sonrasında bir açıklama geliyor.
Maaş az.
Hayat pahalı.
Sevgilim beni anlamıyor.
Tuttuğum takım yenildi.
Yeni model telefonu alamadım.
Bu örnekleri çoğaltmak tabi ki mümkün. Hatta sorsak herkesten farklı bir örnekte gelebilir.
Peki gerçekten mutsuz muyuz? Yoksa mutlu olmayı mı bilmiyoruz?
Değişen dünya şartları aslında bizi de değiştirdi. Beklentilerimiz farklılaştı. Evimize misafir geldiğinde mutlu olan bizler şimdi biri gelecekse bahane bulmaya çalışıyoruz gelmesin diye.
Eve bir eşya alındığında mutlu olurken şimdi ama bir başkasında daha güzeli var diye üzülüyoruz.
Aile bir araba satın aldığında topluca binip gezmeye giderken şimdi bak komşunun arabasının daha farklı özellikleri var diye kendimizi üzüyoruz.
Çocuğumuza bir ayakkabı ya da giysi aldığımızda eskiden olsa giyip sokağa çıkacakken şimdi markasına bakıp ama arkadaşlarım başka marka giyiyor diye üzülmeye başlıyor.
Bu örnekleri saymakla bitiremeyiz. Değişen dünya, hayatımıza ansızın giren sosyal medya platformları bizi biz olmaktan çıkarıp hazırlanıp kurgulanmış bir düzenin parçası olmaya itiyor.
Bu düzen zaten bizi mutsuzluğa itmeye programlı. Mutsuz insan, mutsuz toplum her türlü amaç için kullanılmaya müsait hale gelir. Bunun için aile en önemli unsurdur. Aile varsa aile bağları güçlü ise mutsuzluk asla size uğrayamaz.
Yoksa mutlu olmak çok kolay. Her sabah uyandığımızda nefes alıyoruz bak yaşıyorum diye mutlu olmak bile yeter.