Son zamanlarda içi bu kadar boş başka bir söz duymadım emin olun. Bu arada hemen başında belirteyim ben de İzmirliyim.
İzmir’ de yaşayan İzmirli olsun olmasın kime sorarsanız bunu söyler size “biz İzmirliyiz” aidiyet duygusu tarafından bakarsak gerçekten çok güzel, yaşadığı kente bu tarz bağlılık.
İşin bir de diğer yönü var Türkiye'nin 3. büyük kenti olmasına rağmen yaşayanların hiç de öyle hissetmediği bir kent İzmir.
Şöyle bir durum var biz İzmirliyiz demekle uygulamada hiç bir şey olumlu olmuyor. Trafiği adeta bir facia. Toplu ulaşım tam bir felaket.
Sahillerinde vatandaşın ücretsiz denize gireceği tek bir plaj bile yok neredeyse. Kentin tam ortasında Kültürpark gibi bir maden var ama işlemesini bilen yok.
Spor kulüpleri tamamen batık Göztepe hariç onun da sebebini biliyorsunuz burada yazmayayım.
İzmir’e ait meşhur tek bir markası bile yok.
Dünyanın en büyük otomotiv sporları organizasyonu olan F1 in bile İzmir’ de yapılmasını sağlayamadık. Oysa ki Meryem Ana, Antik Efes Kenti ve Şirince’nin bulunduğu alan bu organizasyon için bulunmaz bir değerdi.
Kentin içerisinde 8500 yıllık bir tarih yatıyor ama kimin umurunda. Tarihi İpek Yolu’nun geçtiği bölge Spotçular Çarşısı.
Dünyanın en büyük açık pazarı olan Kemeraltı döner ekmek çarşısı adeta ve nedeni bilinmez bir şekilde gece açılmıyor.
Allah İzmir’e öyle güzel bir armağan olarak körfezi sunmuş ki biz de teşekkür olarak denizin kahverengi olmasını sağladık. Bu arada en azından bu renk denizle dünyada tek olabiliriz!
Bunu yazmakla bitirmem mümkün değil. İzmir’e sahip çıkıp hakettiği yere gelmesini sağlamak yerine kolay olanı seçip biz İzmirliyiz demekle yetiniyoruz.